GÜNDEM
05 Haz 2020 17:34 Son Güncelleme: 05 Haz 2020 17:39

DEVA Partisi: Tekrar tokat yemek isteyenler buyursun

AK Parti ve MHP'nin DEVA Partisi ve Gelecek Partisi'nin seçimlere sokulmaması girişimleriyle ilgili konuşan DEVA Partisi Genel Başkan Yardımcısı Mustafa Yeneroğlu, "İstanbul’dan ders almamış olanlar milletten tekrar bir tokat yemek istiyorlarsa buyursunlar, ellerinden geleni yapsınlar" dedi.

Haberi Dinle

DEVA Partisi Genel Başkan Yardımcısı ve İstanbul Milletvekili Mustafa Yeneroğlu, AK Parti’nin MHP’lileştiğini ve ‘sağ blokun vasatın altı lümpenleştirildiğini’ söyleyerek, “AK Parti içinde de aklıselim birileri, MHP’nin, AK Parti’yi MHP‘lileştirmesinden ciddi manada rahatsızlar ama bunun ötesinde birbirlerine çok fazla güvendiklerini de düşünmüyorum” dedi. Yeneroğlu, MHP’lilerin ‘18 yaş üstü’ ifadeler kullandığını kaydederek, bu sözleri oğluna göstermeye utandığını söyledi.

Yeneroğlu, KRT Televizyonunda dün akşam yayınlanan Özlem Akarsu Çelik ile POLİTİKA programına konuk oldu ve gündemdeki konulara ilişkin açıklamalar yaptı.

Bir programda “AK Parti’de bulunduğum son bir yılda çocuklarımın yüzüne bakamıyordum” sözlerini hatırlatan Yeneroğlu, bunu bütün AK Parti’liler için geçerli olduğunu kaydederek, “AK Partili kardeşlerime soruyorum, düşünün ki mevcut keyfi yönetim biçimi başkasının eline geçti, yani Tayyip Erdoğan’ın değil de başkasının elinde, böyle bir sistemin içerisinde çocuklarınızın yaşamasını ister misiniz?” diye sordu.

AKP’nin MHP’lileştiğini söyleyen Yeneroğlu, ‘sağ blokun vasatın altı lümpenleştirildiğini’ kaydederek, “AK Parti içinde de aklıselim birileri, MHP’nin, AK Parti’yi MHP‘lileştirmesinden ciddi manada rahatsızlar ama bunun ötesinde birbirlerine çok fazla güvendiklerini de düşünmüyorum” diye konuştu.

MHP’lilerin ‘18 yaş üstü sözlerini’ çocuğuna gösterdiğinde utandığını anlatan Yeneroğlu, MHP’ye Alpanslar Türkeş’in “Dokuz Işığı”ndan biri de “ahlakçılık” olduğunu hatırlatarak, “MHP’deki tüm arkadaşları bu iddialara sahip çıkmaya davet ediyorum” dedi.

’28 ŞUBAT SÜRECİNDE SOLCU İNSANLAR SENİN KOLUNA GİRDİ’

CHP eski İzmir İl Başkan Yardımcısı Banu Özdemir’in Çav Bella’nın cami hoparlöründen okunması görüntüsünü paylaştığı için tutuklanmasına ilişkin “Böyle bir hukuk düzeni olabilir mi?” diye soran Yeneroğlu, şu ifadeleri kullandı: “Hukukun araçsallaştırılması söz konusu. Maalesef iyi niyetli mütedeyyin kesimlerin dini duyguları istismar edilerek insanlar birbirine düşmanlaştırılıyor… 28 Şubat’ta solcusu sosyalisti farklı yaşam biçimlerine sahip insanlar, başörtü mücadelende senin koluna girmiş, sen çıkmış diyorsun ki, bu ülkede insan hakları ihlali olduğunu iddia eden abesle iştigal ediyordur. Ben bundan utanıyorum.”

