GÜNDEM
06 Mar 2021 11:49 Son Güncelleme: 06 Mar 2021 12:09

Cumhuriyet yazarı Mine Söğüt'ten, kızlara akla zarar öğütler

Cumhuriyet Gazetesi yazarı Mine Söğüt, "Baba evini derhal terk edin kızlar" başlıklı skandal bir yazıya imza attı. Söğüt, kızlara baba evinden kaçmalarığı öğütlerken, hedeflerine de evliliği değil "mutlu olmayı" koymalarını istedi.

Haberi Dinle

Çocğu baba evinin tehkilenin merkezi olduğunu ileri süren Cumhuriyet yazarı Mine Söğüt, genç kızlara akla zarar tavsiyelerde bulundu.

İNANÇLARIN PABUCUNU DAMA ATIN

Kızlaraba evinden kaçıp kurtulmaları tavsiyesinde bulunan Söğüt, "Hısım akraba ne derse desin, elâlem ne düşünürse düşünsün, hiç kafaya takmayın. Geleneklerin, inançların, korkuların pabucunu dama atın" diyerek adeta dine ve geleneklere olan nefretini kustu.

SOKAKLAR DAHA GÜVENLİ

Yazısında sokakların çoğu baba evinden daha güvenli olduğu algısını oluşturmaya çalışan Sögüt, " Sokaklar, size “Hayır” deme hakkı tanımayan ve sizi çocuk doğurmakla, namuslu olmakla, başını yerden kaldırmamakla, tane tane pilav yapmakla, her yeri “bal dök, yala” kılmakla, başınıza gelecek her şeye ama her şeye katlanmakla cezalandıran o kadim ahlaktan daha kötü değildir. Sokaklar, tehlikeli değildir; tehlike sizi o sokaktan külliyen men eden eril adaletsizliktedir." cümlelerini kurdu.

EVLENMEYİN

Kızlara, "kendi gazozunuzu kendiniz açın" şeklinde uçuk öğütler veren Sögüt, kızlara hedeflerinde evliliğin değil, mutlu olmasını emretti.

İŞTE SÖĞÜT'ÜN AKLA ZARAR ÖĞÜTLERİ

Her baba evi öyle sanıldığı kadar güvenli değildir. 

Aksine çoğu baba evi tehlikenin merkezidir.

Ve bazen sokaklar o baba evinden çok daha güvenlidir.

O yüzden, o despot, o dayakçı, o adaletsiz, o ikiyüzlü, o sinsi, o hesapçı, o güvenilmez babaların evinden erkenden çıkın gidin kızlar.

Hısım akraba ne derse desin, elâlem ne düşünürse düşünsün, hiç kafaya takmayın.

Geleneklerin, inançların, korkuların pabucunu dama atın.

Geçmişin hatalarını genetik bir günah gibi siz de anneleriniz gibi boynunuzda taşımayın.

Sizden beklenen her şeyi yapmayın ve sizden beklenmeyen bazı şeyler yapın.

SOKAKLAR GÜVENLİDİR

Sokakların, sizi bir ömür korkuya tutsak kılan bir baba evinden daha tehlikeli olduğunu söyleyenlere gülüp geçin.

Aslında onlar da bilirler;

Sokaklar sizi “bembeyaz” gelinliğinizle, “tertemiz” bir şekilde dayak yiyeceğiniz ve muhtemelen bir gün öldürüleceğiniz başka bir eve kilitlemeye meyyal dogmatik yapıdan daha kötü değildir.

Sokaklar, size “Hayır” deme hakkı tanımayan ve sizi çocuk doğurmakla, namuslu olmakla, başını yerden kaldırmamakla, tane tane pilav yapmakla, her yeri “bal dök, yala” kılmakla, başınıza gelecek her şeye ama her şeye katlanmakla cezalandıran o kadim ahlaktan daha kötü değildir.

Sokaklar, tehlikeli değildir; tehlike sizi o sokaktan külliyen men eden eril adaletsizliktedir.

Sorun kendinize...

O adaletsizliğe başkaldırmaya cesaret edemeyenler, sizi eve tıkmaya nasıl cesaret ederler?

O yüzden siz bir çarpın baba evinin kapısını, sokaklara çıkın. Özgürlüğünüze sahip çıkın, bedeninize sahip çıkın, isteklerinize sahip çıkın, heveslerinize sahip çıkın.

Güzel kitaplar okuyun, okuduğunuz o kitaplarda aklınıza ne yattıysa, onu dinleyin.

Güzel filmler seyredin, o filmlerde ne gördüyseniz onların gerçekliği üzerine düşünün.

Sanatla, felsefeyle, tarihle, bilimle ilgilenin; hayatla ilgilenin, kendinizle ilgilenin.

Tartışın, sorgulayın, araştırın, bir de dans edin. Çok dans edin. 

Bağıra bağıra şarkılar söyleyin, sesinizi yükseltmekten ve dilediğiniz zaman ağız dolusu gülmekten hiç çekinmeyin.

Haylaz olun, her önüne gelenin sizi terbiye etme hevesine kafa tutun.

Kaçın o evden, kaçın kurtulun.

Sokaklar siz özgürce orada dolanmadığınız zaman tehlikeli.

Ahlak, asıl siz dilediğiniz gibi yaşamadığınız sürece çökmekte.

Sizi bir zindana kilitlemek isteyen ve sadece başınızı ya da bacağınızı değil, zihninizi de örtmek için kadınlığı baskıyla sindiren eril dünyanın hesaplarını boşa çıkarın.

KENDİ GAZOZUNU KENDİ AÇAN KIZLAR

Kaçın o evden, size dayatılan hayatı değil, kendi tercih ettiğiniz hayatı yaşayın.

Eğer siz kendinize güvenirseniz ve içinizdeki gücü gerçekten hissederseniz...

Ne gazozunuza ilaç atabilirler ne de evlenme vadiyle sizi kandırıp “kirletebilirler”.

Kendi gazozunu kendi açan ve kendi içen bir kız olun.

Hayatınızın hedefine “evliliği” değil, mutluluğu koyun.

Sevişmenin kirlenmek olduğu safsatasını da hemen unutun.

Cinsiyetçi deyimlerin utanç verici mirasını reddedin.

O baba evini terk edin.

Ki insanlar, dizlerini, kızlarını oğulları kadar övmedikleri için dövsünler.

Kalabalıklar neşeyle kahkahaya boğulduklarında bunu o an herhangi bir bebeğin doğmasına yormayı akıl etsinler.

Saçı uzun ya da kısa, eteği dilediği boyda kızlar istedikleri her yerde gönüllerince gezsinler, diledikleri işlerde çalışsınlar, aile isterlerse kursunlar, istemezlerse kurmasınlar, çocuk isterlerse yapsınlar, istemezlerse yapmasınlar.

Vurun kapıyı çıkın o baba evinden.

Önce sizi korkutan sonra da bu korkuyu bahane ederek sizi eve tıkan aklın egemenliğine kafa tutun.

Haşarı kızların diledikleri her yere ama “uslu” kızların yaşarken bile cehenneme gidebildiği bu tehlikeli düzende...

Rakibinin politik duruşunu, onun cinsiyetine “kendince” göndermeler yaparak eleştiren eril politikaların saltanatını sokaklara çıkarak bitirin.

O tekinsiz baba evini terk edin kızlar; derhal terk edin.

 

 

Yorumlar