EĞİTİM
22 Nis 2020 22:01 Son Güncelleme: 22 Nis 2020 22:05

Pandemi günlerinde Türk yükseköğretimi

Yükseköğretimde uzaktan eğitimin tamamen ön plana geçtiği, kitlesel çevrimiçi açık derslerle eğitimin büyük önem kazandığı bir dönemi yaşıyoruz. Eğitimde öğrenci mağduriyetini iyileştirecek önlemler alınıyor.

Haberi Dinle

11 Mart’ta Dünya Sağlık Örgütü tarafından küresel ölçekte pandemi olarak ilan edilen bu olağanüstü durum karşısında, 300 milyondan fazla insan yeni tip koronavirüs (Kovid-19) nedeniyle artık işyerlerinde ve sınıflarında değiller. Günlük yaşam ve eğitim, iş dünyası, ekonomi, turizm gibi birçok sektör süreçten ciddi biçimde etkilenmeye devam ediyor. Bu süreç kontrol altına alınsa bile pek çok sektör için etkileri 2021 yılında da sürecek.

Bugün Türkiye’de 207 üniversitede toplam 7,5 milyon öğrenci eğitim alıyor. Avrupa Yükseköğrenim Alanı’nın (EHEA) Rusya’dan sonra ikinci büyük ülkesiyiz. Yükseköğretim Kurulu (YÖK) olarak, bu ağır pandemi sürecinde Türk yükseköğretiminin etkin bir şekilde yönetilmesi için, devletimizin almış olduğu kararlar çerçevesinde, çevik bir yönetim anlayışıyla hareket etmekteyiz. Komisyonlar marifetiyle hızlı, esnek kararlar alarak ve alınan her kararı her gün yeniden gözden geçirerek bu süreci yönetiyoruz. Bu arada dünya üniversitelerini ve onların aldıkları kararları da takip ediyoruz.

Yükseköğretimde uzaktan eğitimin tamamen ön plana geçtiği, kitlesel çevrimiçi açık derslerle (massive open online courses) eğitimin büyük önem kazandığı bir dönemi yaşıyoruz. Bu nedenledir ki üniversite rektörlükleri, dekanlıklar, akademik gruplarla yoğun çalışmalar içindeyiz. Bu eğitim formatının uzun bir süre daha devam edeceği öngörülüyor. Evde çalışmanın, kendini izole etmenin ve uzaktan iletişimin epey zor deneyimler olduğunu bu süreçte fark ettik. Yöneticilerin bu zorlukları itinayla takip etmesi, sosyal, duygusal ve zihni açıdan öğrencilerimizi önde tutan değerlere azami dikkat göstermesi gerektiğinin de farkında olarak süreci yönetme gayreti içindeyiz.

Kovid-19 salgını sırasında YÖK tarafından açıklanan ve yürürlüğe konan tedbirler şunlardır:

4 Şubat günü tüm yükseköğretim kurumlarından, gerekli önlemleri almaları, koruyucu tedbirleri duyurmaları istenmiştir.

6 Mart’ta, yani ülkemizde henüz herhangi bir vaka tespit edilmeden önce, yükseköğretim kurumlarında Kovid-19 hastalığına ilişkin alınması gereken tedbirler, “Seyahat ve Yurtdışı Toplantılar”, “Uluslararası Katılımlı Toplantılar”, ve “Ayrımcılığa Karşı Alınacak Tedbirler” halinde üç başlıkta toplanmış ve ülkemizdeki yabancı uyruklu öğrenciler de dikkate alınarak üç dilde yükseköğretim kurumlarımıza gönderilmiştir. Ülkemizdeki ilk Kovid-19 vakasının tespit edildiği gün, öğrenci sayısı ve özellikle yabancı uyruklu öğrenci sayısı yüksek üniversitelerimizin rektörlerinin, (aralarında Koronavirüs Bilim Kurulu’nun bazı üyelerinin de yer aldığı) enfeksiyon alanında uzman akademisyenlerin ve YÖK Yürütme Kurulu üyelerimizin katılımıyla “Koronavirüs Hastalığı (Kovid-19)” gündemiyle YÖK’te bir toplantı gerçekleştirildi. Toplantıda salgın kapsamında alınması gereken önlemler konusunda geniş bir değerlendirme yapılarak, üniversitelerimizde “Koronavirüs Komisyonu” kurulması ve süreci yürütecek bir rektör yardımcısının belirlenmesi kararlaştırıldı. Üniversitelerimiz ile YÖK arasında sürekli ve doğrudan bir ilişki tesis edilmiş oldu; bu ortak iletişim platformu aracılığıyla kurulumuz tarafından salgına ilişkin alınan bütün kararlar anında üniversitelere bildirilmekte ve üniversitelerden gelen sorular da cevaplandırılmaktadır.

