21 °c

Google'dan çifte standart: AB ülkelerine var, Türkiye'ye yok

Avrupa Birliği Adalet Divanı'nınca alınan 'unutulma hakkı' kararı, AB üyesi ülkelerde geçerliyken, arama motoru Google'nin merkezinin bulunmadığı Türkiye'de ise henüz uygulanmıyor.

Google'dan çifte standart: AB ülkelerine var, Türkiye'ye yok

Günümüz dünyasının en büyük iletişim ağı internet, milyonlarca kullanıcının gerekli olan bilgiye çabucak ulaşması ve sosyal iletişim kurmasını sağlamasının yanı sıra, yarattığı mağduriyetlerle hayatı olumsuz da etkileyebiliyor. Türkiye'de de yaygınlaşan internet teknolojisinin, bilinçli olma düzeyleri henüz gelişmeyen çocukların cinsel veya sosyal yönden istismar edilmesine yol açtığı vakalar çoğalırken, bu mağduriyetlerin giderilmesi için yargıya başvurmak dışında çok fazla seçenek olmadığı da dikkatlerden kaçmıyor.

Siber mağduriyetlerin dikkati çekici artışı
Çocuklar başta olmak üzere siber mağduriyet yaşayan insanların, bu durumu, gelecekteki hayatlarından veya tanınmaktan endişe ettikleri için yargıya taşımadıkları bilinirken, aynı şekilde aileleri, arkadaşları veya öğretmenleriyle paylaşmadıkları da gözleniyor. Dünyada, internet kullanımıyla paralel bir şekilde artan siber mağduriyetlerle ilgili, çoğu Amerika kökenli arama motorları veya içerik sağlayıcı siteler, merkez ofislerinin bulunduğu ülkelerde "rahatsızlık-içerik kaldırma" taleplerine daha çabuk yanıt verirken, Türkiye'de bu durum çok ağır işliyor.

Türkiye'de yoğun mağduriyete rağmen giderilmesi noktasında herhangi bir çalışma olmadığını ve insanların bu sorunu gözardı ettiklerini fark eden avukatlar Kadir Kurtuluş ve Eda Salman Bayraktar, daha önce ticari kuruluş veya özerk kurumlara yönelik, telif haklarının sağlanması veya haksız olduğu düşünülen haber içeriklerinin sitelerden kaldırılması amacıyla kurdukları "e-koruma" sitesini geliştirme kararı aldı. Genç girişimciler, tüm mağdurların taleplerini alabilmek için ücretsiz e-koruma sosyal sorumluluk projesi başlattı.

"Çok ciddi problemler yaşayan insanları fark ettik"
AA muhabirinin görüş aldığı "e-koruma.net" kurucusu Avukat Kadir Kurtuluş, internette yaygınlaşan her türlü bilgi, belgenin paylaşılabildiğini ve sosyal medyanın çok ciddi anlamda ilerlediğini belirterek, "İnsanların haklarında çıkan çeşitli haberlerden ya da fotoğraflarından rahatsız olduklarını gördük. Bununla ilgili hukuk bürolarımıza da başvurular olmuştu. Daha sonra e-koruma şirketini kurduk. Şirketi kurduktan sonra, online itibar yönetimi gibi hizmetler verdik. Fakat çocukların, 'benim rahatsızlık duyduğum bir fotoğrafım-videom var' diyerek başvuru yaptıklarını gördük. Ve gerçekten de çok ciddi problemler yaşayan insanları fark ettik." dedi.

Çoğu çocuk, bu kişilerin içerik kaldırma hizmetini alabilecek bir durumları olmadığını ve ailelerine de söyleyemedikleri için ailelerin de böyle bir hizmet için destek aramadığını aktaran Kurtuluş, "Biz de yaklaşık 2 yıldır, 'çocuklar için e-koruma' diye bir kampanya, sosyal sorumluluk projesi yapıyoruz. Bu proje kapsamında çocuklardan veya ailelerinden gelen herhangi bir içeriğin kaldırılması talebini aldığımız taktirde herhangi bir ücret almadan bu içerikleri kaldırıyoruz." diye konuştu.

