GÜNDEM
22 Haz 2021 11:38 Son Güncelleme: 22 Haz 2021 11:44

Bahçeli: 'HDP kapatılmalı, yöneticileri hakkında hukukun gereği yapılmalıdır'

''HDP bu oyunda asal bir figüran, asıl bir faildir. Parti görünümlü bu bölücü odağın kumanda odası, zalimlerin denetim ve kontrolündedir. PKK, silahlı saldırı konusunda kışkırtçılık tembihlenirken, HDP silahsız bölücülüğün maşası olarak görevlendirilmiştir.''

Haberi Dinle

Bahçeli'nin konuşmasından öne çıkanlar şöyle:

"Nükseden bunalımların kökeninde sağlıklı ve dengeli bir iktidar muhalefet ilişkilerinin kurumsallaşmaması yatmaktadır. Böylesi bir ortamın yokluğu bir yandan siyasi sistemin çözüm ve değer üretme kabiliyetini ortadan kaldırırken öte yandan meşruluk ve çoğulculuk tartışmalarını da ister istemez beraberinde getirmektedir. Ülkemizde demokrasinin temel zafiyetlerinden birini teşkil eden demokratik uzlaşma kültüründen mahrumiyet hedeflenen siyasi istikrarın tesisi önünde ciddi bir engel olarak var ola gelmiştir.

CHP'nin 18-20 Haziran 2021'de düzenlenen belediye başkanları çalıştayının açılışında konuşan Kılıçdaroğlu, geçmiş beyanlarıyla ters düşmüş, baltayı taşa vurmuştur. Siyasi hıncına yenilen, akli melekeleri mefhuç hali gelen bu zatın ne sözü sözdür ne siyaset anlayışı ülke ve millet yararınadır. Kılıçdaroğlu nüfusun yüzde 54'ünün CHP'li belediyeler tarafından yönetildiğini dillendirmiştir. CHP'li belediyeler devletin hükmü şahsiyetinden bağımsız ya da özerk bir yönetim değildir. Bu belediyeler gökten zembille inmemiş, Kılıçdaroğlu'nun terekesinden çıkmamıştır.

Nüfusun yüzde 54'ünün CHP'li belediyeler tarafından yönetildiğini vurgulamak, devlet içinde başka bir devlet varmış gibi değerlendirme yapmanın diğer bir şeklidir. Kılıçdaroğlu'nun ağsındaki bakla zehirlidir. Belediye yönetimleri millete hizmetin ilk halkasıdır. Belediye başkanları da seçildikleri ilk andan itibaren parti aidiyeti ne olursa olsun yörelerindekileri kucaklamakla mükelleftir. Kılıçdaroğlu bildiğimiz kadarıyla hazine bulmadı, kendi adına darphane kurmadı, faturayı da cebinden ödemedi. İhtiyaç sahibi vatandaşlarımıza ne yapıldıysa helali hoş olsun. Devletimizin imkanlarıyla, vergilerle muhtaçlara ulaşıldı. Her belediye başkanı görevinin gereğini yapmış,

Kılıçdaroğlu da böbürlenerek istismara yakayı kaptırmıştır. Bu ayıplı bir siyaset. Biz hangi Kılıçdaroğlu'nun açıklamalarına inanalım. Kovid salgını boyunca bir yandan gece yatağa aç girenlerden şikayet eden, yoksulluğun artışından bahseden Kılıçdaroğlu'na mı kulak verelim yoksa 5 milyona yakın aileye yardım yaptıklarını kasılarak anlatan Kılıçdaroğlu'nu mu ciddiye alalım? Bu Kılıçdaroğlu'nun kaç yüzü vardır?

Biz demiyoruz ki hiç sorun yoktur, her şey güllük gülistanlıktır, bir elimiz yağda bir elimiz baldadır fakat CHP yönetiminin anlattığı gibi kötümser bir Türkiye tablosu kesinlikle söz konusu değil. Meseleleri kavrayan, vatandaşlarımızla bir arada olan bir Türkiye gerçeği vardır. Kıskananların çatlaması beklenmektedir.

