DÜNYA
06 Ağu 2020 15:19 Son Güncelleme: 06 Ağu 2020 15:19

Çin zulmünü ortaya koyan görüntüler!

Çin'de gözaltında kaybolan Uygur model Merdan Ghappar'ın gözaltındayken gizlice gönderdiği görüntüler, Pekin yönetiminin Müslüman Uygur Türkleri'ne yönelik zulmünü gözler önüne serdi.

Haberi Dinle

Dev Çin internet giyim şirketi Taobao için modellik yapan Merdan Ghappar kameralara poz vermeye alışkın biri.

Fakat son videosu parlak stüdyo ışıkları altında ya da popüler kent sokaklarında çekilmemiş. Arka plandaki beton duvarlar ve penceredeki demir parmaklıkların önünde duran Ghappar'ın yüzünde endişeli bir ifade var.

Telefonunun kamerasını sağ eliyle tutarak, üzerindeki kirli giysileri, şişmiş ayak bileklerini ve sol bileğini bir demir karyolaya bağlayan kelepçeyi gösteriyor. Odada başka eşya yok.

Ghappar'ın akrabalarının BBC'ye ilettiği bu video ve birkaç telefon mesajı, Çin'in çok gizli ve güvenlikli gözaltı sistemini içeriden belgeleyen nadir belgelerden.


Güvenilir tahminlere göre son birkaç yıl içinde Çin Sincan Uygur Özerk Bölgesi'nde "üç kötülük" diye tanımladığı "ayrılıkçılık, terör ve aşırılık" ile mücadele gerekçesiyle bir milyonu aşkın Uygur ve diğer etnik azınlıklardan vatandaşını bölgede sıkı güvenlik önlemlerinin alındığı kamplara koydu. Çin bu kampların varlığını reddetmiyor ancak bunların aşırılıklara karşı eğitim verilen gönüllü okullar olduğunu ileri sürüyor.

Pekin yönetimi bu kampların çoğunun kapandığında ısrar ediyordu. Ghappar'dan gelen mesajlar hem bu kampların hala varolduğuna hem de çok sayıda insanın buralarda haklarında belli bir suçlama bile olmadan belirsiz sürelerle tutulduğuna işaret ediyor.

Çin Dışişleri Bakanlığı ve Sincan yönetimi, BBC'nin konuyla ilgili sorularını yanıtlamadı.

NASIL KAYBOLDU?

Merdan Ghappar, 2009 yılında, çağdaşı bir çok Uygur gibi fırsatların daha zengin olduğu Çin'in daha zengin batı kentlerine gitmek üzere Sincan'dan ayrıldı.

Sincan Sanat Akademisi'nde dans eğitimi almıştı ve önce dansçı olarak iş buldu. Birkaç yıl sonra da güneydeki Foşan kentinde modellik yapmaya başladı.

Arkadaşları o sırada Ghappar'ın günde 1300 dolar gibi Çin ölçülerine göre inanılmaz paralar kazanmaya başladığını anlatıyor.

Başlangıçta Ghappar'ın öyküsü Devlet Başkanı Şi Jinping yönetimindeki Çin'in dinamik, gelişen ekonomisinin başarısı için çekilmiş bir reklam filmine konu olabilirdi.

Arka planda ise akrabalarına göre, Uygurlara karşı beslenen genel önyargılar ve kuşkular nedeniyle ona Uygur kimliğini öne çıkarmaması telkin ediliyordu.

Geniş bir daire alacak kadar para kazanıyordu ama mülk edinme hakkı olmadığı için bunu Han Çinlisi bir arkadaşının üzerine kaydettirmişti.

2013 ve 2014'de Pekin ve Kunming kentlerinde sivilleri hedefleyen ve Uygur ayrılıkçıların sorumlu tutulduğu iki saldırıdan sonra Çin'in Uygurlara yönelik tutumu daha da sertleşti.

Sincan'ın dört bir yanında cezaevleri ve gözetim kamplarının kurulmasına ise 2018 yılında başlandı.

