460 Defa Okundu

İnternette 1. Nisan olayı ile ilgili dolaşan bir yazı var. Hatta büyük gazetelerin çoğu da bu yazıyı yayınlamış, ama anlatılanların doğruluğu konusunda herhangi bir kaynağın bulunmadığını belirtmişlerdir. Biz de hasbelkader 1. Nisan'ın bir katliam günü olduğunu olup olmadığını tahkik etmek istedik.  Ne de olsa boş işler adamı olarak  herkes bize sordu.

Dolayısıyla ihale bize kaldı ve küçük bir araştırma yaptık.

Benim anlamadığım Türkiye'de ikiyüze yakın üniversite ve binlerce akademisyen var ve eğitimdeki aslan payı da onlar alır. Peki ne yaparlar. Özellikle tarihçilerimiz ne yaparlar? niye kimse araştırmaz veya bu iddianın doğruluğu, yanlışlığını sorgulamaz.

Ne yapalım...

Boş işler adamı olarak biz araştırdık ve size de sonucunu yazıyoruz.

Önce piyasada dolaşan rivayeti ve daha sonra değerlendirmeyi yazalım:

YAYGIN RİVAYET 

Aynı zamanda 1 Nisanın farklı bir hikayesi bulunmaktadır. 15. yüzyılda Haçlı ordusu İspanya da bulunan Endülüs müslümanlarının son kalesini kuşatma altına alır. Bu kuşatmada kış ayı olması sayesinde kale korunabilmektedir.Haçlı ordusu komutanı durumu anlar ve taktik değiştirmeye karar verir. Komutanın yeni taktiği hilelerle doluydu. 31 Mart gecesinde kalenin önüne geçti ve bir eline hristiyanlığın dini kitabı İncil’i diğer eline ise Kuran-ı Kerim’i aldı. Ve bağırmaya  başladı..”Şu iki kitap üzerine yemin olsun ki eğer kaleden çıkar ve ordumuza teslim olursanız size zarar vermeyeceğim.” 

Müslümanlar zaten ellerinde imkan olmadığı için anlaşmayı kabul ettiler. Ertesi gün 1Nisan da Haçlı ordusu komutanı bütün müslümanların öldürülmesi için emir vermiştir.Müslümanlar ise dün verdiği sözü komutana hatırlattılar. 

Komutanın sözü ise ” Ben size o sözü dün akşam için verdim” Ve orada bulunan tüm müslümanlar şehit edildi. 

Bu olaydan sonra 1 Nisan müslümanlar arasında ” Hile Günü” olarak bilindi. 

OLAY VE KAYNAK ANALİZİ 

GIRNATA DÜŞTÜ (YA DA ELFLER KALEYİ ALDI)

Kral Ferdinan Gırnata üzerine yürümeden önce  onlara şöyle bir haber gönderdi: "Benim amacım, Gırnata devletini gasp ve mahvetmek değildir. Belki bir müddetten beri İslam yönetimi hanedanında meydana gelen nifak ve fesattan dolayı ne hudutlarda güvenlik, ne Gırnata devletinin reayasında ne de Kaştale hükümeti tebasında huzur ve rahat kalmamıştır. Bu hanedan kendi kedilerini düzeltemeyeceklerini anladıklarından, yalnız Gırnata'nın durumunu düzelterek savaş sorunlarını ortadan kaldırmak için Es-Sağir'i himayesi altına alacağını ve bundan sonra bir daha kavga ve çatışma çıkmayacağını, İslam ahalisinin daimi bir refah içinde bulunacağı belirtti."

Halkın çoğunluğu saf kalpli olduğundan bu vaadlere inandılar. Gırnata Meclisinde konuşan Musa b. Ebul Gazan'ın savaşalım çığlıklarına meclisin çoğunluğu teslim olalım şeklinde yanıt verdi.

Bunun üzerine meclis şartları görüşmek için Hacib Ebul Kasım'ı Ferdinand'a gönderdi.

Ferdinand ve İzabel, ummadıkları bu yaklaşım üzerine hayrete düştüler. İki tarafın heyeti Gırnata yakınlarında Cerine köyünde müzakere yaptılar ve sonuçta bir antlaşma hazırladılar. Ardından ahidname yapıldı. Emir Ebu Abdullah es-Sağir ile yandaşlarına özel olarak imtiyazlar verildi. Bu imtiyaz da 14 maddeden oluşmaktadır. Yani bir anlamda Gırnata'yı altın tepsi ile sunan hainlere mükafat verilmiş oldu.

Antlaşma toplam 55 maddeden oluşmaktadır.

Fakat Ferdinand Emir'e hıyanetinin karşılığı olarak onu ödüllendirdi. Fakat halka ve içindekilere acımadı. Yani yapılan antlaşma sadece ikna içindi. Kağıt üzerinde kalmıştı. Zaten böyle bir antlaşma yapmak karşındakinin insafına kendini terk etmek demekti.

Antlaşma iki eşit güç arasında olur veya onların üzerinde daha güçlü bir hakemin kefaletiyle olur. Onun dışında yapılanlar sadece teslim olmaktı.

Emir şehri teslim edip Endülüs'ü terk ettiğindde Badol tepesine çıkar. Burası İspanyollar arasında  "Arab'ın ah ettiği yer" olarak meşhur olmuştur. Orada pişmanlıkla ağlar. Annesi ona "ağla, ağla, namussuz alçak! Çünkü vatanını ve saltanatını yiğitçe koruyamadın. Şimdi sana karılar gibi ağlamak yaraşır."

  1. Nisan'ın ihanet günü olduğu rivayetinin kaynağı bu olaya dayansa da olay 1 nisan'da gerçekleşmemiştir (2 Ocak 1492). Kanımca olay ve zaman mefhumu zamanla halk muhayyilesinde birbirine karışmış ve bu olay 1. Nisan olarak anlaşılmıştır.


Fakat yine de bir komutanın elinde Kur'an alarak ikna çalışması kaynaklarda görülmedi. Mutlaka bir kaç olay zamanla halk tarihinde birbirine karışarak günümüze gelmiştir. 

Kaynak: Endülüs Tarihi, Ziya Paşa

Yorumlar