Askıda ekmek kampanyamızı tenkit edenler, askıda fatura kampanyasına geçtiler. Yapanı alkışlarız. Mağduriyetin giderilmesinden memnun oluruz.

Kılıçdaroğlu 5 CHP'li belediyelinin 13 bin 338 sanatçıya yardım yaptığını söylemiş. Bunlar kimlerdir? Sanatçı kisvesine bürünmüş bölücülere, Türkiye muhaliflerine belediye imkanları peşkeş çekilmiş midir? Kılıçdaroğlu'nun dost kataloğunda isimleri yazılı mıdır? Kılıçdaroğlu'nun birlikte iktidar olmayı hedeflediği dostları arasında PKK'nın FETÖ'nün DHKP/C'nin dış güçlerin Türk düşmanlarının sıralamadaki yeri neresidir? Demokraside iktidara dostlarla değil milletle ulaşılır. Dostlarla güvenen, şartlar değiştiğinde postuna dolacak samanı da öngörmelidir.

Terörist Demirtaş, Kılıçdaroğlu'nun dostu mudur? Muharrem İnce de hala dost mu görülmektedir? Kılıçdaroğlu'na tavsiyem akşamları video çekip paylaşmak yerine Zeki Müren'in Eski Dostlar şarkısını dinleyerek kendisini avutmasıdır.

Biz zillete düşenleri, Kılıçdaroğlu'nu ve sabıkalı dostlarını çok iyi biliriz. Varsın onlar ne idüğü belirsiz dostlarıyla kucaklaşsın, biz milletle kucaklayacağız.

Kılıçdaroğlu dost desin kıvransın, biz Türkiye diyeceğiz, Türklüğün onurunu yaşayacağız. Onlar dostlarıyla iktidar olacağız ezberine takılsalar ne yazar, biz cumhurun muhteşem iradesiyle Türkiye'yi geleceğin süper gücü yapacağız. Erken seçimi daha çok biz iktidara gelmek için değil, bu millet beladan kurtulsun diye istiyoruz diyen Kılıçdaroğlu, belanın iptiladan, iptilanın müpteladan geldiğini unutmasın. Türk milletinin dost diye düşmana ganimet olmayacağını, zilletle pekişmiş kafasına soksun.

Harcı adalet olmayan bir toplum veya devletin binası çürüktür. Kuvvetsiz adalet ve adaletsiz kuvvet iki büyük felakettir. Türk milleti adaletiyle sivrilmiş, adından gururla bahsettirmiştir. Hz. Mevlana'nın dediği gibi, 'adalet ağaçları sulamak, zulüm ise dikene su vermektir.' Biz dikene su verenlerden olmayacağız, bizi bilen bilir, bilmeyen de kendi gibi bilir.

Devlet duyguyla değil, akılla yönetilir, devlet kin ve nefretle değil adaletle muamele eder. Tehdit ne denli çetin, ne kadar derin olsa da devlet yönetimi adalet ve hukukun çizdiği sınırlardan taviz vermez, vermemelidir.

Terörle ve bölücülükle mücadele de aynen böyle olmalıdır. Bu mücadelede başarının önündeki engellerden en önemlisi terörizm ile bölücük arasındaki ilişkiyi algılamakta sorun yaşayan çevrelerin varlığıdır. MHP yıllardır terörü ve terör örgütünü yalnızca kanlı eylemlerinden ibaret görmekten uzak bir anlayışla, daha yukarıdan yorumlama ve değerlendirme çabasında olmuştur.