O yıl güneydeki Foşan'da yaşamayı sürdüren Ghappar esrar satmak suçlamasıyla 16 ay hapse mahkum edildi.

Suçlamalar gerçek de olsa, arkadaşlarının söylediği gibi düzmece de olsa, Çin'de mahkemeye çıkarılanların yüzde 99'unun tutuklandığını gösteriyor.

2019 yılında tahliye oldu fakat özgürlüğü uzun sürmedi. Bir aydan az bir süre sonra polis yeniden kapısını çalarak rutin bir kayıt işlemi için Sincan'a dönmesi gerektiğini bildirdi.

BBC'nin eline geçen belgeler, Ghappar'ın başka bir şeyle suçlanmadığını, kendisine sadece Sincan'da bir kaç gün "eğitim görmesi" gerekebileceğinin bildirildiğini gösteriyor.

Bu yılın başlarında, 15 Ocak günü iki polisle birlikte Foşan'dan Şincan'da memleketi Kuça kentine götürülen Ghappar'a ailesi ve arkadaşlarının havaalanında kalın giysiler ve cep telefonunu iletmesine izin verildi.

MESAJ NASIL GELDİ?

Bu dönemde Çin'in diğer yerlerinde ya da yurt dışında yaşayan Uygurların memleketlerine dönmeye zorlandıklarına dair bilgiler vardı ve ailesi Ghappar'ın eğitim kampları denilen gözaltı merkezlerinde kayıplara karışmasından korkuyordu.

Fakat bir ayı biraz aşkın bir süre sonra olağanüstü bir şey oldu: Ghappar bir şekilde telefonuna ulaşmayı başarmış ve dış dünyaya mesaj iletmişti.

Merdan Ghappar Çin sosyal medya uygulaması WeChat üzerinden yolladığı yazılı mesajlarda, önce Kuça Emniyet Müdürlüğü'nde tutulduğunu anlatıyordu:

"50 metrekare civarında bir odada 50-60 kişinin tutulduğunu gördüm. Erkekler sağda kadınlar solda duruyordu. Herkes 'dörtlü giysi' tabir edilen, başa geçirilen siyah bir çuval, ellerde, ayaklarda kelepçe ve bu son ikisini birbirine bağlayan bir zincirle tutuluyordu.

Ghappar da aynı şekilde zincirlenerek diğerlerinin yanına kondu. Yatacak ve uyuyabilecek kadar yer yoktu.

"Başımdaki çuvalı çıkarıp polise kelepçelerin çok sıkı olduğunu bileklerimi acıttığını söyledim. Bana 'Bir daha başındakini çıkarırsan seni öldürene kadar döverim' dedi. Ondan sonra konuşmaya cesaret edemedim."

"BURADA ÖLMEK İSTEMİYORUM"

Ghappar WeChat'e yolladığı mesajlarda, poliste tutulduğu süre içinde sorgu odalarından sürekli çığlıklar geldiğini de yazdı.

22 Ocak'ta Çin'de koronavirüs krizinin iyice tırmandığı bir sırada salgın haberi gözaltındakilere de ulaştı.

Ghappar mesajlarında, polislerin gözaltındakilere başa geçirilen çuvalın altına bir de maske taktıklarını söylüyor.

"Çuval ve maske... Nefes almak iyice güçleşmişti" diyor.

Bir gün polisler kalabalık gözaltı odasına termometreyle gelip herkesin ateşini ölçtü ve Ghappar'ın ateşi normalin üzerinde çıktı.

Ghappar, bunun üzerine yine "dörtlü giysiler" ile üst kattaki başka bir odaya konduğunu, geceleri camları açık bırakılan bu hücrede sğuktan uyuyamadığını ve sorgu odalarından gelen çığlıkları daha yakından duyduğunu anlatıyor.

Bir kaç gün sonra gözaltındakiler minibüslere doldurularak bilinmeyen bir yere götürüldü. Ghappar, soğuk algınlığı olduğundan diğerlerinden ayrı tutulduğunu ve videosunu çektiği "salgın kontrol merkezi" diye tanımladığı yere götürüldüğünü, burada yatağa kelepçelenmiş olarak tutulduğunu anlatıyor.

