GÜNDEM
24 Kas 2019 11:04 Son Güncelleme: 24 Kas 2019 11:14

Eğitim camiasının kanayan yarası: Ücretli öğretmenler

Ücretli öğretmenlerin sorununa dikkat çekmek amacıyla kurulmuş olan Tek Çatı Eğitim Kültür ve Dayanışma Derneği Başkanı Hatice Temel ile bir söyleşi gerçekleştirdik. Kendisi de ücretli Din Kültürü Öğretmeni olan Hatice Temel, ücretli öğretmenlerin sorunlarını bizimle paylaştı...

Haberi Dinle

Halil Günüç - İstiklal

24 Kasım Öğretmenler Günü münasebetiyle eğitim camiamızın kanayan yarası olan ücretli öğretmenlerin sorununu gündeme getirerek, tüm öğretmenlerimizin de öğretmenler gününü kutlarız. Bu vesileyle hiç bir hakları olmayan ve yok farz edilen eğitim emekçilerinin sorununun tartışılmasını istedik.

Ücretli öğretmenlerin sorununa dikkat çekmek amacıyla kurulmuş olan Tek Çatı Eğitim Kültür ve Dayanışma Derneği Başkanı Hatice Temel ile bir söyleşi gerçekleştirdik. Kendisi de ücretli Din Kültürü Öğretmeni olan Hatice Temel, ücretli öğretmenlerin sorunlarını bizimle paylaştı.

Soru: Hocam! Neden böyle bir dernek kurma gereğini duydunuz?

Ücretli öğretmenlerin sorunlarını gündeme getirmek, ücretli öğretmenleri tek bir çatı altında örgütlemek ve bu konuda kamuoyu baskısı oluşturarak haklarımızı elde etmek amacıyla bir grup meslektaşımızla bu derneği kurduk.

Soru: Bize öncelikle ücretli öğretmenlik nedir? Diğer öğretmenlikten farkını açıklar mısınız?

Ücretli öğretmenlik okullarımızın artan acil öğretmen ihtiyaçlarını, kadro beklemeden ders saat ücreti üzerinden karşılamak amacıyla kurulmuş olan bir nevi geçici çözüm olarak düşünülmüştür. ücretli öğretmenlik olmadığı dönemlerde dersler boş geçiyordu, çünkü ataması çıkan öğretmen bir şekilde tanıdığını bulup başka şehirlere gidiyordu. Kadro olmaması, Hamilelik, askerlik, hastalık, eğitim ve benzeri nedenlerle öğretmen açığı çıkıyordu.
Ücretli öğretmenlik sistemiyle okullarımız bulundukları bölgedeki fakülte mezunu yerel kişilerden yararlanmış oldu. Sistem bu açılardan faydalı olduğu gibi, ataması çıkmayan öğretmen adaylar da en azından öğretmenlik mesleğini bu şekilde gerçekleştirmiş oluyordu.
Ücretli öğretmenliğin kadrolu öğretmenlikten farkı, işlerinin geçici olmasıdır. Kadrolu birisi geldiğinde ücretli öğretmen kapı önüne konulmaktadır. Ayrıca Milli Eğitim Bakanlığının personeli sayılmadığı gibi, özlük haklarından yoksun ve amirlerinin iki dudağı arasında yaşıyorlardı. Hiçbir güvenceleri olmadığı gibi, yarın çalışıp çalışmayacakları da belli değildi. Her sömüstr döneminde sözleşmelerini yenilemeleri gerektiği için de işimiz var duygusuna sahip olamıyor, yarın için plan yapamıyorlardı. Ayrıca aldıkları ücret de asgari ücretin altında olup, modern köle olarak çalışmaktadırlar.

Soru: Türkiye’de ne kadar ücretli öğretmen bulunmaktadır?

Emin olun bugün eğitim sistemimizin sorunsuz bir şekilde çalışması ve derslerin boş geçmesini önleyenler ücretli öğretmenlerdir. Net sayısı hakkında kimse resmi bir rakam telaffuz etmemesine rağmen toplamda 90 bin civarında olduğu tahmin edilmektedir.

Soru: Ücretli öğretmenlerin sorunlarını bize kısaca özetler misiniz?

Üyelerimizden bize gelen bilgiler, şikayetler ve yaşanan sorunlar ekseninde ücretli öğretmenlerin üç temel sorunun bulunduğunu tespit etmiş bulunmaktayız. Birincisi maaş, ikincisi iş güvencesi üçüncüsü mobing.

Soru: Bize bu sorunları biraz daha açar mısınız?