"Şu ana kadar yüzlerce yayının içeriğini kaldırdık"
Proje süresince çok enteresan şeylerle karşılaştıklarını ve şu ana kadar yüzlerce başvuru olduğunu kaydeden Kurtuluş, şöyle devam etti:

"Yüzlerce yayının içeriğini sessiz sedasız kaldırmışızdır. Örnek verecek olursam, 17 yaşlarında, cinsel ilişki sırasında videosu çekilmiş bir kız çocuğumuzun görüntüleri, çeken kişi tarafından uygunsuz sitelerde paylaşılmış. Çocuğun yapacağı herhangi bir şey yok, çaresiz ve tehdit de ediliyor daha sonra. Kötü niyetli insanlar, çocuklardan yararlanmak için 'elimizde videoların var, ailene gidip şikayet edeceğim, ailenin sosyal medya hesapları da bunlar' gibi tehditlerde bulunuyor. Tabii mağduriyet de uzadıkça uzuyor, devam ediyor. Bir şantaj oluyor aslında cinsel istismara devam etmek için. Zaten bu gibi cinsel istismar hadiselerinin çoğunda da bu korkuyla veya bu tehditle insanlar bir şekilde bu istismara devam ediyorlar. Daha doğrusu çocuklar da istismar edilmeye devam ediyor. Bu kızımızın gelenekçi ailesinin bunu görmesi; Türkiye'deki aile yapısında ne anlama geliyorsa, bu anlama geliyor. Bir ikinci sayfa haberiyle karşımıza çıkabilecek bir şey. Bizim buradaki tek düşüncemiz çocuklar. Herhangi bir şekilde bize başvuru geldiği zaman biz bunları kaldırmak için elimizden gelen her şeyi yapıyoruz. Eğer ki ilgililere ulaşabilirsek ki ulaşmamız çok mümkün değil, onlara ihtarlarını yapıyoruz. Biz sadece sosyal medya veya diğer sitelere kaldırma başvuruları yapıyoruz aslında. İlgiliyi takip etmiyoruz. Çünkü böyle bir vazifemiz yok, ayrıca bir kolluk kuvveti değiliz. Bir de ilgiliyi takip etmek için gerçekten kişinin velilerinin ya da hukuki süreci takip etmekle yetkili olan kişilerin bize bir yetki vermesi gerekir."

"Amacımız sesimizi çocuklara duyurmak"
Çocukların mağduriyetini gidermek amacıyla liseler ve ortaokullarda çok sayıda öğretmenle görüşerek yaptıkları işi anlattıklarını dile getiren Kurtuluş, "Bana hepsinin söylediği, 'bu çok önemli bir konu, biz bunu çok yaşıyoruz, çok görüyoruz, çocuklar bir şekilde bize açılamıyor' şeklindeydi. Kaldı ki zaten nasıl açılsın ailesine çocuk, zaten korktuğu şey görüntüsünün bilinmesi. Kampanyamızı paylaşanlar oldu, ciddi ses getirdi bu nedenlerle. Buradaki amacımız sesimizi büyüklere değil, çocuklara duyurmaktır." dedi.

Kampanya kapsamında sadece çocuklara değil ailelere de iş düştüğünü ve ailelere yönelik bir danışma hattı kurduklarını vurgulayan Kurtuluş, "Aileleri de bu konuda bilgilendirmek istiyoruz. Çocuklarınızın içine kapanma veya stres gibi farklı davranışlarını gözlemleyebilirsiniz. Çocuğa, internet, sosyal medya hesaplarını kullanmayı yasaklama çözüm değil. Onun ne yaptığını gizli gizli anlamak, bilmek, takip etmek önemli. Aksi halde yasak meyve daha tatlı olur. Yani yasakla bu iş olmuyor, bu iş sadece takip etmekle oluyor. Ve amaç burada çocukları koruyup mağduriyetlerini engellemek. Biz de bu yüzden böyle bir kanal açtık ve 2 yıldır yaptığımızı yapmaya devam edeceğiz." şeklinde konuştu.