 Yeneroğlu’nun açıklamalarından öne çıkan başlıklar şöyle:

 AK PARTİ’DE PARTİ YOK, BİR KİŞİ VAR: Bir programda söylediğim “AK Parti’de bulunduğum son bir yılda çocuklarımın yüzüne bakamıyordum” cümlesi, o ifade sadece benim duygularım değildi. Aslında AK Parti içinde çok yaygın biçimde paylaşılan bir duygu. Bu da partinin şu anda geldiği, boşaltılmış hali gösteriyor. Kurumsal anlamda parti diye bir şey kalmadı. Bir kişi var ve bu kişinin iktidarını sürdürme amacıyla siyaset yaptığını var saydığı insanlar var. Buna üzülüyorum, bunu bir muhalif edasıyla da söylemiyorum, kahroluyorum hatta çünkü mesele artık ülkenin çok ciddi tehditlerle karşı karşıya kaldığı, çok kötü yönetildiği ve bunun aşılabilmesi için de herkesin toplumun geleceğini düşünmesi, birey olabilmesi gereken bir yere geldi.

YAŞANANLARIN BİZİ UTANDIRMASI LAZIM: Eğer benim gibi düşünmeyen, benim gibi inanmayan, benim gibi yaşamak istemeyen insanlar, farklı bir sistem isteyen insanlar eğer her türlü hukuksuzluğa maruz kalıyorsa bunun bizi utandırması lazım. AK Partili kardeşlerime soruyorum, düşünün ki mevcut keyfi yönetim biçimi başkasının eline geçti, yani Tayyip Erdoğan’ın değil de başkasının elinde, böyle bir sistemin içerisinde çocuklarınızın yaşamasını ister misiniz? Temel hakların birilerinin keyfi yetkisinde olduğu, insanların temel haklarını savunamadıkları, sözlü ve fiili şiddete maruz kalabildikleri bir yaklaşım biçimi yarın öbür gün sizi de vurmayacak mı?

MÜTEDEYYİN MUHAFAZAKÂR KESİMİN HERKESTEN ÇOK UTANMASI GEREKİR: Mütedeyyin muhafazakâr kesim o zaman farklı bir noktadaydı. Bugün zannediyorlar ki, bir kitlenin iktidarını korumak. Hayır böyle bir gündem yok. Mevcut keyfi hukuksuz düzen yarın sizin elinizdeki tüm imkanlara da temel haklarınıza da müdahale edecek. Benim için çok daha büyük utanç şudur, bu kadar adaletsizliğin olduğu bir ülkede anlımız açık biçimde, kafamızı yere eğmeden yürüyemememiz lazım. Özellikle mütedeyyin muhafazakâr kesimlerin herkesten daha çok utanması, mevcut sistemi herkesten fazla eleştirmesi gerekir.

İKTİDAR ARTIK PRO-AKTİF SİYASET ORTAYA KOYAMIYOR: Cumhurbaşkanı müdahale edemediği alanlardan rahatsız oluyor. Sosyal medyayı kısıtlamak için de önümüzdeki günlerde anlaşılan Meclisin gündemini meşgul edecekler. Artık iktidar ülkeyi iyi yönetemediği gibi pro-aktif siyaset de ortaya koyamıyor. Ortaya attıkları tüm fikirler reaksiyonel fikirler.

BU PSİKOLOJİ İNSANI HASTA EDER:  Meclis’in önümüzdeki haftadan itibaren gündemini meşgul edecek tüm kanun teklifleri reaksiyonel teklifler. Muhalefeti nasıl bastırırız, nasıl engelleriz, Ali Babacan’ı kitlelerin daha fazla tanımasının önüne nasıl geçeriz! Bu korkunç bir psikoloji. Artık siyaset üretemiyorum, topluma ümit veremiyorum, sadece korku veriyorum. Bu korku iklimi içerisinde iktidarımı nasıl sürdürürüm derdi psikolojik olarak da insanı hasta eder diye düşünüyorum.