"Her tarafım bitlenmişti. Kaşınıyordum. Burada koşullar Emniyet Müdürlüğü'ndekinden daha iyi. Tek başıma tutuluyorum. Ama başımda iki kişi bekliyor" yazan Ghappar, önlemlerin gevşetilmesinden yararlanarak dışarıyla temas kurmayı başardığını söylüyor.

Nakledildiği yerde bir kısmına ulaşabildiği kişisel eşyaları arasındaki telefonun farkedilmediğini ve bu yolla mesaj gönderebildiğini yazıyor.

Gözaltına alınışından 18 gün sonra dış dünya ile iletişim kuran Ghappa birkaç gün boyunca WeChat üzerinden yaşadıklarını anlatmayı sürdürüyor. Sonra mesajlar kesiliyor.

O günden bu yana Ghappar'dan haber alınamıyor. Yetkililer ailesine Ghappar'ın nerede olduğu ve hangi gerekçeyle gözaltında tutulduğuna dair bilgi vermiyor.

MESAJLAR GERÇEK Mİ?

WeChat üzerinden gönderilen yazılı gerçekten Ghappar tarafından yazılıp yazılmadığını bağımsız kaynaklardan doğrulamak imkansız. Fakat uzmanlar Ghappar'ın video kaydının gerçek gibi göründüğünü söylüyorlar.

Bu kanıya varmalarının bir sebebi görüntülerin arka planında, hoparlörlerden duyulan propaganda mesajları.

Ghappar'ın hücresinin penceresinden doğru "Sincan hiçbir zaman Doğu Türkistan olmadı. İçerde ve dışarda ayrılıkçı güçler bu coğrafi terimi siyasallaştırdılar ve Türki dilleri konuşan ve İslama inananları birleşmeye çağırdılar" şeklinde bir anons duyuluyor.

Diğer yandan Ghappar'ın yazılı mesajlarını analiz eden Georgetown Üniversitesi'nden Çin'in Sincan politikaları uzmanı profesör James Millward, bu satırlarda verilen bilgilerin, belgelere dayanan diğer vakalardaki anlatımlarla uyumlu olduğunu söylüyor.

Profesör Millward, polis gözaltısıyla ilgili, çok güzel bir Çince ile yapılan anlatımların canlılığı ile bu mesajların nadir bir kaynak olduğu kanısında.

Bir başka Çin uzmanı Dr Adrian Zenz ise, videonun Çin'in kampların çoğunun kapatıldığı iddiasını yalanladığını düşünüyor.

Mesaj ve videoların otantikliğini desteklediği düşünülen bir de fotoğraf var.

Ghappar'ın salgın kontrol merkezi tuvaletlerinde yere düşmüş olarak bulduğunu söylediği bir belgenin fotoğrafı bu.

Çocuk yaşta Uygurları hatalarını kabul edip gönüllü olarak teslim olmaya çağıran Çince belgede, Ghappar'ın gözaltında olduğu bir tarihte Aksu bölgesi Komünist Parti sekreterinin yaptığı bir konuşmaya atıf yapılıyor.

'Nefes alamıyoruz'
Ghappar'ın ailesi ondan 5 aydır haber alamıyor ve ondan glen 4 dakika 38 saniyelik video klibini BBC'ye iletmelerinin, onun daha fazla cezalandırılmasına yol açabileceğini biliyorlar.

Fakat bunun hem onun davasına hem de Uygurların karşı karşıya olduğu sorunlara dikkat çekmek için son umutları olduğunu söylüyorlar.

Ghappar'ın şu anda Hollanda'da yaşayan amcası Abdülhakim Ghappar, videonun ABD'de George Floyd'un beyaz bir polis tarafından gözaltına alırken öldürülüşü görüntüleri gibi dünya kamuoyunu sarsıcı bir etki yaratmasını umuyor.

"Bütün bir Uygur halkı George Floyd gibi şu anda. Nefes alamıyoruz" diyor.

 

Yorumlar