5008 Defa Okundu

Haber aynen şöyle:

“Eski sevgilisi  tarafından defalarca tehdit edilen 13 yaşındaki kız çocuğu sokak ortasında bıçaklandı”.

13 yaşında bir kız..

“Eski” bir sevgilisi tarafından bıçaklanmış.

“Eski” olduğuna göre “kaçıncı” olduğunu soramayız.

Malum İstanbul  sözleşmesi elimizi –kolumuzu bağlıyor.

13 yaşındaki bu “kızımıza” kendini bıçaklayanın “kaçıncı” sevgisi olduğunu sormaya hakkımız yok.

Dikkat ederseniz hiçbir haber bülteninde böyle bir soru soran yoktur ve olamaz.

Ama bu haber üzerinden bir kısım çevreler “kadınlara şiddet” sloganıyla sürmanşet yaparlar/yaptılar.

Mesela şöyle diyemezsiniz:

Yahu 13 yaşındaki bir kızın yaşı kaç ki, kaç tane sevgilisi olabilir? 

Yaşı henüz 18’e bile gelmemiş.

Gerçi İstanbul  sözleşmesine yaşı 18’den küçük olanlar için “kadın”  ifadesinin kullanılması gerekiyor.  

13 yaşındaki “kızımıza” kendisini bıçaklayan “eski” sevgilisinin “kaçıncı” olduğunu sormaktaki gayemiz elbette onu kıskanmak değildir.

Her ne kadar 18 yaşına gelmemiş olsa da, kendi kararını kendisi verecek medeni rüşte intikal etmemiş olsa da;

Yine “kaçıncı” sevgilisi olduğunu soramıyoruz.

Bu “kızımıza” “eski” sevgilisinin niçin tehdit ettiğini soramıyoruz.

Şayet mesele adli mercie intikal etmişse (13 yaşındaki  kızımız müşteki olursa adli mercie intikal eder) belki ifadesi alınırken kızımız “isterse” ifade eder.

13 yaşındaki “kızımıza” niçin tehdit edildiğini sorabilseydik, belki bundan sonra muhtemel tehditlere karşı tedbir mahiyetinde çare aranabilirdi.

Ama öyle değil.

Mesela şu soruyu da soramayız:

Bu 13 yaşındaki kızımız “eski sevgilisinden” defalarca tehdit aldığını ebeveynine söylemiş midir?

13 yaşındaki kız çocuğunu sokak ortasında  bıçaklayan “eski sevgili” olduğuna göre “yeni sevgili” olay mahallinde miydi?

Biliyorum bu soruyu soramayız ama daha başka kızlarımızın bıçaklanmaması için gereken tedbirleri düşünmek  hepimizin sorumluğunda değil mi?

Diyelim  ki, 13 yaşındaki bu kız çocuğu  “eski” sevgilisiyle  bir anlaşmazlığa düştü.

Bu anlaşmazlığın ne olduğunu da soramayız ama “yeni” sevgilisiyle vaki anlaşmazlığın “mükerrerliğini” önlemek, toplumda kadına şiddetin “azaltılması” hususunda hepimizin görevi değil mi?

Bu açıdan bu 13  yaşındaki kız çocuğunun  “yeni” sevgilisiyle yeni bir vukuat yaşamaması temel beklentimizdir.

Başka bir yönden meseleye bakalım.

13 yaşı ilköğretimin 7. Sınıfına tekabül ediyor.

Demek ki, ilköğretime kadar “sevgili” edinme inmiş durumda.

O zaman şöyle bir soru soralım:

İstanbul sözleşmesinin “sevgili” edinme işini ilköğretime indirgemede bir rolü var mıdır?

İstanbul Sözleşmesinden önce de  “sevgili” edinmenin ilkokullara kadar indiğini biliyorduk.

İstanbul  sözleşmesi ilkokullara kadar inen “sevgili” vakasını artırdı mı, azalttı mı?

Mezkür sözleşmede geçen 18 yaş altı olan kızlara “kadın” denilir maddesi “sevgili edinme” meselesinde hızlandıran fonksiyonu ifade etmiş olabilir mi?

İstanbul  Sözleşmesini hararetle müdafaa edenler “sevgili” edinme ameliyesinin ilköğretime kadar intikalinde etkili olduğunu kabul ederler mi?

Kabul ediyorlarsa bu sözleşmeyi savunmaya devam etmelerinin hikmeti nedir?

Bu soruyu özellikle KADEM’e sormak isterim.

Zira İstanbul Sözleşmesini savunanlar farklı çevreler var.

Bir  kısım çevreler için “sevgili” edinme hangi yaşta olursa olsun “normaldir”.

Belki yaşın küçük olması bir  kısım çevreler için “teşvik edici” olarak görülüyor olabilir.

Şimdi şu soruların cevabını arayarak yazımızı tamamlayalım:

1)13 yaşındaki bir kız çocuğu için “sevgili” ne demektir?

2)Türk kültüründe “mahrem” diye bir kavram var mıydı? Varsa bu kavram nasıl, ne zaman ve nerede öğretilecek?

3)İstanbul Sözleşmesini imzalayanlar “nikâh”, “birliktelik” “partner”, “cinsel yönelim”, “eşcinsellik”, “kadın”, “kız”, “bekâret” kavramlarıyla ilgili olarak ne düşünüyorlar?

4)Milli Eğitim ve Aile Bakanlıklarımız ilköğretime kadar “indirgenmiş” sevgili temin etmek vakasıyla ilgili düşünceleri nedir?

Yorumlar