“ALLAH ÇOCUKLARIMIN ÖMRÜNDEN SİZE VERSİN” PSİKOLOJİSİ ÇOK KORKUNÇ: (Cumhurbaşkanı Erdoğan’a, “Allah çocuklarımın ömründen alsın size versin” diyen AK Parti Çorum Kadın Kolları Başkanı Meryem Demir’in sözlerine ilişkin) Çok ürkütücü, çok üzücü. Bir yere oturtamıyorum. Bu çok sorunlu bir psikoloji. Bu psikoloji tüm otoriter rejimlerde görülen bir psikoloji. Bu psikolojinin olduğu yerlerde toplumun felakete yürüdüğünü görüyoruz.

YAŞLANDINIZ ARTIK, TORUNLARINIZI SEVİN: Siyasetten ayrıldıktan sonra psikolojisi bozulan bir sürü arkadaş tanıyorum. Yaşlandınız artık torunlarınızı sevin. Üç günlük dünya, hepimiz öleceğiz. Son nefese kadar illa her şeyi ben yöneteceğim, ben belirleyeceğim, millet üç çocuk doğursun, şunu yapsın. Yok böyle bir dünya!

İÇİNDEN ÇIKTIĞIM MAHALLENİN HALİ BENİ ÇOK ÜZÜYOR: Bu psikolojik olarak da sağlıklı değil. Kendi içinden çıktığım mahallenin geldiği hal beni o kadar üzüyor ki, keşke kendine çekidüzen verse. Mütedeyyin muhafazakâr çevrenin içinden eleştirel düşünen kaç insan çıkabildi? Herkes sizin gibi düşünmek, yaşamak zorunda değil diyebilen insan sayısı o kadar az ki!

ONUN ADINA BEN UTANIYORUM:  Bir siyasi partinin genel başkanlığını yapmış insanlar o zaman liberal demokrat kabul ediliyordu, bugün ortaya koydukları siyasete baktığımızda insan ürküyor. İnsan bu kadar mı ilkelerini altüst edebilir. Ya da farklı bir partinin genel başkanı olup da bugün iktidar partisinin genel başkan vekili olan bir insan, ben onun adına utanıyorum mesela ve üzülüyorum. Benim şu an etkileşimim ondan çok daha fazla. Bunların utanması lazım mesela.

KENDİ ÇOCUKLARINIZI DÜŞÜNMÜYOR MUSUNUZ!: Bundan sonra siyasette atacağınız adımlar, çok daha fazla utanacağınız adımlar olacak. Niye? Ülkeyi daha fazla otoriterleşmeye, daha fazla öfke nefret diline sıkıştırmaya çalışıyorlar ve bundan da medet umuyorlar. Peki kendi çocuklarınızı düşünmüyor musunuz?

AK PARTİ MHP’LİLEŞTİ, SAĞ BLOK LÜMPENLEŞTİ: Bu eğitim kültürümüzle ilgili. İddialarımıza aykırı biçimde hoşgörüsüzlük kültürümüzle ilgili. 3 yaşından itibaren askeri formasyonla eğitilmiş olmakla ilgili ve bunun beraberinde getirdiği itaat kültürüyle ilintili. Özellikle sağcı kesimde bu, çok çok daha fazla. Maalesef son yıllarda AK Parti’nin sağcılaşmasıyla hatta MHP’lileşmesiyle bununla birlikte de sağ blokun vasatın altı lümpenleştirilmesiyle yakından ilintili bunlar.

YAVUZ AĞIRALİOĞLU DAĞDA MI YAŞIYOR?:  Hukuk devletinde yaşıyoruz. Beyefendi kalkmış, devlete başkaldıranın parmağını kırarız, kafasını götürürüz! Korkunç cümleler bunlar. Dağda mı yaşıyorsunuz siz? Hukuk devletinin kendi mekanizması, kendi kuralları var. Bir cürüm işlenirse Türk Ceza Kanununda bunun cezası belli. Siz iki de bir bu saçma sapan lafları, bu hukuksuz, şiddeti, nefreti teşvik eden cümleleri kullandığınız takdirde toplumu hukuka, hoşgörüye, adalete alıştıramazsınız.

