1692 Defa Okundu

Tarihinizi doğru bilmezseniz birileri sizi geçmişine söven, atalarına hakaret eden, onları kötü yâd eden ve dahi geleceğinden de emin olmayan, az düşünen çok söylenen topluluk haline getirebilir. Ve maalesef biz çoğunlukta bu haldeyiz. Üzerinde yaşadığımız kadim Anadolu toprağı jeopolitik konumu ve geçmiş medeniyetlerin izlerini taşıması hasebiyle her dönem farklı uygarlıkların farklı güçlerin hedefi olmuştur.

600 yıllık bir çınar olan Osmanlı imparatorluğunun çöküşünü 30 yıl donduran sultan II. Abdülhamid’i tahttan indiren ve hürriyet aldatmacası ile memlekette nifak ateşini körüklemiş emperyalistlerin gözünde Osmanlı imparatorluğu bitmiş ve pay edilmiş bir devletti.

Ve Sultan Vahdettin o gün yapılacak en iyi şeyi yapmak için harekete geçti. Kuşatılmış bir başkentte yapılacak tek şey Anadolu halkını bir an önce harekete geçirtmek ve bunun içinde uygun zemin oluşturmaktı. Vahdettin Almanya gezisinden sonra yaveri yaptığı Mustafa Kemal’den o ışığı almıştı. O günlerde Enver paşa gibi Mustafa Kemal’de saraya damat olma hayali taşıyor muydu bilinmez ama bilinen şu ki Sultan, Mustafa Kemal’i seçerek Anadolu’ya gönderdiğidir.

Zaten bunu belli bir kurala ilişkin yapıyor. Önce o günün gazetesi olan Takvim-i Vekayî’de 5 Mayıs 1919’da Mustafa Kemal’in tayin emri yayınlanıyor. Yazı tam olarak şudur;
“Mülga (lâğvedilmiş, kaldırılmış olan) Yıldırım Grubu Kumandanı Mustafa Kemal Paşa, Dokuzuncu Ordu Kıtâatı (kıt’aları) Müfettişliği’ne tâyin edilmiştir. İşbu irâde-i seniyyenin (padişah emrinin) icrâsına Harbiye Nâzırı (Savaş Bakanı) memurdur. 29 Receb 1337, 30 Nisan 1335 (30 Nisan 1919).
Mehmed Vahideddin .
Harbiye Nâzırı Şakir, Sadrazam Damad Ferid”.
Akabinde Mustafa Kemal paşa Mütevazı, fazlaca dikkat çekmeyen ama güvenli bir gemi ile ve gerekli belge, teçhizatla Samsun yolculuğu başlamıştır.

Tabi o günün şartları Sultan Vahdettin Mustafa Kemal’i ne için gönderdi derseniz herhalde kendisinin saltanatını kaldıracak, kendisini hain ilan ettirecek bir Cumhuriyet’in temelleri için değildir. Mustafa Kemal’in o gün aklında olanların bundan ırak olduğuna inanlardanım.

Bir Osmanlı subayı olan Mustafa Kemal’in de koca çınarın Sultanı Vahdettin’inde aklında ki şey vatan toprağını bir an önce işgalden kurtarmaktı. Yıllarca bize yanlış ve bir o kadar da haksız bir tarihi bilgilerle zihnimiz kirletildi. Bu durum anlaşılır bir şey aslında zira yeni Cumhuriyet’i kuran tepeden inmeci zihniyet eskinin izlerini sadece şekilden, manadan değil yeni nesillerin yüreğinden de silmek için çabaladı ama başaramadılar tabi ki de.

Tabi ben bir kısım şarlatan, kendi menfaati için belli resimlerin ardına gizlenmiş yazarların söylemlerini yok sayıyorum. Ben o günkü Mustafa kemal ile bu gün yansıtılan Mustafa kemal arasında küçük dağlar değil himalayalar kadar fark olduğu kanısındayım.

O gün bu şanlı mücadeleyi vermiş olan ecdadın ruhları şad olsun. Geçmişin kavgalarını bugünün küfürleriyle çözemeyeceğimiz aşikârken geçmişe saygılı olmak zorundayız. Bugün gelinen noktada bir kesim sultan Vahdettin’e, bir kısım da Mustafa Kemal’e nefretle bakıyor. Ben o gün için söylüyorum bunu her ikisine de saygı duyulmalıdır. Çünkü 19 Mayıs harekâtı bir ideolojik devlete giden yapılanmayla alakalı değil bir İslam cihan imparatorluğunun kurtarılması için girişilmiş bir kutlu diriliştir. Sonrasından olanlar ya da yapılanlar için herkes şuan kendi mezarında hesabını veriyordur unutmayalım.

Tüm bunların akabinde şöyle sonlandırmak gerekirse 19 Mayıs 1919 ruhuyla çıkılan yolda 19 Mayıs bayramınızı kutluyor o günden bu güne değin bir mezar taşından yoksun, bir kefenden yoksun bu topraklar için can veren şühedalarımızı rahmet minnet ve dua yad ediyorum.

 

 

Yorumlar