GÜNDEM
16 Eyl 2020 20:00 Son Güncelleme: 16 Eyl 2020 23:31

Sağlık Bakanı Koca canlı yayında son koronavirüs rakamlarını açıkladı

Koronavirüs Bilim Kurulu toplantısı sonrasında bir açıklama yapan Sağlık Bakanı Fahrettin Koca “Aşıyı beklerken daha dikkatli olalım. Salgının sonunun yakın olduğu görülüyor. Son kritik ayları yaşıyoruz.” dedi. Koronavirüs verilerini açıklayan Bakan Koca son 24 saatte bin 771 yeni vakanın tespit edildiğini ve 63 kişinin hayatını kaybettiğini söyledi.

Haberi Dinle

Sağlık Bakanı Fahrettin Koca, "Her gün ortalama 100 bin test yapılıyor. Artan yeni hasta ve ağır hasta sayısı bugüne kadar kimsenin tedavi almasına mani olmamıştır." dedi.

Koca, Bilkent Yerleşkesi'nde gerçekleştirilen Koronavinüs Bilim Kurulu Toplantısı'nın ardından basın mensuplarına açıklamalarda bulundu.

Salgında 6 ayın geride bırakıldığını ifade eden Koca, Türkiye'de virüse 10 Mart'ta rastlanıldığını, 17 Mart'ta koronavirüs sebebiyle ilk kaybın verildiğini, o gün itibarıyla pozitif çıkan test sayısının 98 olduğunu söyledi. 

Salgın sebebiyle ölüm gerçeğinin tanındığı ilk vefattan sonra çok şeyin yaşandığını dile getiren Koca, kaybedilen ilk hastadan sonra 7 bin 185 hayatın daha benzer şekilde son bulduğunu belirtti. 

Bakan Koca, bugün ağır hasta sayısının 1300'ün üzerinde olduğunu vurgulayarak, toplam vaka sayısının ise 100 binleri bulduğuna, insanlığın olaylardan çıkaracağı derslerin tüm dünyada ihmal edildiğine ve salgının giderek tırmandığına dikkati çekti. 

Koca, "Bugün, biz ve dünya virüsün saldırısı karşısında baştakinden daha zor bir dönemdeyiz." ifadesini kullandı.

Dünya Sağlık Örgütü (DSÖ) verilerine göre, dünya genelinde koronavirüs tanısı konulan kişi sayısının 29 milyon 500 bini geçtiğini, hayatını kaybeden insan sayısının ise 1 milyona yaklaştığını hatırlatan Koca, "Salgında İngiltere 41 bin 637, İtalya 35 bin 624, Fransa 30 bin 950, İspanya 29 bin 848, Belçika 9 bin 927, Almanya 9 bin 437 kayıp verdi. Vefat sayımız, Türkiye'nin kıyaslanabileceği Almanya gibi ülkeler dikkate alındığında, tedavide bir başarı gösterdiğimizi ortaya koymaktadır." bilgisini paylaştı. 

Türkiye'nin 6 ay, dünyanın ise 31 Aralık'tan bu yana yaklaşık 9 aydır devam eden salgın mücadelesinde, toplumların duygularının benzerlikler gösterdiğini dile getiren Koca, şöyle devam etti: "Toplumlar, bu salgını sadece kendi başlarına gelmiş bir felaket olarak algılıyor. İnsanlar yaşananlara karşı bıkkınlık, hayatın yavaşlayışına karşı öfke duyuyor. Gençler engellenmişlik duygularıyla baş başa. Yaşlılarda ölüm kaygısı, hatta suçluluk duygusu gelişmiş durumda. Yarının belirsizliğine ilişkin duygu, bugün tüm dünyada belki de en belirgin duygudur.

Asıl ilginç olansa salgının bize getirdiği izole edilmişlik hissi ve tüm bu olumsuzlukları sadece bizlerin yaşadığı yanılgısıdır. Gerçekte, düşünüldüğü şekilde yalnız değiliz. Sizi düşünen bir aileniz olduğu gibi sizi düşünen güçlü bir devletiniz var. Gerektiğinde size çare aramaya hazır bir sağlık ordunuz var. Karamsarlık için neden yok. Hayatsa, normal akışına dönmeye hazırlanıyor. "

- "POZİTİF TANI KONULMUŞ HER KİŞİNİN TEMASLI TARAMASI YAPILMIŞTIR"

Bakan Koca, koronavirüs salgınının sonu yaklaşan bir salgın olduğunun altını çizerek, şunları kaydetti: "Salgının yol açtığı karamsarlık, belirsizlik, tıpkı bir günün geçiciliği gibi geçicidir. Dertler, çare ufukta henüz görünmemişken olduğundan büyük görünür. Çare belirdiğinde tahammül ve dirayet artar. Eğer yolumuza dirayetle bıkkınlığa düşmeden devam edersek, maske ve mesafe kuralına titizlikle uyarsak dünyanın Kovid-19 sebebiyle sahne olduğu, hafızalardan silinmeyecek o görüntülere bizler tanık olmayız. Biz, kendi yurttaşı önünde vermesi beklenen insanlık sınavını veremeyen ülke durumuna düşmedik. Devletlerin gücünün sağlıktaki güçleriyle sınandığı bu dönemde biz güçlüyüz ve güçlü kalmaya devam etmeliyiz." 

Türkiye'de Kovid-19 şüphesi olan hastanın telefon edip hastaneden randevu istediğinde, doktordan, 'Nefesin kesilmeden konuşabildiğine göre tedaviye ihtiyacın yok' cevabını aldığı bir ülke olmadığına işaret eden Koca, bazı ülkelerde yaşanılan bu olayların olmasına izin vermeyeceklerine vurgu yaptı. 