BİR SAVCININ AKLINA SUÇU ÖVENE SORUŞTURMA BAŞLATMAK GELMİYOR: (Bahçeli’ye yönelik paylaşımı üzerine saldırıya uğrayan Yeniçağ gazetesi eski yazarı İsrafil Kumbasar’ın yüzü kanlı fotoğrafını “Bu yakışıklı(!) kim? Şerefsizlik testi pozitif çıkmış diyorlar” yorumuyla paylaşan MHP Grup Başkanvekili Erkan Akçay’a) İktidar ortağının grup başkanvekili çıkıyor, sokak ortasında kan revan içinde bırakılan bir gazeteciyle ilgili suçu açıkça kutluyor. 7-8 insan bir adama çullanmışlar, onu perişan etmişler, bundan utanmanız, yerin dibine girmeniz gerekirken beyefendi çıkıp bunu kutluyor. Bir savcının aklına da gelmiyor, burada bir suç var ve bu suçu teşvik ediyor, bununla ilgili bir soruşturma başlatmam lazım. Demek ki biz hukuk devleti iddiamızı ciddi manada kaybettik.

BİZ SİYASET KÜLTÜRÜNÜ DEĞİŞTİRME İDDİASINDA BİR PARTİYİZ: Herkes için demokrasi, herkes için özgürlük diyen ve kimseyi de bu ülkenin eşit vatandaş statüsünde görmeyen bir anlayışın bu ülkedeki siyaset anlayışını değiştirmesi gerekiyor. Biz sadece iktidara alternatif bir parti değiliz, Türkiye’deki siyaset kültürünü de değiştirme iddiasındayız.

Deva Partisi’ni hiç kimse bu seviyeye çekemeyecek. Kem söz kendisine aittir. Deva Partisi’nin hiçbir zaman bu seviyede siyaset yaptığını görmeyeceksiniz. Biz mevcut siyasete bu sebepten dolayı alternatifiz.

MHP’NİN 18 YAŞ ÜSTÜ SÖZLERİNİ OĞLUMA GÖSTERMEDİM: Bir taraftan çok komik buluyoruz bir taraftan ben okudum utandım. Yanımda 15 yaşındaki oğlum vardı, ona göstermedim. Yazık! 18 üstü bir yazı. Bu kadar edep, haya dışı bir yaklaşımla siyaset nasıl yapılabilir? Bu ülkede bunu sözde milliyetçi edayla yapacaksınız. Milliyetçilik öncelikle toplumun birliğini bütünlüğünü savunur. Milliyetçilik ahlak, edep gerektirir. Hiç mi Bektaşilerden ders almadılar?

MHP’NİN SÖZLERİNDEN BEN UTANIYORUM: Alpanslar Türkeş’in “Dokuz Işığı”ndan biri de “ahlakçılık”tır. Bugün MHP’nin yazdıklarına bakıyorum da ben utanıyorum. İnsan partiyi bu şekilde ayağa düşürür mü? Milliyetçi kardeşlerime de sesleniyorum, partiler toplumun sorunlarına çözüm üretmek için vardır, partiler toplumu ayrıştırmak, korkutmak, küfür kültürüyle toplumu zehirlemek için yoktur.

Alparslan Türkeş, “Altında toplandığımız ülkücülük bayrağı aynı zamanda iman ve ahlak bayrağıdır” diyor. MHP’deki tüm arkadaşları bu iddialara sahip çıkmaya davet ediyorum. Bir kişi böyle açıklama yaptığı zaman beni hiç ciddiye almayın, ben bu ülkenin geleceğiyle ilgili iddiaya sahip değilim demek istiyor. Dolayısıyla ciddiye almamak gerekiyor.

