Değerli okurlarım, Kısacık bir hikâye anlatmak istiyorum sizlere, anlatıp öyle devam etmek yazıma,

Bir kavanozun içine yüz tane siyah karınca yüz tane de kırmızı karınca koysanız hiçbir şey olmaz, karıncalar kardeş kardeş geçinir, gül gibi yaşarlar. Ne zaman ki kavanozu güzelce sallarsınız kırmızı karıncalar siyah karıncaları, siyah karıncalar kırmızı karıncaları öldürmeye başlar. Çünkü birbirlerini tehtid olarak görürler. Şimdi sormamız gereken soru şu suçlu karıncalar mı yoksa kavanozu sallayan mı?

Düşman Kim? Dost Kim?
Bu kavgalar, nefretler, savaşlar ne diye?
Ne diye gülen yüzleri soldurmak?
Ne diye hassas kalpleri incitmek?
Ne diye insan gibi yaşamak varken insanlıktan çıkmak?
Kıymetli Okurlarım,
Birlikte yaşamak hiç zor değil aslında, bir olmak, beraber iri ve diri olmak hiç mi hiç zor değil!
Ancak insanlık kendi haline bırakılmıyor ki. Dünyayı yöneten bir grup ortalığı tereyağından kıl çeker gibi karıştırıyor.
Hiç mi hiç doymayan, doymak nedir bilmeyen, kalp, merhamet, şefkat, sevgi gibi insani değerleri taşımayan, görüntüsü insan, insan kılığındaki mahluklar ne yazık ki bu dünyayı herkese zindan etmekten büyük keyif alıyorlar. Kaos ortamlarını meydana getirip sonrada sevimsiz kahkahalarıyla seyrediyorlar. İnsanların acılarından gözyaşlarından umutsuzluk ve mutsuzluklarından beslenip, kendi mutluluklarına mutluluk katıyorlar. Her türlü nimete sahip olmak, her şeyin hükümdarı olmak yetmiyor daha fazlası kendilerini Kâinatın Tanrısı olarak görüyorlar. Buradan güç alıp kendi hezeyanlarıyla nerede bir huzur, nerede gülen yüzler, nerede sevgi dolu insanlar var işte bundan rahatsız olup oraları karıştırmaya bayılıyorlar. Fitne tohumlarını atıp güzelim dünyalarını alt üst ediyorlar.
Bugün dünyanın hali, zulüm altındaki milletlerin durumu budur. Bu her zaman vardı, ne yazık ki kıyamete kadar da var olacak.
Sevgili Okurlarım,
Peki çaresiz miyiz? Hayır! İnanç varsa imkân her zaman vardır.
Uyanık olmalıyız, olmak durumundayız, fitnelere, kışkırtmalara, karıştırmalara karşı her zaman. Birbirimizi suçlamak yerine her zaman anlamaya çalışmak ilkemiz olacak! Zaten suçlu ortaya çıkar.  Okuyan, soran, sorgulayan, düşünen, düşündüren insanlar haline gelmeliyiz. Pasif değil aktif iyilerden olmalıyız. Kötüler madem var her kötünün karşısında bir iyi insan olarak dimdik durabilmeli. Peşinen hüküm veren, sormadan, dinleyip anlamadan hurra saldırma psikolojisine geçmekten kendimizi uzaklaştırmalıyız. Zor değil, kendimizi insani yönde eğitip geliştirmeli, iyilikten güzellikten yana donanımlı olmalı, kendimizi ön yargılardan kurtarmalı, okuyarak araştırarak farkındalığımızı daha da artırmalıyız. Bu bu çağın en büyük silahıdır artık.
İşte o zaman her akıma kapılıp gitmemekten, sürüklenip kullanılmamaktan, düşman değil dost olmaktan bahsedebiliriz. İşte o zaman bugün dünyayı karanlığa gömmek isteyenleri bilebiliriz. İşte o zaman kavanozu sallayanı rahatlıkla görebiliriz.

Sevgi ve muhabbetle,