Sağlık Bakanı Koca, salgının başından bu yana "pozitif" tanı konulan her hastanın gerekli sağlık hizmetini muntazam şekilde aldığını, almaya da devam ettiğini belirterek, "Pozitif tanı konulmuş her kişinin temaslı taraması yapılmıştır. Yapılmaya devam etmektedir. Virüsün iz sürücüleri olan filiasyon ekiplerimizin sayısı 6 binden 11 bin 238'e çıkmıştır. Filiasyon ekipleri, yaptıkları taramayla maruz kaldığınız riski azaltmaya çalışmakta, karantina ve tedavinin önünü açmaktadır." şeklinde konuştu.

Koca, filiasyon ekipleriyle hastadan bilmedikleri hastalara ulaştıklarını ifade ederek, sadece durumu ilerleyen hastalarla ilgilenen ülkelerin filiasyona gerek duymadığına, virüsün izi sürülmediği için de o ülkelerde salgının gerçek boyutuyla görülmediğini, aşı bulunana kadar hastalığın bir anlamda kendi seyrine bırakıldığını söyledi. 

- "SAĞLIK ÇALIŞANLARIMIZIN YÜKÜ DÖRT BEŞ KAT ARTMIŞ DURUMDA"

Salgınla mücadelede uygulanan tespit stratejisinin sağlık sistemine sorumluluk yüklediğine dikkati çeken Fahrettin Koca, şöyle devam etti: "Her gün ortalama 100 bin test yapılıyor ve ister taşıyıcı ister hasta olsun sonucu pozitif olan herkesin tedavisi başlatılıyor. Artan yeni hasta ve ağır hasta sayısı ise bugüne kadar kimsenin tedavi almasına mani olmamıştır. İlk döneme kıyasla sağlık çalışanlarımızın yükü 4-5 kat artmış durumda. Kendinizi bir sağlık çalışanının yerine koyun. Onların cephede sizin için göğüs göğüse çarpışan kişiler olduğunu bilin. Bu mücadelede onlara verebileceğiniz yegane destek, kendinizi virüsten korumanızdır. Bu desteği vermek için elinizden geleni yapın. Hastanelerimize hastalığa yakalanmayarak güç verin. Bu savaşta hayati cephe hastanelerimizdir. Bu cephede kayıplarımız oldu. Nadir yetişen insanlarımızı, ömrünü size adayan evlatlarımızı kaybettik. Eşi benzeri olmayan fedakarlıkların sonu artık ölüm olmasın. Size sağlık personelimizden hep iyi haberler verebilmemiz için bize tedbirlere uyarak yardım edin. Yayılımın önünü keserek tüm kayıplarımızı azaltalım."

Bakan Koca, virüsün her gün çok sayıda insana bulaşmaya devam ettiğini vurgulayarak, çok sayıda insanın tedbir almayarak her gün kendini virüse maruz bıraktığını özellikle iki aydır bulaşmanın hızlandığını belirtti.

Tespit edilen vakaların tüm temaslılarına ulaşmaya çalışılsa da virüsü taşıyan herkesin tespiti ve taşıyıcıların izole edilmesinin söz konusu olmadığını vurgulayan Koca, "Tüm taşıyıcıları bilmek mümkün olmadığı için herkese taşıyıcı gözüyle bakmak tedbirin temel mantığıdır. Eğer böyle yaparsanız, büyümekte olan sorunu yönetmemize yardımcı olursunuz. Kesin olan sizin yardımınız olmadan bu sorunun üstesinden gelinemeyeceğidir. Telaffuzu korku uyandırmayacak sayılara geri dönmemiz sıkı tedbirle mümkündür." dedi. 

Artan tehdide karşı Sağlık Bakanlığının başta İçişleri Bakanlığı olmak üzere ilgili tüm kurumlarla iş birliği içinde kolaylaştırıcı bazı hizmetler sunduğunu ifade eden Koca, bunlardan birisinin de halen yeterince kullanılmayan HES mobil uygulaması olduğunu söyledi.

Ücretsiz olan bu hizmetten yararlanılmasını isteyen Koca, "HES mobil uygulamasının indirilmediği cep telefonu kalmamalıdır." diye konuştu. 

Ücretsiz uygulamanın tüm taşıyıcıları, temaslıları, hastaları içerecek şekilde bölgesel risk haritaları çıkardığını, gidilecek mekanlar için güncel verilerle risk değerlendirmesi yaptığını belirten Koca, şu değerlendirmelerde bulundu: "HES mobil uygulaması sizin risk yönetim rehberinizdir. Kullanımı ise basit bir telefon işlemi gibi kolaydır. HES, salgın yönetiminde bizim için de büyük bir işleve sahip. Karantina koşullarına uyulup uyulmadığını, bu uygulamayla denetliyoruz. Bugüne kadar, izolasyonda olması gerektiği halde dışarı çıkmaya teşebbüs eden yaklaşık 140 bin kişi bu sistemle engellenmiştir. Sorumsuzluk göstererek toplumda risk oluşturan kişilere karşı bir diğer önlem akıllı bileklik benzer uygulamaları olacaktır. Taşıyıcı ve temasların, bu dönemde özellikle toplum sağlığı açısından izolasyonu zorunlu kılınmıştır."

Salgınla mücadeleninin herhangi bir hastalığa karşı mücadele gibi olmadığını vurgulayan Koca, hastalığın bireysel yaşandığına, sonuçların yakınları etkilediğine, salgın hastalığın ise toplum olarak yaşandığına dikkati çekti. 