AKLISELİM OLANLAR, MHP’NİN AK PARTİ’Yİ MHP’LİLEŞTİRMESİNDEN RAHATSIZ: Sayın Bahçeli bundan beş yıl önce AK Parti’ye de “PKK’dan daha tehlikeli” diyordu. Sayın Cumhurbaşkanına da etmediği küfür yoktu. Dün bu, bugün bu. Yarın ne olacak? AK Parti içinde de aklıselim birileri, MHP’nin, AK Parti’yi MHP‘lileştirmesinden ciddi manada rahatsızlar ama bunun ötesinde birbirlerine çok fazla güvendiklerini de düşünmüyorum. Siyaset önümüzdeki dönemde çok fazla çalkantılara gebe. İktidar partisi bugün ortağıyla birlikte siyaset üretmiyor, toplumu korkutmaya çalışıyor.

ERKEN SEÇİM, SİYASİ İKTİDAR İÇİN İNTİHAR TEŞEBBÜSÜ OLUR: İktidarın böyle bir intihar teşebbüsünde bulunacağını sanmıyorum. İstanbul seçiminde bunu gördük, sandığa müdahale ettiler, tutmadı.

ANA DİLDE EĞİTİMİ REDDETME UTANCI YETER: Almanya’da Türk toplumunun kendi okullarında ana dilinde eğitim görebilmesi için mücadele veriyorduk. Kendi ülkemde, bu ülkenin asli unsuru olan milyonlarca insanın mensup olduğu bir topluluğun ana dil eğitimini reddeden bir yaklaşım içerisindeyiz. Bu utanç zaten yeter.

ALEVİLERE YAPILANLARI BİR MÜSLÜMAN OLARAK KABULLENEMİYORUM: Almanya’da Müslümanların kurumsal hakları, kamu tüzel statüleri için mücadele eden bir insandım. Ülkemde Alevilerin kendi kendilerini belirleme yetkilerinin bile inkâr edildiği bir nokta ile karşı karşıyayız. Bundan daha büyük utanç olur mu? Birileri çıkıyor “Alisiz Alevilik olmaz!”, “Alevilerin ibadethanelerini ben belirlerim”... Hayır, böyle bir dünya yok! Sen takdir edemezsin! Sen demokrasiye aykırı davranıyorsun, bunu yapmakla zalimlik yapıyorsun. Bunun adını koymadığınız takdirde yarın bir gün bizim başımıza da gelecek. Bir insan kendisini nasıl tanımlıyorsa devlet o insanın o gurubun tanımına saygı göstermek zorunda. Ben bir Müslüman olarak bunu kabullenemiyorum. Her bir Alevi kardeşimin kendisini tanımlama hürriyetine sahip olması lazım. Çocuğunu din dersini gönderip göndermemek kendi takdirinde olması lazım, zorunlu olamaz. Camiye gidip gitmemek kendi takdiridir.

ADALETSİZLİK CİNSEL GÜNAHLARDAN DAHA FAZLA HARAMDIR: İktidar tarafından kullanılması gibi görüntüler, toplum nezdinde Diyanet’in itibarını sarsmaktadır. En başta Diyanet’in buna karşı çıkması lazım. İslam dininin en öncelikli değeri adalettir. Keşke Diyanet bunun üzerinde dursa! Arkadaşlar yolsuzluk, hukuksuzluk adaletsizlik haramdır, hatta ve hatta o cinsel günahlardan daha fazla haramdır dese! Birisi özel hayatında şu veya bu şekilde yaşıyormuş. O, benim değerlerime göre kendi günahıdır. Ama birisi insanlara adaletsizlik yapıyorsa, insanların haklarını gasp ediyorsa o zaman tüm topluma eziyet ediyordur. O zaman hangisi öncelikli olmalıdır? Bir kişinin özel hayatında işlediği günah mı yoksa bir otoritenin devlet gücünü kullanarak tüm topluma yönelik ortaya koyduğu hukuksuzluklar mı?

