GÜNDEM
18 Nis 2021 19:07 Son Güncelleme: 09 Mayıs 2021 17:15

Doç. Dr. Ümit ÜNVER : En Büyük Problemimiz Eğitim 2

Akademisyen Doç. Dr. Ümit ÜNVER İstiklal Gazetesi muhabiri Eren Talha Altun'a önemli değerlendirme ve açıklamalarda bulundu. .

Haberi Dinle

SORU: Sayın hocam, geçen röportajımızda son 300 yıldır en büyük problemimizin EĞİTİM, HUKUK, AHLAK olduğunu söylemiştiniz. Ancak en öncelikli olanının eğitim olduğuna değinmiştiniz. Böylece teşhisi koymuş oldunuz. Şimdi isterseniz tedavi için önerilerinizi alalım ama önce şunu sormak istiyorum, bu sonuca nasıl ulaştınız?

Doç. Dr. Ümit ÜNVER : Ben Yalova Üniversitesi Mühendislik Fakültesinde görev yapan bir öğretim üyesiyim. Yani gençlerin eğitimlerinin son aşamasında geldikleri üniversitede, mühendislik eğitimi veren, vermeye çalışan, maalesef zaman zaman daha 4 işlemi yapamayacak kadar perişan durumda olan öğrenciler olduğunu görüp kahrolan bir öğretim üyesiyim. Neler yapabiliriz, problemi nasıl çözeriz diye yıllardır düşünürüm. Meseleyi bu gün için günlük icraatlarla değil, kökten bir değişimle çözmek gerektiğine inanıyorum. Köklü bir çözüm için de eğitimin kökü/temeli olan öğretmenlerden başlamak gerektiğini düşünüyorum.

Ancak bunun için eski Devlet Planlama Teşkilatına benzer bir yapının eğitim için kurulması lazım. Bu yapının en önemli işi bu olacak. Her yıl eğitim kurumlarından ne kadar öğretmen mezun olması gerektiğini bu kurum söyleyecek. Asla gereksiz öğretmen mezun etmeyecek. Talep kadar arz edilecek. Öğretmenin değeri düşürülmeyecek.

SORU: Böyle bir yapılanmaya neden gerek duyuyoruz Hocam?

Doç. Dr. Ümit ÜNVER : Anlatayım. Şu an 400 bin öğretmenin atama beklediği, bu sayıya her yıl 40 bin yeni mezunun eklendiği, 15 bin öğretmenin emekli olduğu ve 20 bin atama yapıldığı söyleniyor. Eğer bu ifade edilenler doğruysa, 400 bin kişilik işsiz öğretmen ordusuna her sene 35 bin kişi ekleniyor demektir. Bu da, hem öğretmenin kalitesini, hem alın terinin parasal karşılığını, hem de toplumun gözünde öğretmenin değerini düşürüyor.

Yanlış anlaşılmaması için bir konuyu açıklığa kavuşturalım. Burada bahsettiğimiz problem atama değil planlamadır. Planlama gereği gibi yapılsaydı şu an işsiz öğretmen ordusunu konuşuyor olmazdık. Dolayısıyla ilk adımı atmadan önce planlamaya başlamak lazım. Her konuda yaptığımız gibi öğretmenlerimizi, öğretmenlik yapacak insan kaynağımızı sorumsuzca, bilinçsizce çarçur edersek, boşa heba ettiğimiz yalnızca öğretmenlerimiz olmaz, GELECEĞİMİZ olur.

SORU: Katılmamak elde değil doğrusu. Peki hocam ilk adım nedir? Öğretmenlerin daha iyi eğitilmesi mi?

Doç. Dr. Ümit ÜNVER : O da var tabi ama önce kaliteyi yükseltmek lazım, bu mesleği tercih eden insan profilinin iyileştirilmesi gerekir. Bu gün öğrenciler mezun olduktan sonra iş bulması, ataması en kolay, en çok para kazanabilecekleri mesleği seçiyorlar ki bu öğretmenlik değil. Peki, öğretmenlikleri kim nasıl tercih ediyor? Maalesef birçok defa velilerden çocukları için, “Hiçbir yeri kazanamazsa öğretmen bari olsunlar” dediklerini duydum. Ne acı değil mi? Bu yüzden, öğretmenlik mesleğini maddi imkânları bakımından daha elverişli ve tercih edilebilir bir meslek haline getirmekle başlanmalıdır. Bunun için de bence eğitim sorununun çözümü için ilk adım olarak öğretmen maaşlarının 5’le çarpılması lazım.

SORU: Aman hocam ne yaptınız? Emeklilerin bir kısmına bile kaynak bulunamazken öğretmen maaşlarında böyle bir artış nasıl finanse edilebilecek?