Bu çapta sorunların, devletlerin stratejilerini mecburi kıldığını, sağlam stratejilerin hasarı azalttığını belirten Koca, devletin, Sağlık Bakanlığının hastalığın tespit ve tedavisinde örneği dünyada görülmeyen bir gayret içinde olduğuna işaret etti. 

- "TEDBİR BİR SAĞLIK VE AHLAK KURALIDIR"

İnsanın, zatından ötürü değer gördüğü bir toplum ve devlet olunduğunun salgın döneminde daha iyi anlaşıldığını vurgulayan Koca, şunları kaydetti: "Bilincinde olmamız gereken esas budur. Salgın maalesef herkes tarafından aynı şekilde önemsenmiyor. 'Bana bir şey olmaz' anlayışı ortadan kalkmış değil. Her vakada hastalık tablosunun görülmediği hepimizin malumudur. Fakat kendisi hasta olmayan taşıyıcılardan virüs başkalarına bulaştığında, bazen ağır sonuçlarla karşılaşıyoruz.  Kişi kendisini düşünmese bile başkasını düşünmeye vicdanen, ahlaken mecburdur. Tedbir bir sağlık kuralı ve bir ahlak kuralıdır. Dün itibarıyla 7 bin 186'ya ulaşan kayıp ve 1327 olan ağır hasta sayısı hepimiz için uyarıcı olmalıdır. Her taşıyıcı, her hasta ve sonuç olarak her vaka, vefatlarda olduğu gibi toplum olarak gücümüzden moralimizden, yaşama heyecanımızdan bir şey eksiltiyor. Salgının toplumu zayıf düşürmesine izin vermeyelim. 

Hiç kimsenin "hasta olursam, sağlık çalışanları tedavimi nasıl olsa yapar" kolaycılığına düşmememesi gerektiğinin altını çizen Koca, bunun bir hak ihlali olduğuna işaret etti.

Sağlık personelinin, ailelerinin yanına döndüğünde, yorgunluktan onları ayıracak vakitleri kalmadığının unutulmaması gerektiğini kaydeden Koca, sağlık çalışanlarının en büyük motivasyonun hasta sayısının giderek azaldığını görmek olduğunu belirtti.

"Onlara destek verelim. Hastalığa yakalanmayarak, umutlarını gerçeğe çevirelim." diyen Koca, koronavirüsün toplum gündemindeki yerinin arttığını, bunun geçerli nedenleri bulunduğunu söyledi. 

Fakat durumun salgının kontrolden çıktığı şeklinde algılanmasının yanlış olacağını vurgulayan Koca, şu değerlendiremelerde bulundu: "Hastane yükümüzün arttığı, yoğunluğun da etkisiyle sağlık yatırımlarının öne çektiğimiz Diyarbakır, Konya, Van, Adıyaman, Gaziantep, Mardin, Şanlıurfa, Batman gibi illerimizde yatak kapasitesini ayrıca arttırdığımız doğrudur. Sorunları krize dönüşmeden çözebiliyor olmamız, sorunun kontrol altında olduğunun ispatıdır. Doğru olan yorum da topluma mücadele gücü veren yaklaşım da budur. Toplumun her ferdinin hastalığın yayılmasına razı olduğunu düşünemeyiz. Bizler bu savaşta, herkesin bizlerle aynı kararlılıkta olduğuna inanıyoruz. Tek tek hastaların tedavisiyle ilgilenen, testlerini yapan, ilaçlarını veren, evde yatan hastaları gidip ziyaret eden, arayıp durumlarını takip eden sağlık çalışanlarımıza herkesin minnet duyduğunu düşünüyorum. Gece gündüz çalışan sağlık ordumuzun omuzlarındaki bu yükü azaltmak için tedbir seferberliği başlatmak konusunda kararlı olalım. Hastalığa karşı her birimiz yeniden teyakkuza geçelim."

Maskesiz adım atılmamasını, sosyal mesafe kurallarına uyulmasını, mecbur kalınmadıkça dışarıda kapalı ve kalabalık ortamlara girilmemesini isteyen Koca, geride kalan zamana bakıldığında başarılı günler ve başarısızlıkların bulunduğunu söyledi. 

Bakan Koca, sözlerini şöyle sürdürdü: "Kısıt günleri bize kalkan oldu. Normalleşme sürecinde bir bocalama yaşadık ve bunu aştık. Fakat görünen o ki bayramlar, düğünler, bayram havasında yaşanan olaylar, taziyeler salgın sınavında başarısızlığa yol açan olaylar, zamanlar oldu. Şimdi salgının bu gibi fırsatları yakaladığı günler geride kalıyor. Fakat sonbahara girerken tüm dünyayı tehdit edecek bir riske yaklaşıyoruz. Grip vakaları salgın açısından çok sakıncalıdır. Zamanımız daha çok kapalı mekanlarda geçeceği için grip, hastalığın yayılmasını hapşırma ve öksürmelerle kolaylaştıracak."

Koronavirüs ve gribin aynı şekilde bulaştığını anımsatan Koca, bir insanın gribe ne kadar kolay yakalanabileceğini herkesin bildiğini söyledi. 