"Okul çağındaki çocukların istismarı vahamet boyutunda"
Konuyla ilgili okullarda bilgilendirici seminerler yapılması gerektiğine inandıklarını ve çocukların eğitilmesinin etkili olacağını bildiklerini de söyleyen Kurtuluş, "Önemli olan bize ulaşmaları. Keşke başka kurumlar da böyle bir kampanya yapsa, daha fazla kişi daha fazla mecraya ulaşsa. Çünkü bu böyle çok önemsemediğimiz ama aslında ciddi anlamda fazlaca yaşanan bir sorun günümüzde. Ortaya çıkabilen bir şey de değil." ifadesini kullandı.

Avukat Kadir Kurtuluş, Türkiye'de çocuklarla ilgili istismarların hep var olduğunu ancak teknolojik gelişmeyle bunun son yıllarda daha çok yaşandığına dikkati çekerken, "Bu olayların vahametini ciddi anlamda görmeye başladık sosyal medya sayesinde. Paylaşıldıkça insanların da farkındalıkları arttı." dedi.

"İlk gün yüzden fazla mesaj geldi"
Başvurulardaki yoğunluğa da dikkati çeken Kurtuluş, siteyi kurup duyurmamalarına rağmen çok ciddi bir taleple karşılaştıklarını, sosyal sorumluluk projesine dönüştürdükleri ilk gün yüzden fazla mesaj geldiğini, bu mesajlara göre farklı analizler yapabildiklerini anlattı.

Önceliği çocuklara verdiklerini anlatan Kurtuluş, "Bir çocuk bir çocuktur benim için. Ama büyük resmi çözmek için aileleri ve öğretmenleri de bilinçlendirmemiz gerekiyor." diye konuştu.

"Hukukla mücadele etmek istemedikleri için suç içeriklerini kaldırıyorlar"
Görüntü veya içerikleri nasıl kaldırdıklarına da değinen Kurtuluş, şunları kaydetti:

"Bize herhangi bir link geldiği zaman zaman illegal bir içerikse zaten bu sosyal medya mecralarının, bu tarz içeriklerin kaldırılması için kendi ayrı ayrı politikaları var. Onlar da istiyorlar böyle içeriklerin kaldırılmasını. Kesin değil ama dünyanın en büyük sosyal medya kuruluşuyla e-koruma'nın bir iş birliği olacak. Onların da zaten kendi topluluk kuralları var. Bu topluluk kurallarına göre çocukların resmini, cinsel içerikli görüntülerini yayımlayamazsınız. Ama sadece sosyal medyada olmuyor bu. Porno siteye koyuyorlar mesela. Oralarda da sizin rızanız dışında olan bir şeyse o mecralara da hukuken başvurabiliyor, sonuç alabiliyoruz. Bir de sadece o mecrayı düşünmeyelim. O mecranın verilerinin barındığı bir yerler var. Bunlara 'hosting' diyoruz. Eğer o mecra bunu kaldırmıyorsa onların barındığı yere diyorsunuz ki; 'bakın sizin barındırdığınız bir web sitesinden illegal bir içerik paylaşılıyor, eğer bu içeriği kaldırmazsanız, sizi barındırma hizmetlerinden men edecek hukuki aksiyonları alıyoruz'. O içerik de kaldırılmak zorunda kalıyor yer sağlayıcı tarafından. Yani yer sağlayıcı, arama motoru, sosyal medya bunların hepsinin topluluk kuralları zaten e-koruma'nın yaptığı iş gereği, bizim çok iyi bildiğimiz bir şey olduğu için, bunların hepsi kurallarına göre hareket etmek zorunda.Her birine ayrı ayrı başvurularla bu içerikleri yok ediyoruz. Çocuklar tek başlarına bunları mümkün değil yapamaz.

Diyelim ki bir içeriği yer sağlayıcıdan kaldırdık, Youtube'dan mesela. Ama ekran görüntüsü orada durmaya devam eder. Sizin onu Google arama sonuçlarında da kaldırmanız gerekir. O içerik sağlayıcı kişi bunu tekrar yayımlayabilir. Ama siz caydırıcılık sağlayacak hukuk yolu mekanizmasıyla yola çıktığınız zaman verimli oluyor ve bu riski görüyorlar. Hukukla uğraşmak istemiyor ve bunu kaldırıyorlar. Suç çünkü. Burada şantaj var, özel hayatın gizliliği var, yeri geldiği zaman tehdit, cinsel istismar var. Bunlar çok ciddi suçlar, bunlarla tabii ki muhatap olmak istemeyeceklerdir."