MÜTEDEYYİNLER ŞİMDİ TEPKİ GÖSTERMEZSE 3-4 NESİL SÖZ SÖYLEMEYECEKLER: Din istismarı böyle bir şeydir. Bu süreçten en fazla bu ülkenin mütedeyyin insanlarının, din otoritelerinin rahatsız olduğunu düşünüyorum. Mesele bir irade ortaya koyamamaları.

Bu sürecin tüm değerlerimizi bitirdiğini, toplumun maalesef dine de mesafeli hale getirdiklerini görecekler ve buna tepki koyacaklar. Koymadıkları takdirde üç dört nesil söz söyleyecek bir ortam bulamayacaklar.

KILIÇDAROĞLU YERİNE BİZ ADALET YÜRÜYÜŞÜ YAPMALIYDIK: Çok değerli bir yolculuktu. Bakmayın birilerinin hafife almasına, aşağılamaya çalışmasına. 70 yaşındaki bir adam Ankara’dan İstanbul’a yola çıkıp yürüyor. Bunu Kemal Kılıçdaroğlu’nun değil benim gibi insanların yapması gerekiyordu. Bu bile utanç olarak yeter zaten. Kılıçdaroğlu’nun yerine bu iktidarı destekleyen insanların yola çıkıp yürümesi gerekiyordu. Yapamadığımız için bu noktaya geldik.

DAHA FAZLA OTORİTERLEŞME BEKLİYORUM:  (Yeni partilere milletvekili transferlerini engellemek için yapılması planlanan düzenlemeye ilişkin) 367 krizinden ders çıkarmayanlar, AYM’nin vesayetçi yaklaşımıyla ülkemizi siyasi parti mezarlığına dönüştürme halinden, AYM‘nin AK Parti kapatma davasından ders çıkarmamış olanlar, yapsınlar bunları. Bu hukuksuzlukların sonu yok ki! Ben zaten daha fazla otoriterleşme bekliyorum. Bunu görüyoruz.

YSK’nın çoğunluğu ellerinde, İstanbul’da nasıl “çaldılar” numarası çekildiyse burada da çekilebilir. Biz bunların her birine hazırız. Arkamızda büyüyen bir toplumsal destek görüyoruz. Bu toplum demokrasi, özgürlük istiyor. Hem istibdada karşı itiraz edecek hem büyüklenmeye .

İSTANBUL’DAN DERS ALMAMIŞ OLANLAR MİLLETTEN TEKRAR TOKAT YER: İstanbul’dan ders almamış olanlar milletten tekrar bir tokat yemek istiyorlarsa buyursunlar, ellerinden geleni yapsınlar. Seçimler 3 ay sonra, bir yıl sonra yapılsın, biz DEVA Partisi olarak hazır olacağız. Muhalefetin, siyasi numaralarla engeller getirmeye çalışanlara karşı, elini kolunu bağlayıp “takdir buyurmuş padişahımız” diyecek hali yok. Onlar da elbette demokratik hukuk devleti kuralları çerçevesinde demokratik mücadelesini ortaya koyacaktır. Biz çok rahatız.

AK Parti ve Cumhurbaşkanlığı hükümet sistemi adıyla ortaya konulan sistemsizlik için bunun bir intihar olacağını düşünüyorum.

ÇAV BELLA TEPKİSİ, İSLAM ADINA DEĞİL KENDİ İKTİDARINI KORUMAK İÇİN: CHP bu meseleyi, aman tekrar buradan dayak yemeyelim diye güçlü bir sesle kınadığı halde iktidar tarafı, “Samimi değilsiniz, ezan düşmanısınız, klasik CHP zihniyeti…” diye burada ısrar etti. İktidar partisinin, ezan bizim ortak değerimiz, kınayanlara da teşekkür ediyoruz demesi gerekirken kendi seçmenimizi konsolide edebiliriz, CHP düşmanlığını nasıl besleriz, CHP’nin din düşmanlığı etiketini nasıl besleriz, bunu yapmaya çalıştılar.