Tedbirler uygulanmazsa hastalığın tıpkı grip gibi önü açık şekilde yayılabileceğini vurgulayan Koca, şunları kaydetti: "Bugünden itibaren tetikte ısrar istiyorum. Şimdi bugüne kadar duymayı en çok arzu ettiğimiz şeyi, ama ihtiyatı elden bırakmadan söylemenin vakti geldi. Daha önce de konuşmalarımda vurguladığım gibi tarih sonu gelmemiş bir salgın kaydetmemiştir, bitmemiş savaş, bitmemiş salgın yoktur. Bilimsel gelişmeler bu salgının da sonunun yakın olduğuna işaret etmektedir. İnsan aklı, koronavirüs karşısındaki galibiyetini yakın zamanda ilan edebilecektir. Aşı konusunda dünya kamuoyuna yansıyan bilgiler, umut veren belki de çare bildiren bilgilerdir. Bilim dünyası, yılın sonuna kadar sonuç alınacağı konusunda hemfikirdir diyebiliriz. Şu anda hazırlık çalışmaları Faz 3 aşamasında olan 9 aşı var. İngiltere, Almanya ve Çin uygulamayı başlatmış durumdadır. Biz de Türkiye olarak bir yandan kendi aşı çalışmamızı sürdürürken, en erken uygulama için tedarik teşebbüslerimizi başlattık. Bugün Sağlık Bakanlığının izniyle Çin Sinovac aşısının Türkiye'deki ilk uygulamasına Hacettepe Üniversitesinde 3 gönüllü sağlık çalışanında başlandı. Demektir ki sonu görülen salgın da son kritik ayları yaşıyor olabiliriz."

Şu anda tüm dünyaya "aranan çözüm çok yakın" dedirten aşıyı beklerken daha fazla dikkatli olunmasını isteyen Koca, şu değerlendirmelerde bulundu: "Muhtemelen alacağımız son viraj olan, önümüzdeki aylarda, özellikle hastalığa yakalanmamak gayreti içinde olalım. Salgın çaresi, yeni bulaşmaların bahanesi olmasın. Hastalığa yakalanmayalım ki hiç eza yaşamadan, gerektiğinde aşı çözüm ve ödül olsun. Eğer hastalığa yakalanırsak aşının zaten anlamı kalmaz. Çünkü aşı bir tedavi değil, bulaşmaya karşı koruma yoludur. Ciddi ilerlemeler kaydeden aşı çalışmasının sonucunu beklemek hepimiz için moral ve güç kaynağıdır. Zaferi görüyorsak mücadelede kolaylaşmıştır. Sağlık ordumuz adına sizden istediğim o güne kadar tedbirlere sarılmanız ve direnmenizdir. Bu yaşadığımız hayat böyle kalmayacak, gerçek normalimize döneceğiz. Sizden tedbirlere uyarak bana ve sağlık ordumuza bu mücadelede destek vermenizi istiyorum, sizi sonucu zafer olacak bu savaşta güç birliğine davet ediyorum."

Sağlık Bakanı Fahrettin Koca, "Tedbirleri devam ettirirsek 1 hafta, 10 gün içinde stabilleşen Ankara'nın durumunun aşağı doğru düşeceğini rahatlıkla söyleyebilirim." dedi.

Hastanelerdeki doluluk oranlarına ilişkin Koca, şu bilgileri paylaştı: "Bütün Türkiye için söylüyorum burada yatak doluluk oranı yüzde 51,6 yoğun bakım yatak doluluk oranımız bütün Türkiye ortalaması olarak yer yer bazı illerde bu oranlar farklı olabilir onları da birazdan söylüyor olacağım yüzde 66,3. Ventilatör yani solunum cihazı doluluk oranımız ise yüzde 33,6.

İllerimizdeki durum ise kısaca şöyle, en çok vaka olan iller kıyaslamasında son hafta günlük ortalama vaka sayısının son ay günlük ortalama vaka sayısına göre değerlendirildiğinde en yüksek artış Kayseri yüzde 39,7. Bu ilimizi yüzde 38,84 ile Ankara, yüzde 36,99 ile Mersin takip ediyor. Son 3 günün son hafta ile karşılaştırılması dikkate alındığında ise artış yaşanan ilimizin olmaması da son derece umut vericidir."

Koca, hasta sayısında azalış gösteren illere ilişkin, "Artvin'de yüzde 27,71 Bartın'da yüzde 26,37, Ardahan'da yüzde 9,28 ile ciddi düşüşler olduğunu görmüş oluyoruz." dedi.

Ankara'daki verilere ilişkin bilgileri paylaşan Koca, şunları kaydetti: "Ankara'ya baktığımızda yatak doluluk oranı yüzde 52,9, yoğun bakım yatak doluluk oranı yüzde 64,8, ventilatör doluluk oranı ise yüzde 28,1, son ay günlük ortalama pnömonili yani zatürre vaka oranı ise yüzde 6,02, son hafta zatürre oranı yüzde 3,02, son 3 güne geldiğimizde ise bu zatürre oranının  yüzde 2,39'a indiğini görmüş oluyoruz. Bu özellikle zatürre oranı bizim için son derece önemli. Erken filyasyon yapılıp, hastanın erken tespit edilip ve erken tedavinin başlaması ile zatürrenin azaldığını ve bu azalan pnömoniyi tedavi etmede de başarılı olduğumuzu gösteren bir tablo.

Son ayda yüzde 6,02'den 2,39 ve hatta son haftaya baktığımızda 3,02'den 2,39'a. Ankara'da bu filyasyonun yoğun yapıldığını, hastaya ulaşılır olduğunu, zatürre oranının düştüğünü ve dolayısıyla hastane yükünün bundan sonra daha da azalacağını göstermesi açısından son derece önemli olduğunu söylemek istiyorum." 