Ciddi bir ekiple çalıştıklarını ve istihdamın yetersiz olması durumunda bu işe gönül verdikleri için yeni istihdam yaratabileceklerini, insanları kurtarmanın manevi hazzını tattıklarını ifade eden Kurtuluş, mağduriyetlerin sadece cinsel içerik olarak düşünülmemesi gerektiği ve farklı mağduriyetlerle ilgili birçok talep aldıklarını anlattı.

Bir çocuğun lise döneminde yazdığı eski bir tweet veya paylaştığı bir fotoğraftan dolayı, üniversiteye başlayacağı için bugün pişmanlık duyup kaldırılmasını talep ettiğini söyleyen Kurtuluş, "Okula başlayacak ama arkasındaki o haberler onu takip ediyor. Ve bu hayatını gerçekten olumsuz etkiliyor. Biz bu tarz hizmetler de veriyoruz. Aynı şekilde habercilerin de haberlerinde küçük çocukların fotoğraflarını paylaşmaması gerekir. Çocuğun veya ailesinin rızası olmadan çocuk fotoğraflarının haberlerde kullanıldığını görüyoruz. Bu bir yanlış. O çocuk büyüdüğü zaman o haberle yaşamak istemeyebilir." dedi.

Avrupa Birliği (AB) Adalet Divanı'nda, "Gonzales kararı" diye bir karar çıktığı ve bunun "unutulma hakkı" olduğunu anlatan Kurtuluş, "Yani kişiler 'unutulma hakkı' kapsamında, haklarında çıkmış haberleri kaldırabiliyorlar bir başvuruyla. Fakat Google bunu AB ülkelerine uygularken Türkiye'ye uygulamıyor. Kaldı ki bizim Yargıtay'ımızın bununla ilgili içtihatları da olmasına rağmen uygulamıyor. Fakat bu bir özgürlüğün kısıtlanmasıdır. Adnan Oktar soruşturması örneğinde yaşadığımız gibi. Pişman olan eski bir üyesi, geçmişe ait videosu nedeniyle mağduriyet yaşıyor ve bunu kaldıramıyor. Veya bir doktorla ilgili de zamanında yalan bir haber yapılmış önemsiz bir sitede ve o kişi bunu kaldırmak istiyor. O kadar farklı talepler geliyor ki. İnsanların ekran görüntüleri, videoları alınıyor, bu videolarla insanlara şantajlar yapılabiliyor." şeklinde konuştu.

"Google ve Youtube'nin Türkiye'de de 'unutulma hakkı'nı kabul etmesi gerekir"
Kurtuluş, "Unutulma hakkı çok önemli bir şey. Bu mecraların Türkiye'deki insanların da 'unutulma hakkı' kapsamında özellikle başvurularını kabul etmesi gerekiyor." dedi.

AB Adalet Divanı'nın verdiği bir karar olduğu için Türkiye'de henüz bununla ilgili bir içtihat bulunmadığını ve söz konusu şirketlerin ülkede merkez bulundurma gayretine bile girmediklerini dile getiren Kurtuluş, "Bu şirketlerle alakalı herhangi bir aksiyon almak istediğiniz zaman yurt dışına tebligat yapmanız gerekiyor. Burada bir arama motorunun (Google) bir şirketi var ama, o, 'bu bizim pazarlama şirketimiz sadece' diyor. Ve sizin yurtdışına tebligat yapmanız gerekiyor. Nerede insan hakları evrensel beyannamesi, hak arama hürriyeti?" ifadesini kullandı.