CHP düne kadar Cumhuriyet mitingleriyle, AYM’yi kullanarak, maalesef orduyu kullanarak aynı mantığı ortaya koydu. Bugün farklı bir versiyonunu yaşıyoruz, bugün rengi farklı. Bugün herhangi bir ideoloji adına, Müslümanlık, İslam adına yapılmıyor. Bunu birileri kendi iktidarlarını korumak adına yapıyor.

İZMİR’DEKİ TUTUKLAMA HUKUKİ DEĞİL: (CHP eski İzmir İl Başkan Yardımcısı Banu Özdemir’in Çav Bella’nın cami hoparlöründen okunması görüntüsünü paylaştığı için tutuklanmasına ilişkin) CHP’ye mal edilen olay var ya hoparlörün haysiyetine hakaret ettiği için olsa gerek ki tutuklanıyor. Böyle bir hukuk düzeni olabilir mi? Bunu yapanlar sözde İslami değerler adına yapıyorlar, Kuran’dan bihaberler. Kuranın dinle alay edenlerle ilgili hatırlatmaları var. Peygamber Efendimizi ikaz ediyor, “Sen sadece hatırlatıcısın” diyor, “Senin orada ceza verme görevin yok, bu bize ait” diyor.

Ortada hukuki bir durum yok. Hukukun araçsallaştırılması söz konusu. Maalesef iyi niyetli mütedeyyin kesimlerin dini duyguları istismar edilerek insanlar birbirine düşmanlaştırılıyor. 

28 ŞUBAT’TA İNSANLAR KOLUNA GİRMİŞ, SEN BUGÜN HAK İHLALİ YOK DİYORSUN:  28 Şubat’ta solcusu sosyalisti farklı yaşam biçimlerine sahip insanlar, başörtü mücadelende senin koluna girmiş, sen çıkmış diyorsun ki, bu ülkede insan hakları ihlali olduğunu iddia eden abesle iştigal ediyordur. Ben bundan utanıyorum.

LAİK-ANTİLAİK DEĞİL DEMOKRATLARLA-OTORİTERLER MÜCADELESİ VAR:  Bu ülkenin temel meselesi, laik-antilaik mücadelesi değil. Ülke bunu aştı Allah’a şükür! Bu ülkenin şu anki mücadelesi demokrat olanlarla otoriter olanların karşı karşıya geldiği mücadele. Bundan sonra ülkenin otoriter bir rejim tarafından mı yönetilmesini yoksa özgürlükçü demokrat bir anlayışla mı Türkiye’nin geleceğini inşa etmek istiyoruz? Bundan sonra bunun mücadelesi veriliyor Türkiye’de.

POLİS KOVBOYLUK İÇİN DEĞİL KAMU DÜZENİNİ KORUMAK İÇİN SİLAH TAŞIYOR: Ülke otoriterleşiyor. Özgürlüklerin muhafaze edilmesi için herkesin katkı sunması gerekir.  

Bu ülkenin en kudretlileri sabahtan akşama kadar siyasi partileri kriminalize etmiyor mu? Yargılanmamış insanları devlet düşmanı ilan etmiyor mu? Bir İçişleri Bakanı çıkıp “ayağına kurşun sıkıp” demiyor mu? Polis de bunun gereğini yapıyor. Bunu yaptıran insanların aklını başına alması gerekir. Yarın öbür gün bu şiddet kültürünün mağdurları kendileri de olabilir. Toplum bu kadar maniple edildi, yozlaştırıldı, zehirlendi. Bunu düzeltmek için olağanüstü bir mücadele içine girmemiz lazım. Polis o silahı hukuka riayet etmek için, kamu düzenini korumak için taşıyor. Öyle kafasına göre kovboy edasıyla ortalıkta milleti terörize etmek için taşımıyor ki. Polisimizin yüzde 99’u da böyle yapmıyor ama birileri çıkıyor, özellikle yukarıdaki kudretlilerden güç aldığı için, nasıl olsa suçun takibi yok, bakmayın o göstermelik soruşturmalara.

