İslam dini ve İslam devleti ayırımı yanlıştır. Sadece İslam demek yeterlidir. Çünkü İslam hem dindir, hem devlettir.

İslamda din ve dünya ayırımı yoktur. İslamın hükümleri dünya işlerini de kapsar.

İslam laikliği kabul etmez.

Hüküm Allahındır.

İslam ulus millet sistemini kabul etmez.

Dünya ikiye ayrılır: Darü’l-İslam Darü’l-harb.

İslam dünyasının başı Müminlerin Emîridir (Emîrü’l-mü’minîn).

Mü’minlerin Emîri, Resulullahın (Salat ve selam olsun ona) bulunduğu çağdaki vekili, vârisi, halifesidir.

Halife yaksa, onun vazifesini âdil Sultan görür.

Âdil sultan yoksa, dine aykırı olarak masiyetle emr etmemesi şartıyla zalim sultana da itaat edilir.

İdeal Halife râşid, âdil, âbid, muttaqi, sâlih, dirayetli, kiyasetli bir zattır.

Karıncaların, arıların, sürü halinde yaşayan hayvanların bile bir reisi varken; Katoliklerin Papası, Musevîlerin Hahambaşısı, Ortodoksların Patriği, Masonların Üstad-ı Âzam’ı varken Müslümanların niçin bir İmamı, Halifesi olmayacakmış?

Tarih boyunca yaşamış ve değerli eserler vermiş büyük alimler, allameler, mürşidler, firasetli zatlar âhir zamanda Resulullahın sülalesinden bir Mehdi geleceğini haber veriyor.

Halife olmazsa İslam âlemi birleşemez, Müslümanlar esaretten ve zilletten kurtulamaz, İslam toprakları iç ve dış sömürgecilerin tasallutundan kurtarılamaz, Kur’an Sünnet Şeriat ahkamı tenfiz edilemez, can mal ırz inanç neseb güvenliği sağlanamaz.

Resulullah, her mü’minin, zamanındaki İmama biat etmesini emr etmiş, boynunda biat bağı olmayanların sanki cahiliyet ölümü ile ölmüş olacaklarını söylemiştir.

Müslümanların elit tabakası, âdil râşid firasetli dirayetli kiyasetli bir Halife seçmek ve ona biat ve itaat etmekle mükelliftir=yükümlüdür.

Böyle bir Halife seçilince bütün iyi niyetli Müslümanlar ona biat ve itaat etmelidir.

Âdil, râşid, mazbut bir Halife seçildikten ve halk ona biat ettikten sonra ikinci bir halife zuhur ederse o idam edilir.

Halife demokratik seçim yoluyla seçilemez.

Ben halife olmak istiyorum, ne olur Allah aşkına beni seçin diye yırtınan, tepinen kimse halife olamaz. İslamda başkanlığı istemek yoktur.

Halife Kur’ana, Sünnete, Sevad-ı Âzama uygun sahih inanç sahibi olacaktır.

Halife beş vakit namazı cemaatle dosdoğru kılacak ve Müslümanlara da namazı emr edecektir.

Halife, öyle yüksek bir insan olacaktır ki, onun faziletini düşmanları bile kabul edecektir.

Halife öyle âdil olacaktır ki, mağdur ve mazlum gayr-i müslimler onun idare ettiği Darü’l-islama göç etmeye can atacaktır.

Râşid Halifenin idare ettiği Darü’l-İslam, uluslararası temizlik, şeffaflık konusunda, 10 üzerinden 9 küsur not alarak dünya birincisi olacaktır.

Râşid Halife müsbet çeşitliliğe hoşgörüyle bakacaktır ama ahlaksızlığa, şeytanlığa, fıska fücura, iffetsizliğe, ribaya, zinaya kumara, her türlü sömürüye, şirke küfre nifaka, fitne ve fesada asla hürriyet ve fırsat vermeyecektir.

İslam devletinin gayr-i müslim tebaası din, iman, güvenli bir hayat sürme, kimlik ve kültür hürriyetine sahip olacaktır. Dünyanın çeşitli ülkelerindeki Siyonizm ve İsrail aleyhtarı Yahudilerin isteyenleri Darü’l-İslama göç edecektir.