Tabi! Ücretli öğretmenlere ders saati üzerinden ücret verilmektedir. Verilen ders saat ücreti totalde asgari ücretin altında olmaktadır. 30 saat derse giren bir öğretmen asgari ücret alamamaktadır. Bu ücret bile her ay alınamamaktadır. Çünkü ücretli öğretmenlere tatil dönemlerinde, sömestr’de, hasta veya izinli olduğu günlerde ücret verilmemektededir. Yani ücretli öğretmenin net bir maaşı bulunmadığı gibi aldığı ücretin de her ay kuşa çevrilmesi söz konusudur. Ücretli öğretmen aynı şartlarda çalışan kadrolu öğretmenin üçte bir oranında maaş almakta ve hatta bunu dahi alamadığı aylar bulunmaktadır.

İş güvencisinden kastımızın, hiçbir ücretli öğretmenin bir sonraki dönemde çalışacağının garantisi bulunmamasıdır. Yıllarca çalışmasına rağmen, hiçbir gerekçe gösterilmeden sözleşmesi tekrarlanamayabilir. Yani tecrübeli ücretli bir öğretmen yerine yeni baş vurmuş bir ücretli öğretmen görevlendirilebilmekte, onun yıllardır verdiği emekler göz önüne alınmamaktadır. Buna göre uzun yıllar çalışmış olan ücretli öğretmenlere öncelik verilmemekte, çalıştıkları yerde devam etmeleri gibi bir hakları bulunmamaktadır.
Öğretmen arkadaşlarımız, bu nedenle hayatlarını planlayamadıkları gibi, yeni mezun bir öğretmenin gelmesiyle kapının önüne konulabilmektedir. Yani yaptıkları hizmetler, yetiştirdikleri öğrenciler göz önüne alınmadığı gibi, bir takdir ve teşekkür bile edilmemekte, kullanılıp bir köşeye atılan eşya gibi olmakta ve unutulmaktadırlar. Üstelik artık yaşı da geçtiği için uygun bir iş bulamayacağı gibi, elinden öğretmenlikten başka bir şey de gelmemekte ve bu eğitim neferleri bir anlamda yoksulluğa ve sokağa atılmaktadır. Bu durum öğretmenlerimizin psikolojisini bozmakta ve işte performanslarına olumsuz yansımaktadır.
Mobing dediğimiz olay ise, ücretli öğretmenlerin küçümsenmeleridir. Bazı okul idarecileri ise, ücretli öğretmenlere öğretmen muamelesi göstermemekte, her türlü angarya işi onlara yüklemekte, öğretmen toplantılarına, öğretmen odalarına almamakta ve ciddi idari baskı uygulamaktadırlar. Bu arada öğretmenlerine iyi davranan idareci ve müdürleri tenzih ederim ki bunlardan birisi de çalıştığım okulun müdür ve idarecileridir, gerçekten bana ve benim gibi ücretli öğretmenlere her türlü yardım ve destekte bulundukları gibi, el üstünde tutmakta, herhangi bir ayırım söz konusu bulunmamaktadır. Bu açılardan onlara müteşekkirim. Ama Türkiye genelinde bu durumda olmayan ve ciddi anlamda mağduriyet yaşayan binlerce öğretmenimiz bulunmaktadır. Hatta Saadet öğretmen olayında görüldüğü gibi, bu mobing, öğretmenlerin dayanma sınırını zorlamaktadır.

Veli ve öğrencilerin de küçümsemesi söz konusu olmaktadır. Özellikle ilkokul velileri çocuklarını ücretli öğretmenin okuttuğu sınıflara vermek istememektedirler.

Soru: Neden vermemektedirler? Başarısız oldukları için mi?

Hayır! Onlar, ücretli öğretmenlerin geçici olduğunu bildiklerinden bir yıl sonra bırakıp gideceğini düşünmekte, bu nedenle kadrolu olup çocuklarını 4 yıl okutacak öğretmenleri tercih etmektedirler.

Soru: Ücretli öğretmenlerin talep ve beklentileri nelerdir?

Ücretli öğretmenlerin talep ve beklentilerini kadro ve özlük haklar olmak üzere iki kategoride zikredebiliriz.

Soru: Nasıl yani?

Öncelikle mevcut ücretli öğretmenlerimizin hepsi kadroya geçmeyi talep etmektedir. Bakanlığın dışardan yeni öğretmen almak yerine mevcut deneyimli ve tecrübeli öğretmen alt yapısını kadroya alarak yetişmiş insanlarımızdan yararlanmasını talep ediyoruz. Bu öğretmenlerimiz, yıllardır öğretmenlik yaptıkları için gerçekten ciddi deneyim ve birikime sahiptirler. Üstelik, kimsenin gitmek istemediği ülkemizin en ucra noktalarında bile ücretli öğretmenlerimiz fedakar bir şekilde çalışmaktadırlar. Çünkü büyük bir çoğunluk kendi bölgelerindeki okullarda görev almaktadırlar. Yani ücretli öğretmenlik istihdamında her şehir kendi insan alt yapısını kullanmış olmaktadır. Bu da şehir beğenmeme veya gitmeme gibi bir sorunun yaşanmasını ortadan kaldırmaktadır.

