GÜNDEM
18 Oca 2020 20:41 Son Güncelleme: 18 Oca 2020 20:46

İYİ Parti'den Kanal İstanbul toplantısı: Siyasi değil hayati bir mesele

İYİ Parti İstanbul İl Başkanlığı tarafından "Kanal İstanbul" toplantısı düzenlendi. Toplantıya katılan İBB Başkanı Ekrem İmamoğlu, "Bu, asla siyasi bir mesele değil hayati bir meseledir" dedi.

İYİ Parti'den Kanal İstanbul toplantısı: Siyasi değil hayati bir mesele
Haberi Dinle

İYİ Parti tarafından Haliç Kongre Merkezi Galata Salonu'nda "Kanal İstanbul Projesi ve Ardındaki Gerçekler" konulu panel düzenlendi. 

Moderatörlüğünü İYİ Parti İstanbul Milletvekili Ahat Andican'ın yaptığı panelde, İstanbul Büyükşehir Belediye (İBB) Başkanı Ekrem İmamoğlu, Prof. Dr. Cemal Saydam ve emekli büyükelçi Faruk Loğoğlu konuştu.

Panele, İYİ Parti Genel Başkanı Meral Akşener ile bazı İYİ Parti ve CHP genel başkan yardımcıları, milletvekilleri ve partililer katıldı.

İmamoğlu, paneldeki konuşmasında, yaptıkları araştırmalara göre vatandaşların fayda ve zararlarını gördükçe bu projeye onay vermediğini öne sürdü. Projeyi yapmak için ısrarcı olunduğunu dile getiren İmamoğlu, ÇED raporuna yapılan, kurumsal, kişisel itirazların yok sayılarak onaylandığını savundu.

"Bu, asla siyasi bir mesele değil hayati bir meseledir" diyen Ekrem İmamoğlu "Biz buna bu gözle bakıyor ve bu kararlılıkla bu çalışmalarımızı ve hukuki mücadelemizi veriyoruz. Toplumun tüm duyarlılığıyla ve aynı zamanda tüm hassasiyetiyle hukuki zeminde mücadele kararlılığını görüyorum. Biz buna İstanbul'da her türlü teknik katkıyı vermeye hazırız. Ama hukukçular vasıtasıyla ama teknik insanlar vasıtasıyla… İnşallah biz, bu doğruya bu şehri getireceğiz. Yine de çağrı yapıyorum açık ve net. Buradan herkese, Ankara'daki bütün yetkililere, bütün İstanbullular adına onların vicdanına sesleniyorum: Gelin aklı, bilimi deneyin. Gelin bir daha düşünün. Bakın bu yanlıştan siz dönün.” şeklinde konuştu.

Proje kapsamında 6 ilçede 316 bin insanın yerinden edileceğini öne süren imamoğlu, şöyle konuştu: "38 kilometrelik kıyı dolgusu yapılacağı söyleniyor. Bu dolgunun arka planında 350 milyon metrekarelik bir alanda kanal inşaatı gerçekleşecek. Bu İstanbul'un yüzde 6,4'üne tekabül ediyor. Bu projede heba edilen yerlerin yüzde 11'i göl, yüzde 8'i mera, yüzde 51'i tarım alanı, yüzde 5'i orman, yüzde 8'i kıyı kumulları. Kanal İstanbul, kentin su kaynaklarını yok ediyor. Terkos, Sazlıdere ve Küçükçekmece Gölü, bu projeden etkileniyor. 850 bin metrekarelik doğal sit alanını yok ediyor."

Konuyu siyasi değil hayati olarak gördüklerini bildiren İmamoğlu, projeye karşı hukuki mücadele vereceklerini kaydetti.

- "MONTRÖ, ABD VE RUSYA'YI FRENLEMEK İÇİN BİR SİGORTADIR"

Eski CHP Genel Başkan Yardımcısı ve emekli büyükelçi Loğoğlu ise Montrö Anlaşması'nın getirdiği düzenlemelerin Türkiye'nin ulusal güvenliği için hayati olduğunu ifade etti. 

Kanal İstanbul'un Türkiye'nin beka sorunu olduğunu ileri süren Loğoğlu, şu değerlendirmeyi yaptı: "Montrö, Kanal İstanbul nedeniyle yok olma tehlikesiyle karşı karşıyadır. Montrö, Lozan Anlaşması'yla birlikte Türkiye Cumhuriyeti'nin taşıyıcı sütunlarından biridir, birbiriyle de bağlantılıdır. Bu sütunlarla oynadığınız takdirde cumhuriyetin temelleriyle de oynamış olursunuz. Montrö tartışmaları Lozan Barış Anlaşması'nı tehlikeye sokacaktır. Karadeniz'e erişmek isteyen ABD var. Bir de Karadeniz'den Akdeniz'e inmek isteyen Rusya var.  Montrö, ABD ve Rusya'yı frenlemek için bir sigortadır."

Boğazlar'dan geçmenin Kanal İstanbul'dan geçmekten maliyet bakımından daha elverişli ve güvenli olduğunu ileri süren Loğoğlu, projeden vazgeçilmesi gerektiğini dile getirdi. 

İYİ Parti İstanbul Milletvekili Andican da Ulaştırma ve Altyapı Bakanlığı'nın İstanbul Boğazı'ndan geçen gemi ve tanker sayılarının yükseldiği yönünde yanlış bilgi verdiğini öne sürerek, sayıların azaldığını dile getirdi.

Kanal İstanbul'un ABD destekli bir proje olduğunu iddia eden Andican, "Gerçekleşmesi halinde Türk siyasetini ABD-Rusya kıskacına sokacaktır. Kanal İstanbul bir yalan, talan, rant ve ihanet projesidir. Sonuna kadar Kanal İstanbul projesini engellemek için elimizden geleni yapacağız." ifadelerini kullandı. 

Prof. Dr. Cemal Saydam ise Kanal İstanbul ile ilgili hazırlanan ÇED raporunun bilimle alakası olmadığı yönünde eleştiride bulunarak, projenin gerçekleşmesi halinde su sıcaklığı ve tuz oranının değişeceğini, Marmara Denizi'nin öleceğini ileri sürdü.

 

Kaynak : AA

Yorumlar