37 yıldır kanlı eylemleriyle ülkemizin ilk gündemi haline gelen PKK terörünün bir amaç değil araç olduğu ortadadır. Kurulduğu ilk yıllardan itibaren PKK'nın Türkiye üzerinde emelleri olan her devletin kullandığı uluslarüstü bir baskı ve pazarlık mekanizması olarak şiddete ve teröre başvurduğu bir gerçektir. Millet varlığına kast eden PKK terörü ile mücadele ve teröristlerin imhası yıllardır en üst seviyede büyük bir fedakarlıkla sürdürülmüştür. Çok sayıda şehir verilmiş, çok sayıda vatandaşımız hayatını kaybetmiş ve yaralanmıştır. Ülkemiz başka sahalara ayırması gereken maddi imkanlarını haklı olarak terörle mücadeleye aktarmış, bu konuda da kayıplar yaşanmıştır.

HDP bu oyunda asal bir figüran, asıl bir faildir. Parti görünümlü bu bölücü odağın kumanda odası, zalimlerin denetim ve kontrolündedir. PKK, silahlı saldırı konusunda kışkırtçılık tembihlenirken, HDP silahsız bölücülüğün maşası olarak görevlendirilmiştir. Türkiye üzerinden oyun kuranların tıpkı bir asır önce olduğu gibi yine bölücülük üzerinden yürüdükleri net olarak görülmüştür. Otu çekip köküne bakıldığında HDP'nin PKK'dan, PKK'nın HDP'den farklı olmadığı gerçeği ortaya çıkacaktır.

Konu sıradan bir asayişsizlik veya organize suç şebekesi konusu değil, Türkiye'nin var oluş ve yok oluş davasıdır. Buna tarafsız ve tepkisiz kalanların ihanete ortaklıkları tartışmasızdır.

AYM Genel Kurulu'nun HDP'nin kapatılması istemiyle açılan davanın ilkini reddedip ikincisini kabul etmesi bize göre hayırlı bir gelişme, adaletin tecelli açısından ümit verici bir tesellidir. Hukuk varsa, adalet hakimse, Türkiye tarihi haklarından ve milli bekasını savunmaktan vazgeçmemişse, terörizmin siyaset ayağı, hiçbir ad altında açılmamak üzere kapatılmalıdır.

Kılıçdaroğlu eline vicdanına koyup söylesin, kimin yanındadır? Bölücülüğü ve şiddeti, terörü mü destekliyor? Yoksa Türkiye'nin ve şühedanın safında mı duruyor? Bu meselenin arası, ortası, kıyısı, köşesi, şurası, burası yoktur. Artık seçenek kalmamıştır. Ya ihanet kazanacak ya da millet iradesi ihaneti kazıya kazıya temelinden söküp atacaktır.

İzmir HDP binasına yapılan hunhar saldırı ve suikast elbette alçak bir komplo, şiddetli bir provokasyon olarak değerlendirilmelidir.

İzmir HDP il binasına saldırı da süreci başka bir yere taşımıştır. İfade tutanağı analiz edildiğinde tek başına hareket etmediği hemen fark edilecektir. Lütfen dikkat buyurunuz, öyle bir gün seçilmiştir ki, binada tek bir HDP'li yönetici yoktur. Planlı bir toplantı da iptal edilmiştir. Suruç katliamında olduğu gibi HDP'liler araziye uymuşlardır. Ne hikmetse çay servisi yapan asıl şahsın yerine, yardım amacıyla kızı gelmiştir. Deniz Poyraz'ın yarım bıraktığı çay ve domates zeytin propaganda olarak kullanılmıştır. Katilin bozkurt işareti fotoğrafı hazır bekletiliyormuş gibi servis edilmiştir. Bu katil gerçekte kimdir? HTS kayıtları çıkarılmış mıdır? Derin PKK'nın, yabancı istihbarat örgütlerinin parmağı var mıdır? HDP'yi masumlaştırıp partimizi, Cumhur İttifakı'nı suçlamak üzere bina edilen cinayetin önü arkası, altı üstü sonuna kadar araştırılmalıdır.

İzmir'deki cinayetin ardında Türkiye'ye pusu kurmak isteyen gerçek haydut devletler yok mudur? Kılıçdaroğlu kime hizmet etmektedir? HDP İl Binasında ödürülen Deniz Poyraz milis işbirlikçisidir.

Yorumlar