**

Bazı çatlak sesler duymaktayız. İslamda Hilafet yoktur… Kur’an Hilafetten bahs etmiyor… Din sadece bir vicdan işidir, dünyaya karışamaz…

Bunlar, dinsizlerin ve münafıkların, Müslümanların kafalarını karıştırmak için ürettiği bâtıl görüşlerdir.

Katoliklerin Papası, Tibet Budistlerinin Dalay Laması, Masonların Üstad-Âzamı, Anglikanların Canterbury Başpiskoposu, Musevilerin Sefarad ve Eşkenaz Başhahamları olduğu gibi Müslümanların da Halifesi olacaktır. Bunun önüne kimse geçemez.

Yeter ki, bu halife Râşid, âdil, âbid, sâlih, fazıl, muttaqi, firasetli, ehliyetli, liyakatli, temiz bir zat olsun.

(İkinci yazı)

İdam Cezası ve Âdil Hukuk

Zinanın suç olmaktan çıkartılması ölümcül bir gaflet ve yanılmadır.

Yine Ceza Kanunundan idam cezasının kaldırılması da katmerli bir gaflettir.

İdam cezası adaletin temel hükümlerindendir.

Birisi kasıtlı olarak vahşi bir şekilde adam öldürecek ve ona gereken ceza verilmeyecek.

Küçük çocuğa tecavüz edecek, sonra başını taşla ezerek öldürecek ve asılmayacak.

Bursada otobüs durağına otomobiliyle girecek, oradaki beş zavallı kadını biçerek öldürecek ve on ay sonra serbest bırakılacak.

Annesine tecavüz edecek ve sonra öldürecek.

Âdil mahkemelerde, âdil kanunlarla muhakeme edildikten sonra bir katilin idam edilmesinden daha tabiî bir şey olamaz.

Kur’anda “Sizin için kısasta hayat vardır” buyrulmaktadır.

Cana can, dişe diş…

İdam cezası vahşi imiş… Hayır, asıl vahşilik bir ülkede tavuk gibi insan boğazlanmasıdır.

Kanun her ülkede var. Önemli olan kanunların, hukukun, yargılamanın âdil olmasıdır.

Azılı, vahşi, acımasız suçlulara gereken âdil cezaları vermeyen bir hukuk ve yargı sistemi ülkenin ve devletin batmasına yol açar.

Ceza hukukun birinci vazifesi, suçlu adaylarını korkutmak ve suçları önlemektir.

Bizde ne böyle bir korkutma ve önleme var, ne de suç işlendikten sonra âdil bir cezalandırma.

Âdil ve müessir=etkili bir hukuka sahip ülkede güvenlik ve iç barış olur. Çünkü orada kimse suç işleme cesaretine sahip olamaz.

Hırsızlık asgarî=en az seviyeye iner.

Adam öldürmeğe yeltenen kişi bir tür intihar edeceğini bilir ve vaz geçer.

Bir ülkede dev adalet sarayları (Avrupanın en büyük adalet sarayı!), sayısız dev cezaevleri, bir ordu kadar hakim, savcı, avukat varsa, bilin ki o ülkede adalet yoktur.

Âdil bir ülkede mahkemeler işsiz, mahpushaneler ıssız olur.

Davaların yıllarca sürüp uzaması adaletsizliktir.

Hakkını aramak, kendini savunmak için vasıflı avukatlara büyük paralar ödenmesi adaletsizliktir.

Tekrar ediyorum:

Zinayı suç kabul etmeyen bir İslam ülkesi batmaya mahkumdur.

Kısasta sizin için hayat vardır ayetini inkar eden kimse dinden çıkar, mürted olur.

Adalet, âdil hukuk, âdil muhakeme İslam dininin temellerindendir. Adaletin olmadığı yerde İslam kemaliyle yoktur.

Her Müslüman:

Zinanın suç ve günah olduğuna,

Zani ve zaniyelerin âdil şekilde cezalandırılmaları gerektiğine,

Kısasta bizim için hayat olduğuna,

Gerektiğinde bir katilin ve caninin idamının hak olduğuna,

Ceza kanunun suçları önleyici olması gerektiğine,

Suçlular âdil şekilde cezalandırılmadığı takdirde toplumun çökeceğine inanmalıdır.