Kılıçdaroğlu’nun konuşmasından satır başları:

Türk-İş işçi sendikaların içinde en çok üyeye sahip konfederasyondur. Şubat ayında yeni sözleşmelerin yapılması gerekiyordu. Haziran ayındayız, hükümet bir türlü randevu vermiyor. 4 aydır bakanlıktan randevu talep edilmesine rağmen randevu vermiyorlar. Çünkü seçimler var… Seçimden sonra çok düşük rakam verecekler.

Yaşanan enflasyonun faturasını işçilere çıkartacaklar. Bütün işçi kardeşlerimin oturup düşünmesi lazım, 4 aydır randevu verilmiyorsa o sendikanın yerinde durmaması lazım. 200 bin işçinin hakkından bahsediyorum.

Bu bayramda bir şey daha yaptık. Milletvekili arkadaşlarımız görevlendirdik. Onlara ‘cezaevlerini ziyaret edin, tutuklularla, hükümlülerle görüşün’ dedik. Siyasi tutuklularla, kader mahkumları ile görüştüler. Hemen hemen toplumun her kesimini temsil eden insanlarla görüştüler. Tabi Eren Erdem’le de görüştüler. Tam 11 aydır Eren Erdem hapiste. 11 aydır tutuklu.

17 yıldır insanalar adalet beklentisi içerisinde

Bir haksızlıkla karşı karşıya. Diyorlar ki ‘adalet reformu yapacağız’, diyorlar ki ‘gerçek anlamda adaleti getireceğiz.’ Bu şu anlama da geliyor: ‘Bu ülkede adalet yok adaleti getirmeye çalışıyoruz.’ Şu soruyu sormadan edemiyorum; 17 senedir bu ülkeyi kim yönetiyordu? 17 senedir bu ülkenin dokularına adaletsizliği kim yerleştirdi? 17 yıldır anneler ağlıyor. 17 yıldır babalar ağlıyor. 17 yıldır çocuklar ağlıyor. 17 yıldır insanalar adalet beklentisi içerisinde. Yeni mi aklınıza geldi. ‘Adaleti getireceğiz’ diyorlar buyursunlar getirsinler. Biz zaten bunun mücadelesini veriyoruz.

'Bütün işsiz vatandaşlarıma sesleniyorum...'


Anayasaya göre çalışmak herkesin hakkıdır. Herkes çocuğuna bayramda harçlık vermek ister. İşsizlik insanları intihara sürüklüyor. İşsizlik umutsuzluktur. 8 buçuk milyon insan işsiz Türkiye’de. Bunun 1 milyonu üniversite mezunu.

Bütün işsiz vatandaşlarıma sesleniyorum; Eğer bir hesap sorucaksan önünde 23 Haziran var. Hiçbir endişeye kapılmadan oyunu Ekrem İmamoğlu’na ver.

17 yıl ülkeyi tek başınıza yöneteceksiniz… 17 yılın sonunda nasıl olur da 8 buçuk milyon insan işsiz kalır? Bunu benim değil çocuğu işsiz olanların sorması lazım.

'İktidar da olanlar bunun farkında mı?'

İşsizliğin ne demek olduğunu biliyorlar mı? Atanamayan öğretmenler, işsiz vatandaşlar intihar ediyor. Bu tablo Türkiye’nin uzun süre kaldırabileceği bir tablo değildir. İktidar da olanlar bunun farkında mı? Hayır, onlar saltanatı yaşıyorlar.

Saadet Partisi’nin İstanbul adayının iki oğlunun da işine son verdiler. Siyaset yapma hakkı elinden alınmak isteniyor. AKP’ye oy veren vatandaşlarımın vicdanına sesleniyorum; hangi vicdan bunu kaldırır? Senin vicdanın bunu kaldırıyorsa hiç itirazım yok oyunu Binali Bey’e ver.

'17 yıl bütün yandaşlar köşeyi döndü'

1000 TL’nin altında aylık alanların sayısı 1 milyon 121 bin 877 kişi. AKP’ye oy veren kardeşlerime sesleniyorum; bu insanlar nasıl geçinecek? 17 yıl bütün yandaşlar köşeyi döndü, 1 milyon 121 bin 877 kişiye siz nasıl 1000 TL’nin altında aylık verirsiniz? Hangi ahlak, hangi vicdan bunu kaldırır?

Hani yoksulluğu bitireceklerdi? Yoksul sayısını arttırdılar. Bu rakamlar 21. yüzyılın Türkiye’sinin rakamlarıdır. Sıradan rakamlar değildir. Ekonomiyi bu hale dış güçler mi getirdi? Türkiye’yi dış güçler mi yönetiyor?

'Vatandaş bu faizi nasıl ödüyor?'

Vatandaşın bankalara ödediği faiz 471 milyar 676 milyon lira. Bütün Türkiye bankalara çalışıyor. Kim üretecek? Vatandaş bu faizi nasıl ödüyor?

'82 milyon freni patlamış bir kamyondayız'


Borç batağından bu vatandaşı kim kurtaracak? ‘Efenim Türkiye kötü yönetiliyor' Hayır efendim, Türkiye yönetilmiyor. Dediler ki fiyatlarda yüzde 10 indirim yapacağız. Oldu mu? Olmadı. E ne yaptı damat gene devam ediyor. Belediye zabıtalarına görev verdiler fiyatlar indi mi diye. Ne oldu hiçbir şey olmadı, damat yine yerinde. Toptancıları suçladılar, bunlar teröristtir dediler, ne oldu fiyatlar? Düşmedi. İçişleri Bakanlığı denetleyin dedi. Ne oldu? Yine düşmedi. En son baktılar ki böyle olmuyor, biz TÜİK'teki bürokratı görevden alalım, oraya arkadaşımızı koyalım fiyatlar düşecek dediler. Yine düşmedi. Bir rüzgâra kapılmışız gidiyoruz. 82 milyon freni patlamış bir kamyondayız ve yokuş aşağı gidiyoruz. Direksiyonda kimse yok.

Türkiye'nin en büyük ihalelerini yandaşlarına dolarla verdi? Köprü geçişi dolar garantisi, yol geçişi dolar garantisi. Neden dolar kardeşin, Türk Lirası yok mu? Kim yaptı? Dış güçler mi?

Kim yandaşlarının sözleşmelerine 123 milyar dolar olan projeleri devleti kefil etti? Kim döviz geliri olmayan şirketlere, ‘dövizle iş yapabilirsin' dedi? Kim tarımı bitirdi? Kim milyarlarca dolar tarım ürünü ithal etti? Kim devletin silah fabrikasını Katar ordusuna sattı? Buna dur, yanlıştır, doğru değildir, bu devletin bir haysiyeti vardır demelisin. En kısa zamanda 23 Haziran’da sandığa giderek demelisin arkadaşım. Demelisin.