Doç. Dr. Ümit ÜNVER : İpe sapa gelmez, kimin ne işine yaradığı belli olmayan o kadar çok şeye kaynak buluyoruz da öğretmenlerimize mi kaynak bulamayacağız? Bu millet öğretmenini, bu gün içinde bulunduğu maddi zorluklar içerisinde bile seve seve finanse eder. Eğitim ve eğitici bizde kutsaldır, Peygamberimiz evinin yanına okul açtı, market açmadı. Öğretmenler necip Türk Milleti’nin bizim sırtına hiç yük olmaz endişe etmeyiniz.

Ayrıca ben enerji hocasıyım. İhtiyacımız olan kaynağı sadece enerji verimliliğinden bile çıkarılabileceğimizi söyleyebilirim. Hatta bir adım daha ileri götürüyorum; ilerleyen yıllarda siyasetçiler, öğretmen maaşları yerine kendi maaşlarını iyileştirmesinler diye Atatürk’ün dediği gibi “EN DÜŞÜK ÖĞRETMEN MAAŞI, MİLLETVEKİLİ YA DA BAKAN MAAŞININ ALTINA DÜŞEMEZ” şeklinde bir kanunla garanti altına da alınmalıdır.

SORU: Maaş iyileştirmesi şüphesiz iyi bir motivasyon olur ama onun ötesinde ne etkileri olur?

Doç. Dr. Ümit ÜNVER : Her bir öğretmenin, en yüksek maaş alan bürokrattan daha fazla maaş alır hale gelmesinin garanti edilmesiyle masa başında yüksek maaş alan meslekler yerine, öğretmenlik HEDEF MESLEK haline gelmiş olur. Zaten öğretmenlik kutsal meslek değil miydi? Bize bir harf öğretenin 40 yıl kölesi olmuyor muyduk? O halde kuru kuru teşekkür edebiyatını bir tarafa bırakıp öğretmenlerin hak ettikleri, toplumdaki o saygın yerini vermek üzere, insanca geçinebilecekleri kadar gelir elde etmelerini sağlayalım.

SORU Hedef meslek olmasının faydası ne olacak hocam?

Doç. Dr. Ümit ÜNVER : Hemen sıralayalım isterseniz. Bakın, yalnızca öğretmen gelirlerini insani seviyeye çıkarmakla neler değişir;

- Öğretmenlik maddi olarak cazip hale getirildiğinde önümüzdeki seneden itibaren üniversite sınavlarında Türkiye’nin en zeki çocukları meslek olarak “öğretmenlik” tercih etmeye başlarlar.

- Türkiye’nin en zeki öğrencileri eğitim fakültelerini doldurmaya başladığında, -ki maaşları 5’le çarparsak önümüzdeki yıldan itibaren doldururlar- eğitim fakülteleri de kendine çeki düzen vermek zorunda kalır. O en zeki çocuklar, eğitim fakültelerinde kalitesiz, ezberci, içi geçmiş, ideali-vizyonu olmayan sistemi de gelişmeye zorlarlar.

- Hali hazırda öğretmen olanlar, maaşı 5 binden 25 bine çıkınca önce gidip başlarını sokacak ev alacaklar, araba alacaklar, gelecekle ilgili endişe kaynağı olan ne varsa öncelikle o ihtiyaçlarını karşılayacaklar Bu sayede ekonomi canlanacak, domino etkisi ile tüm sektörler bu değişimden birer birer fayda göreceklerdir.

- Öğretmenler geleceğimizi yetiştirirken kendi mental yüklerinden arınmış, maddi kaygılarını bir kenara bırakmış olarak, kendi işlerini daha iyi, daha etkili nasıl gerçekleştireceğine odaklanacaktır. Eğitimde kullanabileceği her türlü kültürel, teknolojik, sosyolojik bilgi ve materyale şahsen ulaşabilir seviyeye gelen öğretmenlerimizin, çocuklarımıza katacağı zenginliği hayal edin lütfen. Bizim aziz milletimiz ve geleceğimizin mimarı öğretmenlerimiz tam olarak bu değeri hak ediyorlar.

- Eğitimde başlayan bu döngü ile çok başarılı sanatçılar, mühendisler doktorlar eğitmek ve dünya çapında başarılar elde etmek mümkün olacaktır. Tüm milletimizin refahını sağlayacak katma değeri yüksek üretim yapabilmek, teknoloji ve bilimsel ilerlemelerde bulunmak en alt kademeden başlayarak köklü bir eğitim reformu ile mümkündür.

 

GEÇİM DERDİ OLMAYAN ÖĞRETMENİN TEK DERDİ “NASIL DAHA KALİTELİ BİREYLER YETİŞTİRİRİM” OLUR!

SORU: Siz böyle olacağına inanıyor musunuz hocam?