12 Mart’ta devlet kararıyla ülkemizdeki bütün yükseköğretim kurumlarında 16 Mart tarihinden itibaren bir hafta eğitime ara verilmiştir. Bu süre içinde üniversitelerin uzaktan öğretim olanakları ve kapasiteleri tespit edilmiştir.

Yükseköğretim Kurulu tarafından iki yıl önce başlatılmış olan “Yükseköğretimde Dijital Dönüşüm Projesi”nin bu sürece önemli katkıları olmuştur. Bu proje kapsamında 16 üniversitemizde 6 bine yakın öğretim elemanına “Dijital Çağda Yükseköğretimde Öğrenme ve Öğretme”, 50 binin üzerinde öğrencimize de “Dijital Okur-Yazarlık” dersi verilmişti. Bu öğretim elemanlarının ve öğrencilerin mensup olduğu üniversiteler sosyal ve ekonomik bakımdan ülkemizin nispeten daha az gelişmiş bölgelerinde bulunan üniversitelerdi. Ayrıca son yıllarda üniversitelerimizde açılan uzaktan eğitim merkezlerinin sayısının da 120’yi aşması yine süreci kolaylaştırıcı bir unsur olmuştur. Bu konuda dünya üniversitelerindeki gelişmeleri takip eden ve raporlandıran YÖK Uluslararası İlişkiler Dairesi Başkanlığı da destek birimi olarak görev yapmaktadır.

Üniversitelerimizin ilgili uzmanlarından oluşan bir heyet ile 17 Mart 2020’de Uzaktan Öğretim Yol Haritası belirlenmiştir. Belirlenen bu yol haritasında 5 temel alanda çalışma yapılmıştır: Mevzuat, altyapı, insan kaynakları, içerik ve uygulama. Bu beş alanda gerekli düzenlemeler ve alınması gereken kararlar çevik yönetimle hayata geçirilmeye başlamıştır.

Ayrıca üniversitelerin içerik ihtiyaçlarının karşılanması amacıyla başta Anadolu Üniversitesi, Atatürk Üniversitesi ve İstanbul Üniversitesi’nin ders havuzlarında yer alan, dijital ortamdaki bütün derslerin, 23 Mart haftasından itibaren YÖK bünyesinde oluşturulan YÖK Dersleri (Yükseköğretim Kurumları Dersleri) adı verilen ara yüzle açık erişime açılması ve diğer üniversitelerin dijital ders malzemelerinin de bu havuza ilave edilmesi kararlaştırılmıştır.

Uygulamaya dayalı programlarda bulunan teorik dersler için dijital imkânlar ve uzaktan öğretim yöntemlerinin kullanılacağı, uygulama derslerinin ise yine üniversiteler tarafından belirlenen (takvimin uzatılması da dâhil) en uygun zamanda verileceği, önlisans ve lisans düzeyindeki bu uygulama ve yaklaşıma lisansüstü düzeyde de imkân tanınacağı, denetlenebilir olmak kaydıyla uzaktan öğretim ve dijital imkânlar kullanılarak bu süreçlerde de bir kesinti olmamasının sağlanacağı ifade edilmiştir. Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti’nde eğitim gören Türkiye Cumhuriyeti vatandaşı öğrenciler için de aynı imkanların tanınmasına karar verilmiştir.

Kovid-19 küresel salgınının bahar dönemi eğitimi başladıktan sonra ortaya çıkması ve bazı öğrencilerimizin uzaktan öğretime devam etme imkanlarının olmadığı da göz önünde bulundurularak, dileyen öğrencilerimizin talep etmeleri halinde 2019-2020 eğitim-öğretim yılı bahar döneminde kayıtlarını dondurabilmelerine imkân sağlandı. Kayıt dondurulan süre azami süreden sayılmayacaktır. Lisansüstü eğitimde ise karar üniversite yönetim kurullarına bırakıldı.

Eğitimde öğrenci mağduriyetini iyileştirecek önlemler

Öğretmen adayı öğrencilerimiz tarafından kurulumuza iletilen talepler üzerine, Milli Eğitim Bakanlığı ile koordineli bir şekilde yapılan çalışmalar sonucunda, öğrencilerin 5-6 hafta arasında okullarda uygulama çalışmalarına katıldıkları da göz önünde bulundurularak, bu dönemle sınırlı olmak üzere, uygulama çalışmalarındaki eksikliklerin “ders, ödev ve dosya hazırlığı” ile telafi edebilmesi kararlaştırılmıştır. Hemşirelik, diş hekimliği, eczacılık programlarındaki öğrencilerin stajlarını (yaz dönemi de dahil) uygun zamanda, sağlık birimlerinde koruyucu önlemler alınarak yapabilmeleri veya stajlarını uzaktan öğretim yoluyla da tamamlayabilmeleri hususu üniversitelerimizin kendi değerlendirmelerine bırakılmıştır.