- "AŞAĞI DOĞRU DÜŞECEĞİNİ RAHATLIKLA SÖYLEYEBİLİRİM"

Koca, Ankara'da son hafta günlük ortalama vaka sayısının, son ay günlük ortalama vaka sayısına göre artış oranının yüzde 38,84 olduğunu belirterek, şu değerlendirmelerde bulundu: "Son hafta günlük ortalama yoğun bakım sayısının son ay günlük ortalama yoğun bakım sayısına göre oranı ise yüzde 34,51, son hafta ise hem vaka hem yoğun bakım yani hastane yükü açısından stabil kaldığını, yani Ankara'nın son hafta bir stabil döneme girdiğini ve kontrol altına alındığını söylemek istiyorum. Esas 1 hafta 10 gün sonra düşüşü eğer bu tedbirleri aynı şekilde devam ettirerek vatandaşımız bu noktada ayrıca destek verme aynı şekilde izole edilen kişilerin izolasyonu devam eder ve erken dönemde tedavi başlanırsa ve başlama noktasındaki bu gayretimizin de sonuç vereceğini düşünüyoruz. Gelecek haftadan sonra 1 hafta 10 gün içinde bu stabilleşen Ankara'nın durumunun aşağı doğru düşeceğini rahatlıkla söyleyebilirim."

İstanbul'da yatak doluluk oranının yüzde 55,3 olduğunu, yoğun bakım yatak doluluk oranı 60,2, ventilatör doluluk oranı yüzde 36,9, son ay günlük ortalama zatürre oranının yüzde 6,53, son hafta zatürre oranının yüzde 4,72 olduğunu belirten Koca, son üç gün zatürre oranının yüzde 67 olduğunu, filyasyon ve tedaviye erken başlanarak sonuç alındığını ve hastane yükünün giderek azaldığını son hafta bu artış trendinin azaldığını ancak önümüzdeki haftaların son derece önemli olduğunu söyledi.

Koca, İzmir'deki verilere ilişkin, "Yatak doluluk oranı 54,1, yoğun bakım yatak doluluk oranı yüzde 72,2, ventilatör doluluk oranı yüzde 47,8 son ay günlük ortalama zatürre oranı 8,38, son hafta bu oran yüzde 5,46'ya kadar düştü ciddi bir düşüş son 3 gün ise yüzde 4,4 inmiş durumda. İzmir'de de sadece son ayda yarı yarıya zatürre oranının düştüğünü orada da filyasyonun ve tedavinin erken başlandığını ve sonuç aldın alındığını bir hastane yükünün giderek azaldığını söylemek istiyorum." diye konuştu.

Yoğun bakım yatak doluluk oranlarına ilişkin ise Koca, şu bilgileri paylaştı: "Yoğun bakım yataklarımızın doluluk oranlarında az da olsa bir düşme, kısmi bir düşme belirgin değil buna karşın ventilatör doluluk oranlarımızda ise haftaya göre hafif bir yükselme eğilimini görüyoruz. Standart yatak doluluk oranlarını gösteren kırmızı çizgi hafta sonları gördüğünüz gibi düşüş olmakta, iki tarihte ise dramatik düşüşü görüyoruz. Bu iki tarih biri Ramazan biri Kurban Bayramları, burada da kontrol edilemez bir durumun olmadığını ama yer yer il özelinde bazı sıkıntıların yaşanabileceğini söylemek istiyorum."

Koca, il bazındaki yoğun bakım yatak doluluk oranlarına ilişkin, "En dolu illerimiz yatak doluluk oranı, yoğun bakım Bartın yüzde 77,32, Batman yüzde 76,4, Sakarya yüzde 76,33, Ordu yüzde 75,98, Samsun yüzde 75,74, Giresun 75,34, Hatay yüzde 74,92 olduğunu görüyoruz yüksek 70'in üzerinde olan illeri söyledim. 3 büyük ilimize de baktığımızda İzmir yüzde 72,5, Ankara yüzde 63,23, İstanbul ise yüzde 59,61 olarak görülüyor." bilgisini verdi.

Ventilatör doluluk oranlarına ilişkin Koca, şunları kaydetti: "Yüzde 60'ın üzerinde herhangi bir ilimizin Bartın dışında olmadığını görüyoruz. Bartın'da yüzde 65,08 diğer illerimiz 60'ın altında yüzde 50'nin üzerinde olan illerimiz ise Bilecik yüzde 56,45, Amasya yüzde 56,11, Afyonkarahisar yüzde 55,73, Sakarya yüzde 53, 86, İzmir yüzde 51,4. Tablodan da görüldüğü gibi ventilatör doluluğu ile ilgili genel anlamda bir sorun olmadığı rahatlıkla söylenebilir ama yoğun bakım yatak dolduğunda il bazında yer yer sorunlar yaşanabilir onunla da ilgili zaten tedbirlerimizi alıyoruz."

Sağlık Bakanı Fahrettin Koca, "Bakanlık olarak izin verdiğimiz 2 aşı çalışması oldu. Biri Çin'den 'Sinovac' dediğimiz bir aşı. Hacettepe'de 3 sağlık çalışanıyla başlamış oldu. Ağırlıklı sağlık çalışanları gönüllü olarak katıldı. Baştan 1200 kişiye yapılmış olacak. Devamında 10 bin kişi daha ilave ediliyor olacak." dedi.

Temaslardaki filyasyon oranının yüzde 99,6 olduğunu ve temaslı kişilere ortalama 15 saatte ulaşılabildiğini anlatan Koca, filyasyon çalışmasını özellikle günübirlik yapma hedefiyle çalıştıklarını belirtti.

Koca, bu zamana kadar 439 binin üzerinde kişiye filyasyon uygulandığını kaydederek, valiliklerin desteğiyle filyasyon ekipleri ve araç sayılarının her geçen gün artırıldığını söyledi.