"Ebeveynler bile çocuklarının fotoğraflarını paylaşıyor"
Avukat Kurtuluş ile birlikte e-koruma'nın sosyal sorumluluk projesi olmasına ön ayak olan avukat Eda Salman Bayraktar ise, internetin dünyada olduğu gibi Türkiye'de de hayatımıza çok fazla girdiğini ve bugün herkesin sosyal medyayla iç içe yaşadığını belirterek, "Telefonlar elimizde, aynı şekilde çocukların da elinde. Çok değişik bir dönem yaşıyoruz. Özellikle çocuklar, 'Z kuşağı' diyorlar, sosyalliklerini, eğlencelerini, oyunlarını internette yaşıyorlar. Tabii bunlar ayrı ayrı tartışılması gereken konular. Biz de taleplerin fazlalığı ve hassasiyetimiz nedeniyle böyle bir sosyal sorumluluk projesi başlatmaya karar verdik. Ve çocukların internet sebebiyle uğradıkları mağduriyetleri bir nebze olsun gidermek istedik." dedi.

Çocukların interneti kullanması sırasında siber zorbalığın her türünün yaşanabildiğini ve öncelikle ailelerin bilinçlenmesi gerektiğini düşündüklerini aktaran Bayraktar, ebeveynlerin de çocuklarının fotoğraflarını veya evlerinin konumlarını masumane bir şekilde sosyal medyada paylaştıklarını, bu gibi paylaşımların birçok mağduriyete sebep olabileceğini, belli bir yaşın altında olan çocuklarını kontrol etmeleri gerektiğini ancak bunların da yeterli olmadığını görüp çocuklara ulaşılmasının en doğru yöntem olduğuna karar verdiklerini ifade etti.

Mağduriyet durumunda çocukların girdiği psikolojiyi fark ettiklerini ve depresyona giren çocukların okul veya sosyal hayatta da başarısız olmaya başladıklarını kaydeden Bayraktar, şöyle konuştu:

"Çocukların bütün yaşantısı altüst oluyor, geleceği de bir şekilde etkileniyor. Sadece müstehcenlik değil, zamanında doğru olduğuna inandığı bir paylaşım da sonrasında ona doğru gelmeyebiliyor. Çocukların o yaşlarda verdiği kararlarla yaptıkları paylaşımların onların geleceğini etkilemesine izin vermek istemedik ve önce çocuklara kendimizi duyuralım dedik. Bize istedikleri zaman ulaşabiliyorlar. Aileler de bizden bunu talep edebiliyor. Sonuçta aileleri bilinçlendirdiğimiz kadar çocukları da bilinçlendirmemiz gerektiğini düşünerek önce kendimiz duyurduk. Tabii bu duyurmak, 'gelin içerikleri kaldıralım' demek değil. Önce önünü almak gerekiyor bu tür şeylerin. Yani siber zorbalık veya istismarla karşılaştığında çocuk ne yapacağını biliyor olmalı. Biz burada bu tür içerikleri kaldırarak değil çocukları bilinçlendirmek için bir çok seminerle, ilgili bakanlıklarla birlikte hareket edebileceğimiz bir sürü etkinlik yapmanın da gereği olduğuna inanıyoruz."

"Haberlerde çocuk fotoğraflarının kullanılması da istismar çeşidi"
Toplumsal hassasiyetin oluşmaya başlaması gerektiğini düşündüklerini ve bu problemi çocuk fotoğrafı kullanmaktan çekinmeyen medya kuruluşlarıyla da çok yaşadıklarını anlatan Bayraktar, "Çocukların boşanma veya velayet davası gibi haberlerde fotoğraflarının bile kullanılmasıyla yaşadıkları şey bizim kanımızca bir istismar çeşididir. Dolayısıyla önce basın mensuplarının bu hassasiyetinin oluşması gerekiyor. Çocuklar 18 yaşını geçtikten sonra, ailelerine karşı dava açar hale bile geldiler. 'Benim resmimi neden kullandın?' diyor annesine ve dava açıyor. Bunları duyduk, izledik basından. Bu tür davalar yaşanacak." dedi.

Bayraktar, çocukların bu tür haberlerde en az değil sıfır yarayla kurtulması gerektiğini önemine de dikkat çekti.

YORUM YAZIN

adınız ve soyadınız ile yorum yapabilirsiniz
HABERE İLK YORUMU SİZ YAPIN

Son gelişmelerden anlık haberdar olabilirsiniz.
istiklal.com.tr bildirim ile, web sitesine girmeden de haberleri takip edebilirsiniz.