Salgın sürecinde pek çok işletme faaliyetlerine ara vermiş, esnek ve kısmi zamanlı çalışmaya başlamıştır. Dolayısıyla 7+1 ve 3+1 eğitim modelinin uygulandığı programlarda, öğrencilerin işletmelerde uygulamalı eğitime devam etme imkânı kalmamıştır. Kovid-19 vakasının ülkemizde görülmesinden önce öğrencilerin 5-6 hafta süreyle işletmelerde uygulamalı eğitim aldıkları dikkate alınarak, öğrencilerin eksik kalan uygulama eğitimi ve süresinin, uzaktan öğretim yöntemiyle ders, ödev, proje, uygulama dosyası ve benzeri etkinlikler veya yaz öğretimi şeklinde yükseköğretim kurumları tarafından tamamlatılabilmesine karar verilmiştir. Eğitim öğretim sürecine ilişkin aldığımız bu kararlar, 2019-2020 eğitim ve öğretim yılı bahar dönemiyle sınırlıdır.

Eğitimlerine ara verilmiş olan tıp fakülteleri son sınıf öğrencilerinden (intörnler) eğitimlerinin ekseriyetini tamamlayanların üniversite hastanelerinde, Sağlık Bakanlığı’na bağlı hastanelerde ve sağlık birimlerinde doktor olarak çalışabilmeleri hususuyla ilgili değerlendirmeler ise devam etmektedir.

Pandemi döneminden etkilenecek bir diğer konumuz ise YKS, ALES, KPSS, YÖKDİL ve benzeri genel sınavların ne zaman ve ne şartlarda yapılacağıdır. Quacquarelli Symonds (QS) adlı yüksek öğretim araştırmaları kuruluşunun CEO’su Nunzio Quacquarelli’nin “dünya yükseköğretim sektörünün aldığı kararlarda esnek olmasını, sınavlara başvuru tarihlerinin gecikebileceğini” bildirmesinden önce, aynı doğrultuda kararlar almış durumdaydık.

Geldiğimiz noktada, Türkiye yükseköğretim sisteminin pek çok Batı Avrupa ülkesine göre daha net olduğu ve en az mağduriyeti hedefleyen uygulamaları hayata geçirdiği görülmektedir. Bunda mevcut merkezi yapıyla birlikte esnek yönetim serbestliğinin de büyük payı vardır. Yükseköğretimde ileri, fakat merkezi yapıları bulunmayan pek çok ülkedeki üniversitelerin, uzun müddet karışıklık içinde, birbirinden çok farklı kararlar aldığı görülmektedir.

Yükseköğretimde pek çok yapısal değişiklik gündemde. Hem ülkeler içinde hem uluslararası ölçekte, öğrencilerin artık uzağa gitmek yerine bulundukları şehir ve bölgeleri tercih edeceği bu ay ilgili dünya literatüründe sıkça ifade edilmiştir. Yani eve yakın eğitim tercih edilecektir. Bu öngörüye göre yükseköğretimde ayrı bir sayfa açılacaktır.

Bütün bu zorluklara rağmen, eğitimde ortaya çıkan bu yeni düzene dünya hızla alışmaya başladı. Ülkemizde yükseköğretim sistemimizin alt yapısının sağlamlığı, asgari kriterlerinin tavizsizliği, çeşitlilik süreçleri, merkezi koordinasyon fakat esnek yönetim sistemi, üniversitelerimizin disiplinli bir şekilde hareket etme kabiliyeti, bu zorluğun aşılmasında önemli rol oynamaktadır. Anketlerimiz online eğitim sürecinin birçok üniversitede başarıyla sürdürüldüğünü ortaya koymaktadır. Bu zorlu süreçte üniversite yöneticilerimize, akademisyenlerimize ve öğrencilerimize destekleri ve anlayışları için teşekkür ediyoruz.

Son söz olarak, Web Summit CEO’su Paddy Cosgrave’in bir hatırlatmasını aktarmak istiyorum: 1665’te Cambridge Üniversitesi veba nedeniyle kapatıldı; Isaac Newton evde çalışmaya karar verdi ve Newton yasaları olarak bilinen meşhur evrensel kütle çekim yasasını ve hareket yasalarını formülleştirdi. Öğrenmeye ve çalışmaya devam edeceğiz.

Kaynak : AA

Yorumlar