Pnömoni (Zatürre) takibini önemsediklerini ifade eden Koca, bu oranının düşmesi durumunda hastaneye yatış, yoğun bakım, entübe ve hayatını kaybeden hasta sayısının da o kadar azalacağına dikkati çekti.

- "İLLERDE PNÖMONİ ORANINI MERCEK ALTINA ALIYORUZ"

Türkiye Günlük Koronavirüs Tablosu'nda özellikle pnömoni oranını verdiklerini anımsatan Koca, "Bu oran önemli bir oran. İller bazında da her ili bu anlamda mercek altına alıyoruz ve bir hedef koyuyoruz. Özelde de yüzde 5'in altını, her ilin ilk planda bu oranını düşürmesini, süreçte 3'ün altına indirmeyi hedefliyoruz." diye konuştu.

Koca, bu sonuçların filyasyon çalışması, erken dönemde ilaç kullanımı ve tedaviyle sağlanabileceğini belirterek, dünyanın hiçbir ülkesinde antiviral ilaç dahil olmak üzere bu şekilde tedavi uygulamasının bulunmadığını vurguladı.

Pnömoni oranındaki düşüşe dikkati çeken Koca, "Baştan vaka sayısı az olduğu için yüzde 70'ler görülüyor ama nisanda yüzde 30'lardan şu an bu oranın yüzde 5,78'e kadar düştüğünü görüyoruz." bilgisini verdi.

- "AŞI KONUSUNDA DÜNYADA YAYGIN BİR İLERLEME VAR"

Üretilen bazı aşıların faz-3 denemelerinin kaç kişi üzerinde yapılacağı ve hangi ülkelerin aşılarının deneneceğine yönelik soru üzerine Koca, aşı konusunda dünyada yaygın bir ilerleme olduğuna dikkati çekti.

Şu an faz-3 çalışması süren 9 aşı bulunduğuna değinen Koca, 6 çalışmada ise hastaya uygulamaların başladığını belirterek, şöyle devam etti: "Bu başlayan uygulamalardan biri Çin'de. Bakanlık olarak izin verdiğimiz 2 aşı çalışması oldu. Biri Çin'den 'Sinovac' dediğimiz bir aşı. Bugün konuşmamda da bahsetmiştim, Hacettepe'de 3 sağlık çalışanıyla başlamış oldu. Ağırlıklı sağlık çalışanları gönüllü olarak katıldı. Baştan 1200 kişiye yapılmış olacak. Devamında 10 bin kişi daha ilave ediliyor olacak. İki aşı yapılıyor; bir baştan, bir de 15 gün ikinci aşı olmak üzere. Devamında ay sonuna doğru, 28-29'uncu günde antikor gelişimi görülüyor olacak. Dolayısıyla biz bu anlamda 1 ay sonrası için uygulanan bu aşının etkinliğini, antikor geliştirebilirliğini görmüş olacağız.

Bir diğer aşı Pfizer aşısı. Pfizer'in çalışmasına da bununla ilgili izin verildi. İstanbul'da Çapa ve Cerrahpaşa dahil olmak üzere 10'dan fazla merkezde bu başlıyor. Önümüzdeki günler başlamış olur. Çünkü izni verilmiş oldu. Biz bu arada bu aşının da özellikle bizim vatandaşımızda genetik farklar olduğunda aşının etkisi farklı olabilir. Bunu da önümüzdeki 1 ay içinde görmüş olacağız. Ayrıca Rusya'da geliştirilen bir aşı ile ilgili müracaat oldu. Geçende bahsetmiştim. Bir, iki eksiği söz konusuydu. Genel olarak aşının, yapılan çalışmaların uygun olduğunu, hem fare hem maymun yani hayvan çalışmaları hem faz-1, faz-2 insan çalışmaları yapılmış. Olumlu sonuçlar aldığını dosyadan anlıyoruz. Faz-3 için zannediyorum haftaya izin verilebilir bu eksik tamamlandığında."

- "GÜVEN DUYDUĞUMUZ AŞIYI ERKEN DÖNEMDE GETİRME NOKTASINDA GAYRET İÇİNDEYİZ"

Faz-3 çalışmasına vatandaş üzerinde genetik-bölgesel farklılıklar olabileceği ve bunun etkisini görmek için izin verildiğini aktaran Koca, şu ifadeleri kullandı: "Sadece bu 3 aşı için değil, diğer aşılarla ilgili de yakın iş birliği ve ilişki içindeyiz. Erken dönemde emin olduğumuz, güven duyduğumuz, sonuç aldığımız aşıyı temin etme noktasında da bir gayret içinde olduğumuzu söylemek istiyorum. Yani sadece bir yere bağlı değiliz. Birden fazla ülkeyle yakın iş birliği ve ilişki içindeyiz. Güven duyduğumuz aşıyı, erken dönemde getirme noktasında da bir gayret içindeyiz. Ben yıl sonuna kadar dünyada birçok ülkede uygulamasının başlayacağını, bizim de yıl sonuna kadar bunu başlatabileceğimizi inanıyorum. Bizim ayrıca yerli aşılarımızla ilgili de 13 çalışmamız var. Bu 13 çalışmadan 2'si hayvan çalışmalarını bitirme noktasına gelmiş oldu. Daha Faz-1 çalışması başlayan olmamış oldu. Hem rekombinant hem 'inaktif' dediğimiz Çin benzeri aşı da bu çalışmaların içinde. Zannediyorum bu yıl için değil ama gelecek yıl için yerli aşımızı da üretme noktasında oldukça yol alacağımız kanaatindeyim." 