Yani temel talebimiz, ücretli öğretmenlerimize kadronun verilmesi ve sisteme dahil edilmesidir. Bu belki bir anda olamaz ama kademeli geçiş de yapılabilir. Örneğin beş eğitim yılı çalışmış olan bir ücretli öğretmen kpss şartı aranmaksızın kadroya geçilebilir. Daha önceki atamalarda da benzer bir yol izlenmişti.

Soru: Bu arada özlük hakların talep edilmesi demek, ücretli öğretmenliğin devamı anlamına gelmez mi?

Gerçekten iyi bir noktaya değindiniz. Kadroya geçildiğinde zaten ücretli öğretmenlik için özlük haklar diye bir şey talep edilmez ama biz ücretli öğretmenlerin tümünün bir anda kadroya geçilemeyeceğini ön görerek özlük hakların verilmesini talep ediyoruz. Ayrıca, Türkiye gibi bir ülkede ücretli öğretmenlik gibi bir sistemin bir şekilde varlığının devam edeceğini de göz önüne alarak sistemin adil ve insanca bir hale getirilmesini talep ediyoruz.

Soru: Peki nedir özlük haklar ile ilgili talepleriniz?

Öncelikle ücretli öğretmenlere iş garantisi verilmesini istiyoruz. Yani başındaki bir amirin sübjektif yorumu ile işinden olmamalı. Bunun için de ücretli öğretmenlerle en az 3 yıl, bana kalırsa beş yıllık periyotlarla sözleşme yapılmalı, her sözleşme bitiminde taraflar cayma talebinde bulunmadığı takdirde otomotik olarak bir beş yıl daha uzatılmalıdır. Böylece ücretli öğretmen en azından beş yıllık bir planlama yapmış olur.

Ayrıca, ücretli öğretmenlere kadrolu öğretmenlerin ders saati üzerinden ücret vermek yerine ayrı bir ders saati ücreti tespit edilmelidir. Böylece alacakları ücret insanca olacağı gibi asgari ücretin altına da düşmemiş olur. Hatta her ücretli öğretmen işe başladığında temel olarak 20 ders saat karşılığı asgari ücret üzerinden maaş ödenmeli, 20 ders saatin üzerinden girdiği derslere de ders saati üzerinden ücret verilmelidir.

Tabi ki ücretli öğretmenler yapılan sözleşme gereği 12 ay üzerinden maaş verilmelidir. Yani derslerin olmadığı sömest ve yaz sezonunda da ücretli öğretmen mağdur edilmemeli, bu sürede kendisine asgari ücret üzerinden maaş verilmelidir. Ayrıca sigortaları tam yatırılmalıdır.

Ücretli öğretmenler, kadrolu öğretmenler gibi tatil, izin ve mazeret izni hakkı kullanabilmeli, Milli Eğitim Bakanlığın Personeli olarak kabul edilip öğretmen kimliği verilerek Milli Eğitim Bakanlığının tesislerinden yararlanabilmelidir. Nöbet ücretleri, eğitim yardımı gibi ek ücretlerden de yararlanmalıdır.

Soru: Sendikal haklarınız var mı?

Maalesef ücretli öğretmenlerin hiçbir sendikal hakkı bulunmadığı gibi eğitim ile ilgilenenler de ücretli öğretmenleri yok saymakta, görmemezlikten gelmekte, sorunlarıyla ilgilenmemektedirler. Daha vahimi, sendikal hakları ellerinden alındığı gibi, hak arama veya sendikaya üye olmak gibi bir hakları da bulunmamaktadır. Yani biz ücretli öğretmenlere de sendikal hakların verilmesini, kadrolu öğretmenler gibi sendika ücretlerinin devlet tarafından ödenmesini ve üye olma imkanlarının sağlanmasını de talep ediyoruz. Ama aynı zamanda bizim bu mücadelede sendikalar yanımızda olmadığı için onlara da kırgınız.

Soru: Son olarak yetkililere ulaştırmak istediğiniz bir mesajınız var mı?

Yetkililere bizi görmelerini, yarınlarını emanet ettikleri çocuklarını yetiştiren insanların açlık sınırları içinde yaşadığını bilmelerini istiyoruz. Hükümetimizden, Bakanlığımızdan ve Sayın Cumhurbaşkanımızdan bizim sorunlarımızla ilgili yasal düzenleme yapmalarını talep ediyoruz. Ücretli öğretmenlerimiz, vatanını milletini seven fedakar kişilerdir. Yarınlarımızın sağlıklı olması için sorunsuz eğitmenlere ihtiyacımız var. Eğitmenleri sorunlu olan bir eğitim sisteminin ne kadar başarılı olabileceğini de sizin takdirinize bırakıyorum.

Bize bu röportajı yaptığınız teşekkür ederim..

Asıl ben teşekkür ederim. Sayenizde sesimizin duyulmasını sağladınız. Bu arada tüm öğretmenlerimizin 24 Kasım öğretmenler gününü de canı gönülden kutlarım.

Yorumlar