Doç. Dr. Ümit ÜNVER : Siz inanmıyor musunuz? Biz asil bir milletin mensuplarıyız. Şanlı tarihimize bakın, özgürlüğümüz ve egemenliğimiz için dünyanın bütün büyük güçlerini aynı anda karşısına alarak yenmiş kahraman bir milletiz. Bakınız size Türk milletinin bir sırrımızı anlatayım. Türk milleti asker millettir. DOĞRU HEDEFİ gösterirseniz, bu necip millet, o hedefe mutlaka ulaşır. Bunu şanlı tarihimizde defalarca gördük. Büyük komutanın; “Ordular ilk hedefiniz Akdeniz’dir, ileri!” emrini verdiğinde dedelerimizin İngilizlerin; "Türkler 6 ayda geçerse 6 günde geçmiş sayabilirler" dediği mevzileri parçalayıp düşmanı denize dökmesi 6 gün sürmedi.

Şimdi bu millete yine doğru hedefi göstermek gerek. Teknoloji ve bilim alanlarında, kültür ve sanatta, tüm gelişmiş ülkeleri geçmek üzere, bu ülkenin evlatlarından bir bilim ordusu kurarak yine bir milli mücadeleye girmemiz gerek. Bu mücadelede komutanlarımız bu sefer öğretmenlerimiz olmalı. Ben bu konuda aziz milletimin öğretmenlerine sonuna kadar güveniyorum.

 

 

SORU: Peki hocam öğretmenlerin durumlarının iyileştirilmesinin başka ne tür etkileri olur sizce?

Doç. Dr. Ümit ÜNVER : Geçinme problemi kalmayan öğretmenler, binlerce yıllık tarihimiz boyunca olduğu gibi toplumumuzun elit, münevver, saygın kesimi olacaklar. Artık dertleri, “Ay sonunu nasıl getiririz?” değil “matematiği nasıl daha iyi öğretebilirim, müziğin felsefesini nasıl daha iyi verebilirim?” olacak. Hatta bu sene üniversite sınavına giren “en zeki çocuklarımız” da yetişip mesleğe atıldıkları zaman ve onların da geçim derdi olmadığı zaman, bu en zeki, en kabiliyetli, en kapasiteli öğretmenlerin tek dertlerinin “nasıl daha iyi öğretirim” olduğu zaman… İşte o zaman bu öğretmenlerin yetiştirdikleri, toplumumuzun daha eğitimli, daha kaliteli bireylerden oluşan bilim orduları Dünya’nın bütün sorunlarına çok daha kalıcı, çok daha akılcı çözümler getireceklerdir.

SORU: Bu değişim içinde özel okulların yeri ne olur hocam?

Doç. Dr. Ümit ÜNVER : Aa, bakın çok önemli bir konu bu atlamayalım. Öğretmenlerin durumunun iyileştirilmesiyle öğretmenlere saygınlıkları iade edilmiş olur. Özel okullar da öğretmenlerine insan gibi geçinebilecekleri maaşlar vermek zorunda kalırlar. Aksi takdirde ders verecek öğretmen bulamazlar. Bu sayede, köle taciri gibi, eğitimi iyice paraya döken özel okul ucubeliği ortadan kalkmış olur. Böylece, yalnızca doğru ve kaliteli eğitim veren özel okullar ayakta kalır, para verip diploma alan, bomboş nesiller çıkaran okullar da kendiliğinden yok olup gider.

SORU: Hocam toparlarsak, nedir eğitime önerdiğimiz çözüm?

Doç. Dr. Ümit ÜNVER : Amacımız, öğretmenlerimizin, toplum içerisindeki eski saygın, elit konumlarını iade etmek. Hepimiz çocuklarımınız en iyi öğretmenler tarafından yetiştirilmesini istemiyor muyuz? İşte buna çare olarak teklifim, bireysel olarak kendi çocuklarımızın iyi okullara, iyi öğretmenlere denk gelmesini sağlamak için 40 takla atmak yerine, bütün öğretmenleri toplumun en eliti haline getirmektir. Bu iş, oybirliği ile onaylanarak hayata geçirilmesi gereken bir icraattır. Öğretmen gelirinin artırılması, elbette tek başına çare değildir. Üstüne üstlük 3-5 sene içerisinde sonuç alınabilecek bir yöntem de değildir. Eş zamanlı olarak Kültür Bakanlığının “TOPLUMSAL AHLAK”, Adalet Bakanlığının da “TOPLUMSAL ADALET” konusu üzerine eğilmesi gerekir. Bu konuları da başka zaman ele alırız.

Sonuçlarını görebilmemiz için belki 20-25 yıl beklememiz gerekecek. Ancak eğitim konusunda ne kadar çok beklenirse problem o kadar müzminleşecek ve çözülmesi de bir o kadar gecikecektir. Bu yüzden behemehâl harekete geçilmeli.

CEHALET KADERİMİZ OLMAK ZORUNDA DEĞİL!

 

Kaynak :

LinkedIn
https://www.linkedin.com/in/assoc-prof-dr-umit-unver-b369ab28/

Tweeter
Doç. Dr. Ümit ÜNVER
@_umitunver

Instagram
https://www.instagram.com/umitunver71/?hl=tr

 

 

Eren Talha Altun Eren Talha Altun Eren Talha Altun Eren Talha Altun

Kaynak : İstiklal Gazetesi - Eren Talha Altun