SOKA ÇIKMA YASAĞI GÜNDEMDE YOK

Sağlık Bakanı Fahrettin Koca, "Şu an sokağa çıkma gibi bir yasağın söz konusu olmadığını ve Bilim Kurulu'nun da şu an öyle bir önerisinin olmadığını söyleyebilirim." dedi. 

Bakan Koca, Bilim Kurulu'nun vaka sayılarının artmasına bağlı olarak sokağa çıkma kısıtlamasıyla ilgili bir önerisinin olup olmadığı ve bu hafta sonu sokağa çıkma kısıtlamasının yaşanıp yaşanmayacağının sorulması üzerine, dünyada sokağa çıkma yasağına benzer kısıtlamalardan uzak kalındığını, bu uygulamaların tercih edilmediğini söyledi. 

Koca, şöyle devam etti: "Türkiye için de şu an sokağa çıkma gibi bir yasağın söz konusu olmadığını ve Bilim Kurulu'nun da şu an öyle bir önerisinin olmadığını söyleyebilirim. İnsandan insana geçen bu virüsün yakın temasla geçtiğini bildiğimiz için maske ve mesafeyi çok söylüyoruz ve hep de tekrara düşüyoruz ama bu bulaşın önlenmesinin en kestirme yolu, mesafe ve mesafeyi koruyamadığımız noktada maske." 

Mesafe ve maskenin çok pratik ve basit iki uygulama olduğunu, bunlarla da sonuç alındığının bilindiğini aktaran Fahrettin Koca, bu nedenle İl Hıfzıssıhha Kurullarının daha çok haraketliliği azaltan, yoğunlaşmanın olduğu durumlar için esnek mesai uygulamaları ve ulaşımla ilgili düzenlemeler gibi birtakım kararlar aldığını söyledi.

Koca, "Bu esnek mesai saat uygulamalarıyla ilgili sadece kamu değil, Bilim Kurulu özel sektörün de benzer şekilde bu uygulamanın içinde olmasını zaten öneriyor. Burada özellikle İl Hıfzıssıhha Kurullarının sadece kamu değil, özel için de benzer şekilde kararların ilin durumuna, salgının seyrine göre alabileceğini söylemek istiyorum." diye konuştu.

Son dönemde vakalardaki yaş ortalamasının düşüşü ve ağır hasta ile ölüm oranlarındaki artışın sebebinin sorulması üzerine Bakan Koca, şunları kaydetti: "Özellikle son dönem hareketliliğin artmasıyla birlikte gençlerde bu salgının taşıyıcılığının daha yoğun olduğunu görmeye başladık, yani hareketlilikle bu daha çok arttı ama gençlerde giderek hayatını kaybedenlerin sayısının aynı oranda olmadığını, düşük olduğunu, hiç olmadığını söylemiyorum, son dönem genç yaşta kaybettiğimiz vatandaşlarımız oldu ama genç yaşta kaybettiklerimizin genelde ağırlıkla altta yatan bir kronik rahatsızlığı ya da immün yetmezliği söz konusuydu. En son hayatını kaybeden öğrencimizin de yakınlarına buradan başsağlığı ve Allah'tan rahmet diliyorum, primer immün yetmezliği olan bir öğrencimizdi. 42 gün gibi bir zaman diliminde epey bu anlamda arkadaşlar yoğun bir çaba içinde oldular, maalesef hayatını kaybetmiş oldu ama gençlerin bulaştırıcılığının yüksek olduğunu ve özellikle de kronik rahatsızlığı olan ve yaşlı büyüklerimize bulaştırma noktasında çok ciddi bir sorun oluşturduğunu, o nedenle herkesin virüs taşıyormuş gibi maske ve mesafe kuralına uyması gerektiğini düşünüyoruz."

Koca, gençlerin kendilerini ve yaşlılar ile kronik rahatsızlıkları olan kişileri korumaları ve onlara hastalığı bulaştırma noktasında son derece hassas davranmaları gerektiğini hatırlattı.

- OKULLARIN AÇILMASI

Fahrettin Koca, okulların gelecek hafta açılacağının hatırlatılması ve bununla ilgili yeni tedbirlerin alınıp alınmadığının sorulması üzerine, hazırlık ve 1'inci sınıflarla ilgili okulların ayın 21'inde açılması şeklinde bir karar alındığını hatırlattı. 

Millli Eğitim Bakanlığı ile Bilim Kurulunun ilgili komisyonunun okulların nasıl açılması gerektiğiyle ilgili bir çalışma yaptığını aktaran Koca, sözlerini şöyle sürdürdü: "Bu dönemde 2+5 gün şeklinde, yani ortalama 5.6 günde kendisini gösterdiği için belirti verebilir düşüncesiyle hazırlık ve 1'inci sınıflarla ilgili 2+5 gün şeklinde bir uygulamaya geçilecek. Salgının çok yoğun olduğu illerde ise gerektiğinde İl Hıfzıssıhha Kurulları biliyorsunuz başlatmama noktasında karar alabilir. Şu an öyle bir durum yok. Bütün Türkiye'de hazırlık ve 1'inci sınıflar. 3 hafta sonrası için de salgının seyri, bölgesel durumu tekrar değerlendirilip ona göre kademeli geçiş olup olmayacağı veya nasıl olacağı tekrar değerlendirilmiş olacak." 

- GRİP VE ZATÜRRE AŞILARI

Grip ve zatürre aşıları için Aile Sağlığı Merkezlerinin arandığı, bunun için yaklaşık 2 hafta sonrasına gün verildiği gibi bazı duyumların alındığının ve bunun doğru olup olmadığının sorulması üzerine Bakan Koca, şu an pnömokok aşısının yaygın olarak piyasaya verildiğini, pnömokok aşısının kimlere yapılması gerektiğiyle ilgili de bir sorun olmadığını söyledi.