DİNDAR NESİL HAYALİ OLANLAR KİNDAR NESİL YETİŞTİRDİ: 20 yıldır iktidardasınız ve sizin gençleriniz dahi yurt dışında yaşama hayali kuruyor. Dindar bir nesil yetiştirme hayali olanlar hep kindar nesil yetiştirdi.

Dindar kesimin birçoğu da Allah’a şükür bundan kendisini uzak tutmaya çalışıyor ama daha güçlü bir biçimde yapması lazım. Numaralara, kutuplaştırmalara gelmemesi lazım. Mesele bugün CHP-MHP meselesi değil, hukuksuzluğun, adaletsizliğin ayaklar altına alınması ve gün geçtikçe daha fazla otoriterleşen keyfi bir sistemin ülkeyi çok daha büyük zorluklarla karşı karşıya bırakacak olması.

TOPLUMU YOKSULLAŞTIRMAYA HAZIRLAR: Birileri toplumu yoksullaştırmaya hazır, yeter ki iktidarlarını sürdürebilsin. Çünkü öncelikleri toplumun refahı, milletin mutluluğu değil. Öncelikleri denetimden kendilerini uzak tutarak iktidarlarını hukuksuz biçimde sürdürme mücadelesi.

ALİ BABACAN DEĞİL SEN YAPTIYSAN YİNE YAP, ELİNİ TUTAN MI VAR!: Ali Babacan değil ben yaptım! E yine yap! Sanki önünde bir engel var! Madem Ali Babacan yapmadı, e ne güzel işte, tekrar yap. Niye yapamıyorsun? Çünkü liyakata önem vermiyorsun, artık tek esasın sadakat olmuş. Artık insanların sana itiraz etmesini kabul etmiyorsun. Artık insanların fikir geliştirmesine müsamaha göstermiyorsun.  Artık bunların hepsini bir kenara bırakmışsın, hiç olumsuz bir şey duymak istemiyorsun. Sayın Cumhurbaşkanına toplumun gerçeklerinin anlatılıp anlatılmadığından da emin değilim. 

PANDEMİ SÜRECİNDE BİN BİR TÜRLÜ HUKUKSUZLUK YAŞANDI:  Pandemi sürecinde bin bir türlü hukuksuzluk yaşandı. Önce sokağa çıkma yasağı diyorlardı, sonra sokağa çıkma kısıtlaması demeye başladılar. Yaptıkları tamamen anayasaya aykırı. Hepimizin toplumun sağlığıyla ilgili çaba göstermemiz gerektiğine göre parlamentoyu çalıştırmamız gerekir, kanuni düzenlemeler yapmamız gerekir. Temel hakları durduruyorlar. Bu sadece OHAL’de mümkün. Akıllarına getirmek de istemiyorum, Seyahat yasağı, sokağa çıkma yasağı, maske satışı yasağı… Akıl tutulması. Bunların bir çoğu da yetkisiz genelgelerle oluyor. İçişleri Bakanı olmayan yetkiyi kullanıyor. Hangi birisini sayalım, normal ülkelerde hepsi birbirinden büyük skandallar. Bunların en hafifi istifa gerektiren hususlar ama bizim ülkemizde en olağan haller bunlar.  

SİZ NASIL MEZAR ZİYARETİ YAPIYORSUNUZ?: Siz insanlara sokağa çıkma yasağı getiriyorsunuz ama kendiniz mezar ziyaretinde bulunabiliyorsunuz. Anadolu Ajansı da topluma sanki maharet yapılıyormuş gibi bunu topluma takdim ediyor. Siz 65 yaşın üzerinde değil misiniz? Toplum ailesini ziyaret edemiyorsa, mezar ziyareti yapamıyorsa siz nasıl yapıyorsunuz? Bu şekilde mi örnek oluyorsunuz insanlara? Kimsenin hukukun üzerinde olmaması lazım. Her fırsatta, her ortamda kendinizin hukuka, kurallara tabi olmadığını göstereceksiniz ondan sonra da toplumun hukuk devletine riayet etmesini bekleyeceksiniz!

Yorumlar