Koca, bu aşının kronik hastalığı olan ve 65 yaş üzeri kişilere yapılması gerektiğini, bunun da zaten ücretsiz yapıldığını aktararak, herhangi bir sorunun söz konusu olmadığını ifade etti.

Pnömokok aşısının her yıl değil 5 yılda bir yapılan bir aşı olduğuna dikkati çeken Fahrettin Koca, şunları kaydetti: "Bu süreçte yaptırmış olanlar zaten bir daha yaptırmamış oluyor. Grip aşısı daha Türkiye'ye gelmiş değil, dünyada da daha uygulaması başlamadı. Grip aşısının geçen de bahsetmiştim, dünyada arzının artışı yüzde 20'yi geçmedi ama grip aşısının uygulamasıyla ilgili sanki koronaya karşı koruyan bir korona aşısıymış gibi bir algı oluşuyor, 'Herkes mutlaka bu aşıyı yaptırmalı' gibi bir yaklaşım söz konusu. Bu doğru değil yani dünyada herkese grip aşısı yaptırabilecek bir kapasite de yok, bu doğru da değil. O nedenle biz, geçen yıla göre daha fazla aşıyı tedarik etme noktasında, yüzde 20 artış değil, katlarla ifade edilen oranda temin etme durumundayız. Bu aşıyı daha da fazla temin etmek için gayret içindeyiz.

Yani grip aşısını zorunlu yapmamız gereken kişilere özellikle yapılmasını istiyoruz. Bilim Kurulu da bunla ilgili zorunluluk kimlere ve ücret almadan, ücretsiz yapılmalı konusunu gündemine almış durumda. Onunla ilgili kimlere yapılması gerektiği tespit edildiğinde de yeterince elimizde olan aşımızla yapmış olacağız. Bu anlamda sorun yaşanmayacağını ama bu yıl için yaygın grip aşısı kullanımıyla ilgili yanlış bir algı var. Bunun doğru olmadığını, zorunlu aşı yapılması gerekenler için de zaten sorun olmadığını söylemek istiyorum." 

- "VİRÜS DAHA MUTASYONA UĞRAMADI"

Uyarılara rağmen vatandaşlarda tedbirsizliklerin görüldüğünün, çağrıların eskisi kadar etkili olmadığının iddia edildiği ve buna yönelik yeni bir stratejilerinin olup olmayacağının sorulması üzerine Koca, hassasiyet gösteren çok vatandaşın olduğunu, ancak yer yer hassasiyet gösterilmediğinin de görüldüğünü söyledi.

Bakan Koca, salgının bittiği, yaz dönemi olduğu için etkisinin az olacağı ve giderek virüsün mutasyona uğrayarak etkisinin azalacağı, "Nasıl olsa hafif geçiriyoruz, çok ciddi bir etkisi olmuyor" yönünde bir yanlış algı olduğuna değinerek, "Virüs daha mutasyona uğramadı. Laboratuvar ortamında oldu ama daha ciddi anlamda insan bünyesinde etkisini, virülansını azaltacak bir mutasyon söz konusu değil. Virüsün etkisi devam ediyor. Yaz da kış da devam ediyor." şeklinde konuştu. 

Temas ve yakınlık söz konusuysa yazın da kışın da virüsün insandan insana geçtiğini, bu nedenle herkesin çok hassas davranması gerektiğini aktaran Koca, her gün 1 ay öncesine göre vefat eden hasta sayısının 4 katını geçtiğini, 1 ay öncesine göre ağır hasta sayısının da yüzde 100'ü geçtini dile getirdi.

Genç yaşta hayatını kaybeden birçok hasta olduğunu aktaran Fahrettin Koca, şunları kaydetti: "Teması önlememiz gerekiyor. İnsandan insana geçtiği için maskeyi son derece önemsiyoruz. Mesafeyi son derece önemsiyoruz. Şöyle bir yaklaşım da söz konusu, 'Bilim Kurulu bir dönem maske önermemişti, şimdi niye maskeyi öneriyor?' Bilim Kurulu baştan da maskeyi önerdi. Daha salgının ilk günlerinde, daha yoğun görülmediği dönemde, daha sayının 10'larla, 100'lerle ifade edildiği dönemde herkese maske uygulamasını zorunlu kılmanın bir anlamı yoktu. Çünkü sayı çok azdı. O dönemde şüpheli, temaslı veya pozitif olan kişilerin maske takmasını özellikle önemsedi ama devamında yaygınlaşınca, bu salgın giderek sayılarla artınca, o durumda da artık bunun yaygın olduğunu, herkesin kendisini pozitif, bu virüsü taşıyormuş gibi düşünmesini, artık herkesin bu virüsü potansiyel taşıyarak bulaştırabileceğini, o nedenle herkesin maskeyi takması gerektiğine karar verdi. Baştan da doğruydu, devamında da doğruydu. Şu an bütün dünyada da buna hiç itiraz eden kimse yok. Yaygın bir şekilde maskenin kullanılması gerekiyor. Mesafeleri de mutlaka bizim düzenlememiz gerekiyor. Yoğun, kalabalık ortamlara asla girmememiz gerekiyor ve bu kalabalıkları oluşturmamamız gerekiyor. Bu herkesin üzerine düşen bir sorumluluktur. Milletvekili, yönetici, bürokrat, vali ve herkesin üzerine düşen bir sorumluluk."

 

Kaynak : AA

Yorumlar